Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!

SON DAKİKA


googleplay
Kayseri Hakimiyet Gazetesi / www.kayserihakimiyet2000.com
İBRAHİM PEKBAY

16 YILLIK YÖNETİM ZAFİYET…

Bu haber 03 Eylül 2018 - 10:40 'de eklendi ve 28 kez görüntülendi.
16 YILLIK YÖNETİM ZAFİYET…

Farkında mısınız bilemiyorum, AKP’nin iktidara geldiğinden bu yana, en büyük zafiyeti, bulabildikleri hemen her ortamda konuşmak…

Balıkçı barınağında bile…

İşin ilginç yanı, konuşarak yönettikleri ülkede hemen her şey tersine dönmüşken, uygulamalardan daha çok, milletin halen yapılan konuşmalara itibar ederek karar vermesi.

Cumhuriyeti kuranlar, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde, milletin topyekûn, koşulsuz ve karşılıksız, yürekten destek vererek başlattıkları ve zaferle sonuçlandırdıkları “Kurtuluş Savaşı”nı bile bunlar kadar kullanmadılar.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk, savaşın sonucu olan “Zafer”i, hiçbir zaman kendi çıkarları uğruna malzeme yapmadı.

Malzeme yapmak bir yana, Gazi Atatürk’ün, cumhuriyetin ilanından sonra ilk “Başbakan” olarak görev verdiği İsmet Paşaya yazdığı mektubun son satırlarında şöyle anlatmıştı ülkenin halini.

 “Cumhuriyet’e uygun bir anayasaya gerek var. Bu zor durumdan nasıl çıkılabileceğini gösteren ne bir örnek var önümüzde, ne de bir deney.

Ama yılmamak, ucuz, geçici çarelerle yetinmemek, halkı kurtarmak için sorunları çözmek, kalkınmak, ilerlemek, milli egemenliğe dayalı, uygar ve özgür bir toplum oluşturmak, yüzyılımızın düzeyine yetişmek, kısacası çağdaşlaşmak, bu büyük ideali tam olarak başarmak zorundayız.

Bu ana kadar bu ideali koruyarak geldik. Bundan sonra daha hızlı yürümek zorundayız. Bunun için gerekli yöntemi, yolu birlikte arayıp bulacağız. Yoksul ve esir ülkelere örnek olacağız. Kaderin bizim kuşağımıza yüklediği kutsal bir görev bu. Bu büyük görevin ağırlığını ve onurunu seninle paylaşmak istedim.

Allah yardımcımız olsun!”

 

XXX

Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde Cumhuriyeti kuranlar, savaş meydanlarında fiilen çarpışarak, orduyu yöneterek başarıya ulaşmışlardı.

Nerede oldukları, ne yaptıkları belli idi…

Gerçi o zaman “Cep telefonu” yoktu ama belirsiz bir yerden her hangi bir araç ile milletten yardım istememişlerdi. Milleti -Osmanlı yardakçıları, sevdalıları ve vatan hainleri elbette hariç- peşlerine takmışlardı.

Milleti ölüme gönderip, sonradan gökten iner gibi ortaya çıkmamışlardı…

XXX

Türkiye Cumhuriyeti Devleti, 15 Temmuz 2016 günü, en karanlık gecelerinden birini yaşadı ve bu gecede 62 polis, 6 asker, 180 sivil; toplam 248 kişi hayatını kaybetti.

Ne yazık ki 15 Temmuz gecesinin karanlıkta kalan tarafı henüz gün yüzüne çıkmadı ya da kasten çıkarılmıyor.

Çünkü…

15 Temmuz gecesine kadar gelinen süreçte iktidar, “Fetöcü” olarak nitelenen ve ülkeye zarar verdiği 80 li yılların başından beri belli olan, o tarihten beri “Örgütleşme” çabalarının sonuna geldiklerini sanarak harekete geçen, aynı zamanda zekâ özürlü ve akıldan ve bilgiden yoksun hainlerin “Siyasi” kanadını ortaya koymadılar, koyamadılar…

Ama her fırsatta “15 Temmuz hain darbe girişimi” diye söze girişerek, nasıl üstesinden(!) geldiklerini, bu konudaki başarılarını(!) her ortamda ve gerçeklerin de arkasına aklanarak konuştuklarına şahit oluyoruz.

Yurt içi, yurt dışı hemen her ortamda anlatılmasına tanıklık ediyoruz.

XXX

Darbe girişiminin def edilmesini  “Başarı” olarak gösterdikleri bir yana, ne idüğü belirsiz bu girişimi, aynı zamanda “Kurtuluş Savaşı” ile eşleştirmenin, benzetmenin gafleti içinde olduklarını da görüyoruz.

Oysa…

19 Mayıs 1919 tarihinde  Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde başlatılan ve milletin tümünün destek verdiği “Kurtuluş Savaşı”nın başlaması ile zaferle bitmesi arasında geçen süreç hakkında bilmediğimiz, gizli kalmış en ufak bir nokta bile yok.

Elbette o gecenin öncesinde ve sonrasındaki ayrıntıları, zaman içerisinde öğreneceğiz…

Nasıl mı?

Tarih, bir deniz gibidir. Hiçbir şeyi saklamaz ve bir gün denizin, içindekileri karaya attığı gibi, tarih de gerçekleri ortaya koyar…

Ne var ki millet, yönetim zafiyetlerinin acısını çekerek de olsa, yaşamaya devam eder.

Hele Türkiye ve Türk Milleti…

Atılan nutukların içindeki en doğru söz budur zaten…

Türk Milleti, her şeyin üstesinden gelmeye yapmaya, başarmaya gücü yeten bir millettir. Elbette bu günlerdeki sıkıntıların da üstesinden gelmeyi başaracak iradenin sahibidir.

 

 

 

 

 

Etiketler :
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
SON DAKİKA