VE… KUPA’DA RAKİBİMİZ….ANTALYASPOR

VE… KUPA’DA RAKİBİMİZ….ANTALYASPOR

BÜYÜKKILIÇ’IN ENİŞTESİ SON YOLCULUĞUNA UĞURLANDI

BÜYÜKKILIÇ’IN ENİŞTESİ SON YOLCULUĞUNA UĞURLANDI

TOPLANAN VERGİLERLE ÇEVRE YATIRIMI

TOPLANAN VERGİLERLE ÇEVRE YATIRIMI

MOBİLYANIN “SİLİKON VADİSİ” KAYSERİ’DE AÇILACAK

MOBİLYANIN “SİLİKON VADİSİ” KAYSERİ’DE AÇILACAK

BEDİR: HESABIMIZA, KİTABIMIZA, TAKIMIMIZA BAKAR VE GEREKENİ YAPARIZ

BEDİR: HESABIMIZA, KİTABIMIZA, TAKIMIMIZA BAKAR VE GEREKENİ YAPARIZ

AKIL VE İRADE
  • BEYHANASMA
    • BEYHAN ASMA
    • BEYHANASMA@kayserihakimiyet2000.com
    • 28 Haziran 2015 - 15:12:53

İnsana, “insan” olma özelliğini kazandıran sihirli şeydir “akıl.”
Eğer aklımız olmasaydı…
Aklı olmayan sıradan varlıklardan bir çeşit olurduk.
Hiçbir şey anlamayacaktık.
Gördüğümüz varlıklardan, göremeyeceğimiz varlıkları keşfedemeyecektik.
Yaratılan nesnelere ve kendimize anlam veremeyecektik.
Muhayyile gücüne sahip olamayacaktık.
Hakikati bulamayacaktık.
İlahı mesajı kavrayamayacaktık.
Hayatın anlamını öğrenemeyecektik.
Ve en önemlisi sorumlu da olmayacaktık…
Bu nedenle olsa gerek ki, Âdem’e verilen ilk özellik “akıl”dır. Aksi durumda öğretilen isimleri öğrenme şansına sahip olamayacaktı. Ve dolayısıyla, varlığın bilgisinden yoksun olacaktı. Eşyanın bilgisinden yoksun olan bir Âdem, “yaratılış hikmet”ine uygun yaşama şansına sahip olmayacaktı.
Anlaşılıyor ki, akıl, varlıkların anlamını çözecek, hakikati keşfedecek, kavrayacak ve kabul edecek en önemli araçtır. Doğrusu başka araçların var olup olmadığını henüz öğrenebilmiş değiliz. Varlıkların “varlığı” ve “hakikati” var olduğuna göre, biz onu keşfedemiyorsak ya da keşifte sıkıntı yaşıyorsak aklımızı yeterince kullanmadığımızdandır. Yoksa hakikatin yokluğundan değildir. Hakikat vardır, kesindir ve keşfedilmeyi bekliyordur. Temiz akıl sahiplerinin yapması gereken tek şey, “hakikati” ve “hikmeti” bulup, insanların idrakine ve muhayyilesine sunmaktır. En azından bu alanda gayret sarfetmektir. Burada “hakikat” sözcüğüne şöyle bir tanım getirmek mümkün:
Her ne kadar çok değişik yorumlar olsa bile son tahlilde hakikat, yaratılan maddi ve manevi şeylerin gerçek bilgisi, özü, cevheri, manası ve misyonudur, demek mümkündür. Bir yerde, varlıkların “yaratılış gayeleri” demek de mümkün. Varlıkların “tikel hakikati”nden, “külli hakikat” ortaya çıkar. Belki de yapılması gereken öncelikle tikel hakikati keşfetmektir. Zira külli hakikatin varlığını anlamak için öncelikle tikel hakikatlere vakıf olmak gerekiyor.
Belki de en önemli ve en öncelikli mesele, varlıkların asli haliyle keşfedilmesi, anlaşılmasıdır. Varlıkları keşfetmeden hiçbir şeyi anlayamayız. Ve hatta, varlıkların asli haliyle keşfedilmesi, bilginin ve tekâmülün zirve noktasıdır da diyebiliriz. Yarattığı kullarının aklı nasıl kullanacağını bilen Allah, mesajı gönderirken, şüphesiz ki, aklına hitap etmiş, ancak akıl sahiplerinin anlayabileceğini ifade etmiştir. Kuranda, “Düşünmez misiniz.”, “Akletmez misiniz?”, “ İbret almaz mısınız.”, “Ey akıl sahipleri.”, “Temiz akıl sahipleri.”, ”Hala düşünmez misiniz?”gibi vurguları sık sık görmek mümkün. Bu vurgulardan zikrettiğimiz anlamı çıkarmak mümkün.
“Görmedin mi? Allah gökten bir su indirdi, onu yerdeki kaynaklara yerleştirdi, sonra onunla türlü türlü renklerde ekinler yetiştiriyor. Sonra onlar kurur da sapsarı olduklarını görürsün. Sonra da onu kuru bir kırıntı yapar. Şüphesiz bunlarda akıl sahipleri için bir öğüt vardır.” Zumer 21. “(Allah) su sayesinde sizin için ekinler, zeytinler, hurmalar, üzümler ve diğer meyvelerin hepsinden bitirir. İşte bunlarda düşünen bir toplum için büyük bir ibret vardır.” Nahl 11.
Akletmek ve ibret almak. Oldukça derinlikli iki kavramdır. Dinin özünü teşkil eden iki kavram. Akıl sahiplerinin özelliklerini ve ne yapmaları gerektiğini bu ayetlerden anlıyoruz: Varlıkları, gerçek anlamıyla keşfetmek, anlamak, yaratanı hayal etmek ve öğüt almak…

  • Etiketler

The comments are closed.

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz