googleplay
Kayseri Hakimiyet Gazetesi / www.kayserihakimiyet2000.com
İBRAHİM PEKBAY

ANLAMAK İÇİN AKILA İHTİYAÇ VAR…

Bu haber 22 Şubat 2019 - 13:53 'de eklendi ve kez görüntülendi.
ANLAMAK İÇİN AKILA İHTİYAÇ VAR…

Değerli okurlarım…

Acaba Soner Yalçın’ın 21 Şubat tarihinde SÖZCÜ gazetesinde yayımlanan köşe yazısını okudunuz mu? Keşke okumuş olsaydınız…

Yazısında, Amerika’daki bir vakıf ile Türkiye arasındaki bağı ve vakıfın yöneticilerinin kimliklerinden söz ediyordu kısaca…

Benim aklıma gelen ise bu konuda, çok farklı…

Masum bir “Vakıf” çalışması olarak göremiyorum. Çünkü bu şekilde faaliyete başlayıp, esas amacının Türkiye Cumhuriyet Devletini ortadan kaldırarak, İslam’ın da ötesinde, kendilerine has bir devlet tarzı icat etmek ve insanları baskı ile yönetmek idi.

Fetullah Gülen’i ilk tanıdığımda amaçlarının ne olduğunu anlamaya çalışırken, devletin içine yerleşmeye çalıştıklarını, amaçlarının farklılığını o zamanlar da yazmıştık da, “Yahu, sen bilmiyorsun Hoca efendiyi, anlamıyorsun” gibilerinden karşı çıkmışlar, hatta bir yazımdan dolayı yayımlanan yerin yazı işlerini mahkemeye vermekle tehdit edip, yazımı yayından kaldırtmışlardı.

Hiç kimse oraya buraya kıvırmasın, AKP’nin kuruluşundan itibaren Fetullah Gülen, kısa adı ile Fetö ile sıkı işbirlikleri vardı. Onlara “Ne istediler de vermedik” kadar yakın idiler. Ne zaman ki pasta paylaşma konusu ortaya belirgin hatları ile ortaya çıktı, testi kırıldı, maske düştü, her şey ortaya döküldü.

Ben hep yazıyorum…

İktidarın “Davamız” diyerek içini doldurmadıkları, açıklamadıkları bir amaçları var. Ne derlerse desinler, bugüne kadar iktidar olarak söylemleri, davranışları ve icraatlarına baktığımda gördüğüm, Türkiye Cumhuriyeti Devleti, içindeki “Cumhuriyeti” kaldırmak, niteliklerini, öncelikle laiklikten başlamak üzere değiştirmek, sonunda da saltanata dönüştürmek.

Zaten Osmanlı hayranlığı, saray düşkünlüğü, şaşa ve kibir, bunları doğrulamaktadır.

Şimdi Amerika’daki faaliyete devam edecekler, eğitim yolunu tamamen açık tutarak, insanları eğiterek istediklerine ulaşmaya çalışacaklar, bu konuda deneyimleri kuşkusuz ki var.

Bilemedikleri şey ise “Dava” dedikleri düşüncelerinin boş hayaller… Hayallerinin “Boş” olduğunu gördüklerinde, sokağa kimleri dökecekler, merak ediyorum.

Şimdilik “Masum ve faydalı” faaliyet gibi görünen çalışmanın, gelecekte sonun nereye varacağın bilmek için iğnenin ucu kadar akıl yeterli…

XXX

YAKINDA YOLCU

Merkez Bankasının “Herkes İçin Ekonomi” projesi kapsamında Vehbi Koç Kongre Merkezi’nde düzenlenen programda, Anadolu Üniversitesi (AÜ) ve Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) öğrencilerine Merkez Bankasının tarihçesi ve yapısı, fiyat istikrarının önemi ve enflasyonla mücadele konularında Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) İletişim ve Dış İlişkiler Genel Müdürü Hakan Atasoy bilgi verdi.

Atasoy, burada yaptığı konuşmada, Merkez Bankasının temel amacının fiyat istikrarı olduğunu, bu şekilde toplumsal refaha katkı sağlanmasının hedeflendiğini söyleyerek şöyle konuştu: “Ev sahibi kirayı artırıyor. İşçi maaşına zam istiyor. Kredi veren faizini yükseltiyor. Çünkü herkes kendisini enflasyona karşı korumaya çalışıyor. Enflasyondan korunma çabası ve enflasyon beklentileri fiyat artışlarını sürekli hale getiriyor. Türkiye’de yaşanılan enflasyonu şu an sizlere sorsam, herkes ‘Döviz kuru arttı, ithal malların fiyatları yükseldi, maliyetler yükseldi, tüketim ürünlerinin fiyatları arttı. Bu yüzden enflasyon yüzde 20 oldu’ der. Aslında gelirimizden daha fazlasını harcayıp borçlanıyoruz. Ürettiğimizden fazlasını tüketiyoruz. Dövizdeki artışın sebebi de buydu, borçlanarak harcama.

Öğrencilere “Ders” niteliğinde görüşlerini aktaran Atasoy, devamla: “Borcumuz 3 lira. Dövizdeki artışla bir bakıyorsunuz 3 liralık borcumuz 7 lira oluyor. Ödeme gücümüz düşer mi? Evet, düşüyor. Bununla birlikte enflasyon beklentisi nedeniyle herkes kendisini korumaya çalışıyor. Sizler gelecek yıl yüzde 10 enflasyon bekleseniz en az yüzde kaç istersiniz karşı taraftan? Yüzde 10 istersiniz fakat beklentiniz yüzde 15 ise iş değişir. Dolayısıyla enflasyon beklentisi arttıkça faizler yükselir. Faizler yükseldikçe borç ödemek zorlaşır. Ödemenin zorlaştığını gördüklerinde faizler bir tık daha yükselir. Bankalara kredi ödemeleri gerçekleşemez. Bu sebeple bankaların kredi verme iştahı kapanır. Nihayetinde de iktisadi faaliyetler yavaşlar. Bu döngü böyle devam eder. Döngünün terse dönebilmesi için birisinin enflasyon beklentisini yok etmesi gerekir.”

Aylardır anlatıyoruz ama bir türlü anlatamadığımız konuyu, kısaca özetlemiş…

Üzgünüm ama bir tahminde bulunmak istiyorum.

Gerçekleri “Ders” gibi gözlerinin içine sokacak kadar açık ve net konuşan bu kişi, yakın zamanda “Yolcu” olursa hiç şaşırmayın.

 

Etiketler :
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER