BAŞKAN EKİCİ, “KENTSEL DÖNÜŞÜM PROJESİ HIZ KESMEDEN İLERLİYOR”

BAŞKAN EKİCİ, “KENTSEL DÖNÜŞÜM PROJESİ HIZ KESMEDEN İLERLİYOR”

DEVELİ KAYMAKAMI DURU ÇAY OCAĞINDA VATANDAŞLARLA BULUŞTU

DEVELİ KAYMAKAMI DURU ÇAY OCAĞINDA VATANDAŞLARLA BULUŞTU

KAYSERİSPOR’DA MEDİPOL BAŞAKŞEHİR MESAİSİ DEVAM EDİYOR

KAYSERİSPOR’DA MEDİPOL BAŞAKŞEHİR MESAİSİ DEVAM EDİYOR

708278.İL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ SAĞLIK BAKANLIĞI.24.11.2017

708278.İL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ SAĞLIK BAKANLIĞI.24.11.2017

MELİKGAZİ İMAM HATİP ORTAOKULU’NDAN MÜFTÜLÜĞE ZİYARET

MELİKGAZİ İMAM HATİP ORTAOKULU’NDAN MÜFTÜLÜĞE ZİYARET

BÂĞ BÖĞREK-3
  • AHMETKARAASLAN
    • AHMET KARAASLAN
    • ahmetkaraaslan@kayserihakimiyet2000.com
    • 10 Kasım 2017 - 11:55:15

BÂĞ BÖĞREK-3
Kaynak kişi: (Mustafa KARAASLAN)
(Dedekorkut Destanları’ndan Bamsı Beyrek Destanının Gömürgen’de bilinen şekli)
Babamdan gırh yesiri iste. Otuz dohuz arhadaşını zindandan çıhar. “Birisi esiktir” diye yerine fidye iste. Ne verirse versin benden başga hiçbir şeyi gabul etme. O zaman babam, yesirin garşılığı olarah beni vermek zorunda galacahtır. Böylece hem Akgavah Gızı, hem de benimle evlenmiş olursun…
Gralın gızının söyledikleri Bâğ Böğrek’in de ahlına yatmış. Gız, ona gendisini hatırlatması için işlemeli bir mendil verdikden sona bir urganla onu aşağı indirmiş.
Galenin dışına çıhan Bâğ Böğrek, içinden “Bengiboz olsa da binseydim” diye düşünürken atın yalısından gopardığı gılları hatırlamış. Gılları ararken bir de türkü tutturmuş:
Göreyidim Bengiboz ’un yüzünü,
Öpeyidim dırnağını, dizini,
Akgavah Gızı’nın ala gözünü,
Yetiş Bengiboz’um yâr elden gitti…
Türküsünü bitirip de gılları birbirine sürtünce at yanında bitivermiş. Bâğ Böğrek, atlayıp sırtına binince at, onu galdırıp yere çalmış! Buna çoh şaşıran Bâğ Böğrek, ata neden böyle yaptığını sormuş:
— Yedi yıldır birbirimizi göremedik. Gavuşmamıza sevinmedin galiba. Bu ne biçim garşılama?
Bengiboz şöyle cevap vermiş:
— Yedi yıldır sırtım bir kere açılmadı, bir tımar edilmedim. Eyerimi çıhar da sırtımın ne hâlde olduğunu bir gör hele!..
Bâğ Böğrek, golanı çözerek atın sırtına bahmış. Bir de ne görsün! Meğer Bengiboz’un sırtı hoşur yarayımış! Bunu görünce çoh üzülmüş. Atın gözlerinden öpüp, onu ohşadıhdan sona gral gızının verdiği işlemeli mendili yaranın üzerine örtmüş. Atını yeniden eyerleyip üstüne binerek gecenin garanlığında gaybolmuş…
Gral gızı, olup bitenleri hep gözlüyomuş. Gendisini hatırlamah için, verdiği işlemeli mendilini bir beygirin sırtına goyulmasına çoh üzülmüş.
Bâğ Böğrek, atının üzerinde birgaç gün yol aldıhdan sona gendi toprahlarına ulaşmış. Sabahleyin bir çobana rastlamış. Çoban, durmadan yola daşlar getirip yığıyomuş. Bahmış ki babasının çobanı. O, çobanı tanımış ama çoban Bâğ Böğrek’i tanıyamamış. Çobana selâm verdikten sona sormuş:
— Çoban gardaş, Oğuzlar, yolda gördükleri daşları galdırırlar. Sen bu daşları neden yola getirip yığıyosun?
Çoban, bu yabancıya gızgın bir şekilde cevap vermiş:
— Git başımdan ey yolcu! Zaten boğün canım çoh sıhılıyo. Bir de seninle uğraşmayayım!..
Bâğ Böğrek çobana tekrar sormuş:
— Çoban gardaş, seni bu gadar üzen, canını sıhan şey nedir? Bana annat belki bir çaresini buluruz, deyince çoban annatmaya başlamış.
— Beyimin Bâğ Böğrek adında yiğit bir oğlu vardı. Bir yarışda Akgavah Gızı adında bir güzel gazandı. Gızı eve getirdiği ahşam da ülkemize düşman saldırdı. Bâğ Böğrek, yanına aldığı otuz dohuz arhadaşıyla savaşa gitti. Gidiş, o gidiş. Ne yerini bilen var, ne de sağ mı, ölümü olduğundan bir haber veren var! Yedi yıldır gendisinden haber alınmayınca öldüğüne ganaat getirdiler. Nişanlısı olan Akgavah Gızı’nı Kellecioğlu Kel Vezir’e verdiler. Şindi düğünleri oluyo. Yarın buradan düğün alayı geçecek. Beyimin nişanlısının başgasına verilmesi bana çoh dohundu. Bu daşlarla düğün alayını daşlıyacağım…
Bâğ Böğrek, çobanın gendisini bu gadar sevmesine şaşırmış. Onun boynuna sarılarah şöyle demiş:
— Bâğ Böğrek bana benzer mi? Beni tanıyamadın mı çoban gardaş? Bâğ Böğrek benim…
Çoban dikkatlice bahınca, beyinin oğlunu tanımış. Orada sarmaş dolaş biraz ağlamışlar. Sona çoban, bir guzu keserek garınlarını doyurmuşlar. Bâğ Böğrek guzunun işkembesini başına geçirmiş. Gendisine bir keloğlan süsü vermiş. Çobanla giysilerini de değiştirmişler. Onun sazını da alarah düğün evine doğru yola çıharken çobana şöyle demiş:
— Çoban gardaş, ben düğün evine gidiyom. Bu sürüyü de sana bağışladım. Ananın sütü gibi helâl olsun. Haydi hoşça gal…
Bâğ Böğrek, çeşmenin başına gelmiş. Bahmış ki bacısının biri su dolduruyo. Yanındaki tazı, Bâğ Böğrek’i tanıyınca oynamaya başlamış. Tazının neşesine canı sıhılan bacısı, yerden bir daş alarah tazıya fırlatırken şöyle bağırmış:
—Geberesice!.. Ağamın nişanlısı başgasına gelin gidiyo, sen keyfinden oynuyosun!..
Bâğ Böğrek, bacısına şöyle demiş:
— Bırah oynasın bacım. Zavallı hayvanın bir suçu yoh. Onun da gendine göre sevinme sebebi var belki…
Gız, gendisine ahıl veren keloğlana gızmış:
— Sen garışma keloğlan! Sana göre ne var? Başgasına gelin giden senin nişanlın değil ki!..
Bâğ Böğrek, zaman gaybetmeden düğün evine yönelmiş. Bahçedeki ağaca atını bağlayarah elinde sazı ile düğün evine varmış. Önüne gonulan düğün yemeğini yedikten sona şöyle demişler:
— Keloğlan, düğüne gelen oynar, ağıda gelen ağlar. Elinde sazın olduğuna göre sen bir ozansın. Haydi, bahalım bize biraz neşeli havalar çal. Çal da düğünümüz şenlensin…
Bâğ Böğrek, kimden başlayayım diye etrafına bahmış. Perdenin arhasında Kelvezir’in hanımı varmış onu sesinden tanımış. Bundan başlamaya garar vererek sazının tellerine vurmuş:
Hetini de hanım hetini,
Gelirken yedim guzu etini.
Haydi Kel Vezir’in hatını ,
Sen oyna hanım sen oyna…

Kelvezir’in hanımı perde arhasından bağırmış:
— Kim o terbiyesiz! Atın onu dışarı!..
Gızların düğün çavuşu olan Sarı Gız, Kelvezir’in hanımına şöyle demiş:
— Bunda gızacah ne var hanım! Düğün sahibinin garnı biraz geniş olmalı. Bırah Allah aşgına, düğünün neşesini bozma… Garip keloğlan istediğini söyleyip düğüne neşe versin, deyince Kelvezir’in hanımı sesini çıharmamış.
Sarı Gız’ı da sesinden tanıyan Bâğ Böğrek, Sarı Gız’a içinden “sıra sende” diyerek sazının tellerine yeniden vurmuş:
Mahlenizin adı Saracıh,
İtinizin adı Karacıh.
Gız senin sevdiğin Mustafacıh,
Sen oyna Sarı Gız sen oyna…

Sarı Gız, türküyü söyleyen adam beni nasıl tanıdı diye perdeyi aralayıp bahmış. İlk önce onu keloğlan olarak görmüş. İyice dikkat ettiğinde keloğlan gılığına bürünen Bâğ Böğrek’i tanımış. Hemen Akgavah Gızı’nın odasına varıp müjdeyi vermiş. Akgavah Gızı da tam bu sırada bir bardah zehiri içerek canına gıymah üzereymiş. Akgavah Gızı, müjdenin yalan olduğunu sanmış. Sarı Gız, onu golundan dutarah şöyle demiş:
— Benimle gel de, onu sana göstereyim. Gendi gözünle gör bahalım, yalan mı doğru mu? Eğer Bâğ Böğrek değilse istediğini yap…
Akgavah Gızı, yuharıdan inerken Bâğ Böğrek onu görmüş. Sazının tellerine vurarah içinden “bu sefer de sıra sende Akgavah Gızı” demiş.
Saraydan iner naz ile,
Eli sedefli saz ile.
Gırk ince belli gız ile,
Sen oyna Akgavah Gızı sen oyna.

Türküde Akgavah Gızı’nın adının geçmesi, onu iyice merahlandırmış. Yahına giderek perdeyi aralayıp bahmış. Onun gendisine bahdığını gören Bâğ Böğrek, zamanın geldiğine garar vermiş.
Akgavah ilinin düzü,
Söyle nettin vaadimizi?
Sevdiğim Akgavah Gızı,
Sen oyna canım sen oyna.

Keloğlan’ın “Sevdiğim Akgavah Gızı” demesi, Kelvezir’in adamlarını iyice gızdırmış. Keloğlanın üzerine yürüyen birgaç gişi, onu dövmek istediklerinde Bâğ Böğrek gafasındaki guzu işkembesini sıyırmış. Üstündeki yırtıh gaftanını da çıharınca herkes onu tanımış. Düğün iyice garışmış. Bâğ Böğrek, Akgavah Gızı’nın elinden dutarah şöyle bağırmış:
— Ağalar! Sizler düğünü bozmayın! Ben nişannımı aldım. Kelvezir’in oğluna da bacımı veriyom. İkimizin düğünü birlikde olsun…
Düğün ve şenlik gırh gün gırh gece sürmüş. Bâğ Böğrek, babasının yerine tahta geçmiş. Ülkesinin işlerini düzene goyduhdan sona Akgavah Gızı’na şöyle demiş:
— Yedi yıl zindanda galdım. Oradan nasıl gurtulduğumu daha sana annatmadım. Gralın gızı bana yardım etmeseydi şindi ben zindandaydım. Sen de Kellecioğlu Kelvezir’in garısı olmuşdun. Herkesin umudunu kestiği bir sırada çıhıp geldim. Beni zindandan gurtaran gral gızına sözüm var. Ben sözümün eriyim. Şindi müsaade edersen, gidip zindandaki yiğitlerimi gurtaracağım. Gral gızını da alıp geleceğim…
Akgavah Gızı da buna razı olunca, ülkesinde ne gadar boynuzlu hayvan varsa hepsini toplatmış. Mumlar yaptırıp hazırlatmış. Yeteri gadar da asker topladıhdan sona arhadaşlarını gurtarmaya gitmiş.
Zindanda galdığı ülkenin toprahlarına girince, galeye yahlaşmah için ortalığın gararmasını beklemiş. Ortalıh iyice gararınca da bütün hayvanların boynuzları üzerine mumları yahdırmış.
Bir ışıh seli gibi galeye yahlaşmışlar. Gale gapısına gelince grala haber göndererek galeyi teslim etmesini ve gırh yesiri serbes bırahmalarını istemiş.
Gral ve adamları, surlara çıharah çevreye baktıhlarında galenin etrafının sayılamayacah gadar askerle çevrili olduğunu görmüşler. Gorhularından galeyi teslim etme teklifini gabul etmişler.
Zindandan çıharılan yesirler sayılmış, birinin esik olduğu görülünce gral, esik olan yesir yerine mal ve altın vermeyi teklif etmiş. Bu tekliflerin hiç birini gabul etmeyen Bâğ Böğrek, gayıp olan yesiri istemekte direnmiş. Bunun üzerine gral, gayıp olan yesirin garşılığını Bâğ Böğrek’in belirlemesini istemiş. Bâğ Böğrek de şöyle cevap vermiş:
— Gaybolan yiğidin yerini hiçbir şey dolduramaz! Ne verseniz garşılığını ödeyemezsiniz… Madem ki yesir bulunamıyo, onun yerine gızını ve iki deve yükü altın isterim…
Başga çaresinin galmadığını gören gral, Bâğ Böğrek’in istediklerini vermiş. Yiğitlerini gurtarıp, graldan gızını da alan Bâğ Böğrek, ülkesine dönmüş.
Gral gızı için de gırh gün gırh gece düğün yapıp muradına ermişler.(SON)

  • Etiketler

The comments are closed.

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz