Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!

SON DAKİKA


googleplay
Kayseri Hakimiyet Gazetesi / www.kayserihakimiyet2000.com
İBRAHİM PEKBAY

BAHTIKARA MADERİNİ…

Bu haber 28 Aralık 2018 - 13:31 'de eklendi ve 36 kez görüntülendi.
BAHTIKARA MADERİNİ…

Vatan Şairi Namık Kemal: “Vatanın bağrına düşman dayamış hançerini, yoğ imiş  kurtaracak bahtı kara maderini” demiş…

Gazi Mustafa Kemal Atatürk, yanıtlamış: “Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini, bulunur elbet kurtaracak bahtı kara maderini…”

 (Cümle içerisinde geçen “Mader”, Farca bir kelime olup, “Anne” anlamındadır.)

Bu bilgiyi kısaca verdikten sonra, konumuza dönelim…

Anlatılmak istenen, Anadolu coğrafyasının, Osmanlı’nın zafiyetinden faydalanan emperyalist ülkelerin istilası nedeniyle durumun özetlenmesidir.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk liderliğinde, “Türk Milleti” olarak silkelenmiş, ayağa kalkmış, lidere ve ekibine tüm yüreği ile inanmış, ardından gitmiş ve o “Mader”in göğsüne saplanmak istenen hançeri, saplamak isteyenlerin tam da kalbinin üzerine saplamayı başarmıştır.

Atatürk, “Kurtuluş Savaşı”nı, başarısını şu cümleler ile tanımlamıştır.

“Bugün mutluluğunu duyduğumuz zaferi, sadece milletimizin kararlılığı ve imanı, kudreti ve Türkiye Büyük Millet Meclisi ordularının süngüleri kazanmıştır. Üzerinde başka türlü hiçbir kuvvet, hiçbir baskı yoktur ve olmamıştır. Milletin ve ordularının yeteneği, bütün millî isteklerimizi elde edecek derecededir.” Yıl, 1922…

“Bütün bu başarı, yalnız benim eserim değildir ve olamaz. Bütün başarı, bütün milletin karar ve imanıyla çalışmasını birleştirmesi sonucudur; kahraman milletimizin ve seçkin ordumuzun kazandığı başarı ve zaferlerdir.” Yıl, 1928…

Gördüğünüz gibi, bazılarının utanmadan, sıkılmadan, hayasızca saldırdığı ülkemizin, devletimizin Kurcu unsurlarının “Lideri” Gazi Mustafa Kemal Atatürk, bütün başarısına rağmen “Ben” dememiş, milletini öne sürerek “Biz” diyebilmiş, bizdeki alçakların haricinde, dünyanın kabul ve takdir ettiği bir liderdir.

Anaların bahtına gelince…

Her zaman güzel bahtları olmaz. Çünkü “Ana”, çocuklarının geleceğini düşünmekten, kendi çıkarlarını düşünmeye vakit bulamaz, ancak onların  mutluluğu ile umutlanıp mutlu olabilir.

Çünkü “Ana” kutsaldır, çocukların ise o “Kutsal”‘a sahip çıkmak ödevleridir.

Ne diyoruz?

“Toprak ana” diyoruz, “Anadolu” diyoruz, “Ana vatan” diyoruz, “Anayurt” diyoruz. Çünkü “Ana” bizim için değerlidir.

Ancak bu değerleri bilmeyen soysuzlar da vardır, olacaktır. Çünkü onların “Ana” diye bir değerleri asla yoktur, olmamıştır, olmayacaktır.

Örneğin bu soysuzlardan biri, milletin orasına burasına koyacağından söz eder de o yerin ağaç kovuğu olduğunu sanır her halde.

Ve işin garibi nedir bilir misiniz?

Bu insanlara değer verilir, baş tacı yapanlar olur.

Bu cümlelerden olarak. Bir başka “Ana” dan da söz edeyim. Gerçi bu “Ana”nın, bugünlerde görevini tam yapıp yapmadığı konusu tartışılır durumda ama…

Değer verilmesi gereken bir “Ana” da, TBMM çatısı altında görev yapan “Ana Muhalefet Partisi” görevini yapan “Ana” unsurdur.

Neden “Ana unsurdur” derseniz, iktidarın karşısında, uygulamalardaki hataları görüp de söyleyecek, iktidarın güç sarhoşluğunun önüne geçecek güç ondadır.

Ama bakın “Güç” olarak kendini üstün gören ne diyor…

“Ana muhalefet partisinin başındaki zat benim cumhurbaşkanım değilsin diyor. Bay Kemal ben senin cumhurbaşkanın olmaya meraklı değilim. Ben milletimin cumhurbaşkanıyım. Sen yüzde 52,6’ya ihanet edemezsin. Zaten bir yaraya merhem olamadın. 31 Mart’ta da olamayacaksın. Çünkü teröristlerle kol kola gezene benim milletim, ‘Yürü’ demez. Bu zat ağzından çıkan sözün ne anlama geldiğini bilse, kaldırır kendini o kürsüden aşağı atar. Ama ağız işte, torba değil ki büzesin.”

Diyor…

Eğer yüzde 52,6’nın cumhurbaşkanı isen, yüzde 47,4 da seni kendilerinin cumhurbaşkanı olarak kabul etmeme özgürlüğüne sahip değil mi? Onlar da “Meraklı” olmaya bilirler…

Bu sözler, nereden gelirse gelsin, ister iktidardan, ister muhalefetten, ister çeşitli toplumlardan, oldukça tehlikeli söylemlerdir.

Asla “Ben” dememeli, “Biz” demekten de vazgeçmemeli.

Çünkü “Ben”de tekilcilik, “Biz”de ise çoğulculuk vardır. Çoğulculuk da gerçek demokrasinin harcıdır, onsuz duvar ayakta durmaz.

Hatta gelişen teknolojiye uyarlarsak “Biz”, betonarme duvarın “Çelik hasır” döşemesidir.

Sonuç olarak söyleyebilirim ki, o “Çelik hasır”, her zaman “Maderinin bahtını” güldürmeye yetecektir.

 

 

Etiketler :
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
SON DAKİKA