ERÜ’DE 14. GELENEKSEL JAPON KÜLTÜR GÜNÜ ETKİNLİĞİ DÜZENLENDİ

ERÜ’DE 14. GELENEKSEL JAPON KÜLTÜR GÜNÜ ETKİNLİĞİ DÜZENLENDİ

KAYSERİ ULUSLARARASI FİLM FESTİVALİ’NDE JÜRİLER BELLİ OLDU!

KAYSERİ ULUSLARARASI FİLM FESTİVALİ’NDE JÜRİLER BELLİ OLDU!

UYUM İÇİNDE ÇALIŞMA VURGUSU

UYUM İÇİNDE ÇALIŞMA VURGUSU

SPOR’DA VEFA GECESİNİN 6.’SI 4 MAYISTA YAPILACAK

SPOR’DA VEFA GECESİNİN 6.’SI 4 MAYISTA YAPILACAK

ERÜ BASKETBOL TAKIMI NAMAĞLUP ŞAMPİYON

ERÜ BASKETBOL TAKIMI NAMAĞLUP ŞAMPİYON

BASIN DA BİTİRİLDİ…
  • İBRAHİMPEKBAY
    • İBRAHİM PEKBAY
    • ibrahimpekbay@kayserihakimiyet2000.com
    • 22 Mart 2018 - 11:58:32

Bugün (Dün), Doğan Medya Gurubu da KAP’a yaptığı açıklama ile, gurubun basın yayın organlarının Demirören Gurubuna satışı ile ilgili görüşmelerin başladığını açıkladı.

Özellikle Hürriyet Gazetesinde yaşanan Künye değişikliğinden sonra, bazı hazırlıkların yapıldığını sandığımızı yazmıştık.

Olabilir, adamın malı, satar ve sektörden çekilir. Buna kimsenin bir şey deme hakkı asla olamaz. Ancak, “Rekabet Kurumu” denilen bir kurum var Türkiye’de ve bu kurumun görevlerinden birisi de, her hangi bir konuda “Tekel” yaratılmasının, serbest rekabetin yok edilmesinin ve tüketicinin aynı noktaya muhtaç edilmesinin önüne geçilmesi görevidir.

Bir ülkede insanlar özgürce fikirlerini açıklayamıyor ya da açıklayacak ortamı bulamıyorsa, o ülkeden demokrasiden söz edilmesi mümkün değildir. Bütün fikirler, şiddet ve olumsuz eylem boyutuna geçilmemesi kaydı ile ortaya konulabilmelidir.

Ülkemizde ise artık böyle bir ortam yok idi, yapılan bu satış ile de tümden toprağa gömülmüş olacaktır.

Örneğin Ahmet Hakan, köşesini boşaltacak, CNN Türk kanalındaki “Tarafsız Bölge” programı da bitecektir.

Ya da Ahmet Hakan da “Yandaş” tarafına geçecek, yayındaki “Tarafsız bölge” programına muhalefet tarafından kimseyi çıkartamayacaktır.

Sonuç olarak, muhalefetin sesi tümden kesilmiş, bir tek SÖZCÜ gazetesine kalmış olacak. Büyük bir ihtimal ile de Rekabet Kurumu bu satışı onaylayacaktır.

Hürriyet Gazetesine mi ne olacak?

Zaten giderek çaptan düşmeye devam ediyor, verdiği promosyonlar sayesinde belli seviyeyi tutturuyor, içindeki belli yazarlar ve haberlerin okunur olabilmesi ile ayakta duruyordu. Şimdiden sonra o amaçla gazeteyi alanlar da bakacaklar. Çizgide sapma olursa, sanırım “Tiraj” da giderek düşecektir. Belki benim gibi “Tom Miks-Teksas” kuponu biriktirenler alıp, kuponunu kesip gazeteyi de atacaktır.

Hoş Anam hayatta olsa, attırmaz, keser mutfakta çöp için kullanırdı ya, artık o da yok…

Ülkemizde yayınlanan en eski gazetelerden birisi de “BARTIN GAZETESİ” dir. Rahmetli Cemal Aliş tarafından kurulmuş, şimdileri de can dostum, okul arkadaşım oğlu Esen Aliş tarafından yönetilmeye devam ediliyor ama…

Bir kaç gün önceki sohbetimizde kapatmayı, yayını sonlandırmayı düşündüğünü söyledi. Dile kolay, ülkenin en eski yerel basın organı yayınına son veriyor, vermek istiyor.

Anadolu basını zaten zor günler geçiriyor. Her gün “Mahalli” diye elinize aldığınız, yerelinizden haberleri bir çırpıda okumaya çalıştığınız ve “Kendimizin” diye baktığınız gazeteler adeta can çekişiyor.

Elbette ekonomik koşullardan etkilenmeler olabilir. Ancak Anadolu Basını, etkilenme bakımında çıkarılan kanun ve yönetmeliklerle de ayrıca dar boğaza sürükleniyor.

Anadolu Basınının olmazsa olmazı, “Resmi İlan” geliridir. İlan gelirleri ile masraflarını karşılar, çalışanlarını ancak “Açlık” sınırında besleyebilir ve inatla yayınını sürdürmeye çalışır. Resmi ilan alabilmek için çıkarılan kanun ve yönetmelikler o hale getirdi ki, gaztelerin masrafları, gelirlerinin üstünde olmaya başladı.

Bütün bunlara rağmen gazeteyi çıkarmaya çalışmanın amacı, ses duyurmaktır…

Bir de kağıt ve mürekkep kokusu damarlarına işlemiş ise, acın yatar, gücün kalkar, ancak onları o sektörden ölüm ayırabilir.

Elbette bunların hiç biri tesadüfi olaylar değil. Zaman içinde gıdım gıdım, iğne oyası gibi işlenerek, milletin gözünden kaçırarak planlı olarak yapılan MUHALEFET SONLANDIRMA OPERASYONU kapsamında yapılmaktadır.

Doğan Medya da, iktidarın baskısından bir türlü kurtulamadı. Sonuçta kaçmanın en doğru olacağına karar vermiş ve karşı koyma gücünü yitirmiş olmalı ki, önce yayın organlarının künyesinden kendini çekti, ardından da bütün yayınlarını “Havuzun” içine atma girişimine başladı.

Elbette kararlarına diyecek bir şeyimiz olmaz. Ancak 1954 yılından bu yana, öyle veya böyle okumaya çalıştığım Hürriyet Gazetesi, çizgisinden saptığı gün, benim için bitmiş olacak, üzüntüm bu.

O gazeteden kimler geldi, kimler geçti. Çok değerli gazeteciler yetişti. Türkiye’deki bir kaç “Gazete Okulu”ndan biri idi. Yazık olacak…

XXX

ECELİ GELEN SOFTA…

Bir laf var ama o lafı ben çevirerek yazacağım.

Eceli gelen softa, cami duvarına yaslanır mış…

Son günlerde yaşadığımız inanışlar ile ilgili olumsuzlukların farkında mısınız? Atatürk’ün devrimler ile birlikte yok ettiği, ve bir konuşmasında “Efendiler ve ey ulus; biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler ülkesi olamaz. En doğru, en gerçek tarikat uygarlık tarikatıdır.” Diyerek kaldırdığı unvanlar, kapattığı mekanların doğru uygulama olduğu gerçeği bir kez daha ortaya çıkmıştır.

Yine “… şeyhler, dervişler, müritler ülkesi…” olma yolunda, iktidarın da kendi çıkarlarını bunlarda görme eğilimi nedeniyle ilerlemeye devam ediyoruz.

Önümüzdeki günler, “Kurtuluş” için son viraj ve kavşak. Ya karanlık bir dehlizin içine düşeceğiz ya da güneşli günlere doğru yürüyeceğiz…

Elbette karar milletin de, tercihi üzerinde oyunlar oynanmazsa.

  • Etiketler

The comments are closed.

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz