PROF. DR. KARATAY: “EN SAĞLIKLI YİYECEK PASTIRMA”

PROF. DR. KARATAY: “EN SAĞLIKLI YİYECEK PASTIRMA”

DİREKSİYON HAKİMİYETİNİ KAYBETTİ…ÇOCUKLARI EZDİ

DİREKSİYON HAKİMİYETİNİ KAYBETTİ…ÇOCUKLARI EZDİ

SURİYELİ SAĞIR KARDEŞLER GÜVERCİNLERİNİN SESİNİ DUYMAK İSTİYOR

SURİYELİ SAĞIR KARDEŞLER GÜVERCİNLERİNİN SESİNİ DUYMAK İSTİYOR

ASDEP DARA DÜŞENİN AİLESİ OLUYOR

ASDEP DARA DÜŞENİN AİLESİ OLUYOR

YILDIZ: MÜFTÜLERE NİKAH YETKİSİ LAİKLİKLE ALAKALI DEĞİL

YILDIZ: MÜFTÜLERE NİKAH YETKİSİ LAİKLİKLE ALAKALI DEĞİL

BAŞKANLIK SİSTEMİ ÜZERİNE
  • EMRAHBEKÇİ
    • EMRAH BEKÇİ
    • EBEKCi@kayserihakimiyet2000.com
    • 13 Kasım 2016 - 14:43:52

‘Türk’e göre, Türk’ten; Halka göre Hak’tan’
Devletlerin yönetim sistemlerinde, eğer devlet güçlü değil ise; genelde kendilerine örnek aldıkları veya kültür erozyonuna maruz kaldıkları farklı devletlerin sistemlerini kalıp edinirler. Son senelerde ülkemizde sıkça tartışılan ‘başkanlık sistemi’ bazı kesimleri rahatsız edip, bazı kesimleri ise ‘başkanlık sistemine’ doğru yol almalarına neden olmaktadır.
İlk önce Türkiye’nin yönetimsel sorunu var mıdır? Yok mudur? Bunun tespit edilmesi gerekmektedir. Parlamenter sistemle yönetilen ülkemizin mazisinde yaşanan birçok siyasi kriz ve hadise, Türkiye’nin günümüzde yönetimsel değişimin eşiğinde olduğunu-olması gerektiğini gösteren kaçınılmaz gerçeğin kendisidir.
Zaman ve dünyanın durağan yapıda olmadığı göz önünde bulundurulur ise, ülkelerin ve toplumların istek-arzu ve yönetim biçimlerinin de ‘durağanlığa’ meydan okuyamayacağı akla ve yaşama göre malumdur. Bizler Türk milleti olarak, mazisi değişik yönetim sistemlerini barındırmış- kullanmış devletler kurmuşuz. Kurulan devlet ve idare sistemlerini karanlıkta dahi yokladığımız vakit, ‘Türk’ten, Türk’e Göre Yönetim’ anlayışını benimseyen yöneticilerin, iktidarda kalma sürelerinin uzun olduğuna şahitlik ederiz.
Türkiye’de 1940’lar ve sonrası ‘Amerikan Eğitim Sistemi-Sistem İçindeki Haçlı Düşünceleri’ ile ilk önce genç beyinler; ardından ise bu beyinlerin işgal ettikleri yönetim ve eğittikleri nesiller, ülkemizin yönetimsel kaderini belirlemiştir. Türk milletinin kendi ruhi ve töresel yapısına temas etmeyen bu yönetim şeklinin devamı, halktan kopuk, sermaye ile kol kola dostluk etmiştir.
Burada vatan savunması neticesinde yeni kurulmuş olan ‘Cumhuriyet’e’ karşı olunduğu anlaşılmamalıdır. Aksine Osmanlı Devleti’nin yönetim şekli, yeni kurulan ‘Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin yönetim şeklinden son derece farklıdır. Zaten yönetim sistemi zamana ve topluma cevap verebilse idi, saltanatın devamı, yeni kurulan devletin ise dar misaklara sahip olması dahi düşünülmeden devam ederdi. Demek ki ülkelerin zamana ve senelere, hatta misaklarından yaşayan toplumların huzurunu en üst seviyede temsil ve yürütecek yönetim sistemlerini barındırması gerekmektedir.
Türkiye kimi akla göre ‘mozaik’, kimi akla göre ‘İslam ile kardeşlik’, kimine göre ise ‘sadece Türklerin’ vatanı. Oysa bütün bu unsurları kendi potasında eritecek olan bir değişim ve sistemin, ülke yönetimine dâhil edilmesi hem yaşayan halkın huzuru, hem de devletin bakası için en önemli unsurdur. Bir devletin yönetimsel sisteminin değişip değişmeyeceği, günümüzde devletimizin en az yatırımı yapmış olduğu ‘Sosyoloji’ bilimin tespit edeceği bir gerçektir. Devletimizin yasama-yürütme-yargı mekanizması, bazı anayasal hak ve siyasi istikrara cevap veremiyor; bundan dolayı devlet misakları içerisinde yaşayan insanlar ve insanların hayatlarını idame ettirecekleri işveren zorlanıyor ise ‘yönetimsel değişimin’ vakti gelmiş demektir.
Yazımın içerisinde bilim adamı dediğimiz insanların cümlelerinden alıntılar kullanmıyorum. Bunun nedeni, kendimin hangi şart ve yönetim sistemi ile yönetilmem gerektiğini yazmamdan kaynaklı. Kısacası bendeniz Türkiye Cumhuriyeti Devletinde yaşayan ‘Türk ve Müslüman’ bir vatandaş-yazar ve aydın olarak, kendi fikrimi beyan etmem gereklidir. Oryantalist ile Türkiye’yi mozaik olarak gören sözde sosyalist, ya da ferdi bir icraat olan inancı kendine kılıf edinen birçok fikrin ne dediği şahsım için asla önemli değil.
Ülkemiz ve milletimiz mazisinde çok acılar ve sıkıntılar çekmiştir. Türkiye’nin dünya üzerindeki konumu ve içinde barındırdığı yüksek hars, ülke içerisinde nefes alan her insanın ruhunda terennüm etmektedir. Geçmişte harikalar yaratan ataların günümüzdeki yaşayan nesli, kendi karakter ve ruhunu temsil edecek devlet yönetim sistemini gecikmiş bir hak olarak gördüğünü-hissettiğini düşünmekteyim.
Bundan dolayıdır ki; meclis içinde siyasi parti mebuslarının nizalaşıp; koalisyon hükümetlerinin kavgalarının edildiği-hükümetlerin ömrünün kısa olduğu.
İktidarda olan hükümetin mensuplarına-yandaşlarına ülkenin imkânlarının peşkeş çektiği..
‘İslam’ın Siyasallaştırılmaya’; son nebi ile kapanan fetva makamının, yaşayan halkın dini ve vicdani hislerine temas ederek, gücü elinde bulunduran siyasi yapıyla propagandalaştırıldığı.
Devlet bürokrasisine atanan-atanması sağlanan fertlerin koltuklarını dolduramaz yetersizlikte olduğu.
Tarihin çöplüğünde çürümeye yüz tutmuş olan ‘-izm’, ‘Sağ-Sol’ ayrıştırmalarının yapıldığı.
Atide, vatanın bütünlüğü töresel ruhu barındıran neslin, madden-manen ikbalinin engellendiği..
Eşkıyanın kendini mebus seçtirip, haksızlıklarını hukuksal olarak tanıtmak isteyip, kabul görmeyince de ‘huylu huyundan vazgeçmez’ sözü gerçeğince kargaşa ve teröre sarılması. ‘Türk’e göre, Türk’ten’ yönetim sistemi ile yönetilmediğimizin tarihsel izahıdır diye düşünmekteyim.
Yukarıdaki başlıkları çoğaltmak elbet mümkün, Türkiye’nin yönetimsel sistem sorunu vardır. Bu sorun masaya yatırılması ‘Türk’e göre, Türk’ten; Halka göre Hak’tan’ yönetim değişikliği acilen yapılmalıdır. Bu sistemin adı bence hiç önemli değildir. Önemli olan ihtiva ettiği etken maddelerdir. İçinde barındırdığı madde ve yönetim şekli, aziz ve asil milletimizin ruhuna ve yaşam tarzına hitap etmiyor ise, isterse Kaf dağında yakut olsun işe yaramayacaktır.
Günümüzde ‘Başkanlık Sistemi’ eğer milli bir başkanlık sistemi ise, milletimizin ruhuna temas edecektir. İçinde ruha temas etmeyen en ufak detayın barındığı sistem ve istemin işleyiş mekanizması, bir elmayı kemiren kurt larvası gibi bünyenin istikbalde verimsiz kalması ve çürümesine neden olacaktır.
Yakın tarihimizde saltanatın kaldırılmasına neden olan değişim, o zamanki zor şartları aşmak, milletin ruhen ve madden kendini toparlamasına yetecek sistemdi. ‘Parlamenter Sistemi’, günümüzde zamana ve değişime; akabinde ise ‘Devletimize’ ikbal sağlayamamaktadır.
Bundan dolayı ‘Türk’e göre, Türk’ten; Halka göre Hak’tan’ bir başkanlık siteminin günümüzde daha fazla tartışılması. Hatta ve hatta en kısa vakitte devlet yönetiminde uygulamaya geçmesi gecikmiş hayati bir icraattır.

Saygılarımla

  • Etiketler

The comments are closed.

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz