ERÜ’DE 19. GELENEKSEL BOZLAK USTALARI ŞÖLENİ DÜZENLENDİ

ERÜ’DE 19. GELENEKSEL BOZLAK USTALARI ŞÖLENİ DÜZENLENDİ

KAYSERİ ULAŞIM GENÇ YOLCULARINI DİNLEDİ

KAYSERİ ULAŞIM GENÇ YOLCULARINI DİNLEDİ

AGÜ ÖĞRETİM ÜYESİ DOÇ. DR. MUTLUGÜN’E TÜBA’DAN ÖDÜL

AGÜ ÖĞRETİM ÜYESİ DOÇ. DR. MUTLUGÜN’E TÜBA’DAN ÖDÜL

ZİCEV ‘DE BÜYÜK SEVİNÇ

ZİCEV ‘DE BÜYÜK SEVİNÇ

ÖNCE KAMYONU, SONRA ÇELİK KASAYI ÇALDILAR

ÖNCE KAMYONU, SONRA ÇELİK KASAYI ÇALDILAR

BEN ONLARI SEVDİM…
  • ALİÖZKANLI
    • ALİ ÖZKANLI
    • aliozkanl@kayserihakimiyet2000.com
    • 4 Eylül 2017 - 13:11:38

Öğrencileri tarafından sevilen bir öğretmenin söylediklerine kulak verelim. “Öğrencilerinizle dost olmaya çalışın yeter. Öğrenci sana güvenmeli. Ben gülümsedim. Sevgimi hapsetmeden o anlasın diye beklemeden verdim. Öğrencilerimle şakalaştım, fıkralar anlattım. Okuma ve öğrenmeye karşı ilgi ve merak uyandırdım, sevgi aşıladım.

İşlediğim konuları gerçek hayatla birleştirmeye, öğrenci isteklerinin uygun olanlarına uymaya çalıştım. Bazılarının dediği gibi korkulan olmadı, şımarıp tepeme çıkmadılar. Öğrenciyle öğretmen arasındaki ilişki baştan iyi ayarlanırsa problem yaşanmayacaktır.

Ben onları sevdim. Sevgimi belli ettim. İnsan hiç sevdiğini üzmek kırmak ister mi? Öğrenci bir kere sevmeye görsün. Öl desen ölür.”

Sevgili meslektaşlarım, öğretmenlik yaparak, yaşanarak öğreniliyor. Evet, bilgi çok önemli ve de çok gerekli, ama tecrübe olmadığı zaman birçok şeyin eksik kaldığını kendi meslek hayatımda yaşadım ve gördüm. 25 yıllık meslek hayatımı şöyle bir değerlendirecek olursam ancak 20 yıldan sonra öğretmenliği öğrendiğimi söyleyebilirim. Bu benim kişisel görüşüm. Başkaları benim hakkımda ne düşünür bunu da bilemem. Öğretmenliğin okuduğumuz okullarda değil, öğrencinin içinde, sınıfta, koridorda, bahçede, öğretmenler odasında, kurul toplantılarında yani kısaca görev yaptığımız okullarda öğrenildiğini gördüm ve yaşadım.

Öğretmen başarıyı yakalamak istiyorsa; hayali çözümler dayatmak yerine, öğrencilerin çözülmesini istediği sorunlara yöneldiği takdirde başarıyı yakalamış oluyor. Cıvıl cıvıl ruhumuzu okşayan sesleriyle öğrencilerle beraber olmak, onlarla iyi ve güzel şeyleri paylaşmak ne güzel. Harika bir duyguyu paylaşmak isteyenler öğrencilerine değer versin. Onları dinlesin ve anlamaya çalışsın.

Çocuklara sevginizi içten gelerek verirseniz ve çocuk bunu hissederse birçoğunun adeta size yalvaran gözlerle baktığını, bizi al aydınlık yarınlara götür dediğini hissedersiniz. Ellerini korkusuzca size uzatarak elimizden tutarak bize umut ışığı ol dediklerini görürsünüz.

Öğretmen, öğrencilerine güzel duygular sunarak, onların kalplerine seslenip, ruh dünyalarında gizli kalmış güzellikleri ortaya çıkaran gönül fatihleri olabilmek için ne gerekiyorsa, kendisini onları yapmak zorunda hissetmelidir.

Öğrencimizle sağlıklı bir iletişim kurmak istiyorsak sorunlarına samimiyetle yaklaşalım. Sorunları aşmanın en kolay ve pratik yolu iyi bir diyalog, birbirini anlamaya açık güzel bir iletişimden geçmektedir. Öğrencisine iyi, güzel ve yararlıyı vermek isteyen öğretmenin kendisi model olmalıdır. Okuma zevki aşılamak isteyen öğretmenin öncelikle kendisinin okumayı sevmesi gerekmektedir. Okumayan insan, okuma zevkini bilebilir ve o zevki başkalarına aşılayabilir mi?

Öğretmenlik sadece sınıfta olmamalıdır. Sınıfın dışında koridorda, bahçede, dışarıda bulunduğu her yerde öğretmenliğini göstermelidir. Samimi yaklaşım, birazcık sevginin ve saygının karşılığını büyük bir saygı olarak göreceklerdir. Öğretmen, öğrencinin seviyesine inip birlikte çalıştığında öğrencisinin hemen kendi seviyesine çıktığını görecek ve istekli bir şekilde çalışmak isteyecektir. Öğretmen öncelikle kendisini sevmeli ve saymalıdır ki öğrencisi de kendisini sevip saysın.

Öğretmen öğrencisini seven, ona değer veren, onu dinleyen ve anlayan biri olur, ona elini uzatarak onun başına şefkatle dokunduğunda aralarında oluşan birçok engelin ortadan kalktığını ve aralarındaki sorunların çözüldüğünü görecektir.

Öğrencilerimizin ruh dünyalarına girmeden, onların hobi ve fobilerini bilmeden, onları yeteri kadar anlayabilmemiz mümkün olmayacaktır. Öğrencilerimizin kişiliklerini incitmeden, yaralamadan, okuldan, kendimizden, derslerden soğutmadan, sevgiyle yaklaşarak öğrettiğimizde geleceğe umutla bakan gençlerin yetiştiğini göreceğiz. Bu da bizi çok memnun edecektir. Eğer bunları yapmaz sevgi yerine korku, güler yüz yerine asık surat, ödül yerine ceza uygulayacak olursak, bedenlerini doyurduğumuz kadar ruhlarını doyurmayıp aç bırakırsak, bu öğrencilerimizin ileride karşımıza birer katil, ayyaş, hırsız olarak çıktığında hiç şaşırmayalım. Bunları kendi ellerimizle yetiştirdiğimizi de hiç unutmayalım.

Öğretmen öğrenci ilişkilerinde korkuya dayalı değil, sevgiye dayalı güzel bir disiplin anlayışıyla ortaya çıkacak problemler kolayca çözülecektir. Öğretmen, öğrencisinin görüş ve düşüncelerine değer vererek onları dinliyor, onlara güzel bir şekilde dudaklarından dökülen sıcacık ifadelerle evladım, yavrularım, çiçeklerim, canım, gençler, arkadaşlar vb. şekilde hitap edebiliyor, onların duygularını paylaşabiliyorsa ne mutlu böyle öğretmenlere! Böyle öğretmenlerin binlerce kez ellerinden öpüyorum.

Öğretmen, sınıfında demokratik bir hava oluşturuyor, herkese söz hakkı tanıyor, onların rahatça fikirlerini söylemesine izin veriyorsa, konuşmaları için onları teşvik ediyor, konuşmalarındaki hataları yüzlerine vurmuyor, başka sorularla onları kırmadan yanlışlarını anlamaya çalışıyorsa, onlara şefkatle bakıp güven veriyorsa, onların yalnız olmadıklarını hissettiriyorsa hiç şüphesiz bu öğretmen öğrencinin gözünde çok büyüyecektir.

Sevgili meslektaşlarım, gönül bahçemizin eşsiz güllerini, tomurcuk çiçeklerini kırarak incitmeyelim. Onları soldurmayalım. Eğitimi okul, veli ve öğretmen üçgeninde görelim. Başarıya da buradan gidileceğini aklımızdan çıkarmayalım.

 

  • Etiketler

The comments are closed.

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz