SON DAKİKA

Kayseri Hakimiyet Gazetesi / www.kayserihakimiyet2000.com
NAGEHAN ÇELEBİ

“BENİM PANİK ATAĞIM VAR”    

Bu haber 08 Ağustos 2018 - 14:23 'de eklendi ve 13 kez görüntülendi.
“BENİM PANİK ATAĞIM VAR”    

Psikiyatri bölümünün şanssızlığı, hastalarının çoğunlukla psikiyatri bölümünden önce diğer birçok bölüme giderek yardım almaya çalışmalarıdır. Şiddetli kalp çarpıntıları yaşayan birinin kalp krizi geçireceğim korkusu ile kardiyolojiye başvurması ya da sürekli ve şiddetli baş ağrısı olan birinin nörolojide muayene olmak istemesi gibi. Çok az kimse hastalığının fizyolojik olmadığını düşünerek psikiyatr ve psikologlardan yardım ister.

 

Bir danışanım son iki hafta içerisinde iki kez “kalp krizi geçiriyorum”  endişesiyle acil bölümüne başvurmuş. Ancak fiziksel ve laboratuar değerlendirilmelerinin sonucunda dikkate değer bir sağlık problemi bulunamamış. 36 yaşında olan bu danışan “sanırım çıldırıyorum” diyerek yakınıyordu. Son üç ayda ise sık sık ortaya çıkan çarpıntı, terleme, titreme, nefes darlığı, göğüs ağrısı, baş dönmesi ve ölecekmiş gibi hissettiğine dair şikâyetleri vardı.

 

Bu durumu ilk kez sokakta yürürken, herhangi bir başlatan olay olmamasına rağmen, sıradan bir günde yaşadığını söylüyor ve kendisine saatlerce sürmüş gibi gelmesine rağmen bu atağı yaklaşık 10 dakika sürdüğünü belirtiyordu.  O zamandan beri günde bir ya da iki defa, farklı durumlarda beklenmedik bir şekilde ortaya çıkan benzer ataklar yaşadığını ilave etmişti.

 

Sonuçta, bir başka atağı ne zaman ve nerde geçireceğine dair endişeler duymaya başlamış ve bu ataklar arasında devamlı kaygılı ve tedirgin bir şekilde bedenine odaklanıp yeniden atak gelecek mi diye korkuyla beklemeye başlamıştı.

 

Bu danışan, her ne kadar halk arasında “panik atağım var” cümlesi sıkça ağızlarda dolansa da kalp krizi geçirdiğinden korktuğu ve öleceği endişesi ile direk acil bölümüne başvurmuş. Halk arasında insanlar bu hastalığı kendilerinde gördüklerini sık sık söyleseler de bu rahatsızlık insana ölüm korkusunu yaşatan ve direk yardım isteme davranışına yönlendiren bir durumdur.

 

Panik ataklar aniden ortaya çıkan çok şiddetli kaygı nöbetleridir. Kaygı gerekli ve doğru yerlerde ortaya çıkarsa kişinin hayatta kalmasını sağlar ve başarıya götüren bir faktör olabilir. Tehlikeli bir durum olduğunda yaşadığımız kaygı ve korku bizim kendimizi korumamızı sağlar. Örneğin tehlikeli bir yaratık karşımıza çıkarsa, eğer onunla savaşabiliyorsak savaşıp hayatta kalırız. Savaşamayacak durumdaysak ve ne yapacağımızı bilmiyorsak kaçarız ve bu şekilde hayatta kalırız. Yani o an ki kaygı ve korku, bizi hayatta tutan kaygıdır ve gereklidir.

 

Sınava girecek olan gençleri düşünelim, fazla kaygılı bir bireyse “eyvah sınav tarihi yaklaşıyor” düşüncesiyle kaygısını arttırır, derslerine odaklanamaz, dinlediklerini anlamaz, öğrendiklerini çok kısa sürede tekrar unutur. Çünkü beyinde kaygı modu açıksa, öğrenmeyi ve yeni bir bilgiyi kalıcı hale getirip, kaydetmeyi beyin erteler. Bir de bunun tam tersini düşünelim genç inanılmaz kaygısız bir bireyse, sınav tarihini, konularını, sınav sonucunda neler olacağını hiç bilmiyor ve düşünmüyorsa, devamlı onun yerine başka birileri kaygı duyuyorsa bu kişide sınava donanımlı olarak hazırlanamaz, ders çalışma ihtiyacı bile hissetmez. Çünkü kaygı yoktur. Kaygının olmaması da, yeterinden fazla olması da bireyi işlevsiz hale getirir. İki durumda da istenen sonuç elde edilemez. Eğer kaygı yeterli düzeyde ise işimize yarayabilir.

 

Yukarıda bahsettiğim danışanın yaşadığı şey sebepsiz yere beklenmedik anlarda ortaya çıkan şiddetli kaygı nöbetleridir ve işlevsizdir. Hayatını zorlaştıran, günlük hayatında ki uyumunu kaybettirecek panik atak nöbetleridir. Ve biz buna panik bozukluk deriz.

 

Peki bu atak sırasında birey neler yaşar? Hızlı nefes alıp vermeye başlar; bu da nefesimiz daralıyor ya da boğuluyor, soluğumuz kesiliyormuş gibi hissetmemize, göğüs ağrısı ya da göğüste sıkıntı hissine neden olabilir.

Kalp atışları hızlanır; çarpıntı hissedebiliriz ya da kalp atımlarımızı şiddetli bir şekilde duyabiliriz.

Kan basıncı artar ve kalp özellikle kaslara bol miktarda kan pompalar; terleme, titreme ya da sarsılma, ateş basması hissederiz. Deriye daha az kan pompalanır; bu da uyuşma ya da karıncalanma hissetmemize yol açabilir. Sindirim sistemine daha az kan pompalanır; bulantı ya da karın ağrısı hissedebiliriz.

Kandaki oksijen artar karbondioksit azalır ve beyin kan sirkülâsyonu değişir; kendimizi ya da çevremizi değişmiş, tuhaf ve farklı hissetmemize, kontrolümüzü kaybedebileceğimiz korkusunun oluşmasına neden olabilir.

Panik bozukluğu, tedavisi mümkün olan bir hastalıktır. Panik bozukluğun tedavisinde etkili bulunan ilaçlar vardır. Bu tedavi için bir psikiyatristten destek almak uygun olacaktır. Ancak ilaç tedavisi etkili olmakla birlikte tek başına yeterli değildir. Tedavi bittikten sonra şikayetler tekrarlayabilir. Bu nedenle ilaç kullanılsa bile bilişsel-davranışçı terapi uygulaması en etkili çözümdür. Bunun için de klinik psikologlardan yardım alınabilir.

İlaç tedavisi ve psikoterapi müdahaleleriyle panik bozukluk hastalarının birçoğu düzelir, bir kısmı da çok az belirti göstererek yaşamlarına normal bir şekilde devam edebilirler. Bu nedenle panik bozukluk belirtileri gösteren kişilerin, kulaktan dolma bilgiler veya yöntemlerle kendilerini tedavi etmeye kalkışmamaları, en kısa zamanda bir uzmanın yardımını istemeleri, hastalığın doğru şekilde tedavisi açısından faydalı olacaktır.

Etiketler :
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
SON DAKİKA