BAŞKAN EKİCİ, “KENTSEL DÖNÜŞÜM PROJESİ HIZ KESMEDEN İLERLİYOR”

BAŞKAN EKİCİ, “KENTSEL DÖNÜŞÜM PROJESİ HIZ KESMEDEN İLERLİYOR”

DEVELİ KAYMAKAMI DURU ÇAY OCAĞINDA VATANDAŞLARLA BULUŞTU

DEVELİ KAYMAKAMI DURU ÇAY OCAĞINDA VATANDAŞLARLA BULUŞTU

KAYSERİSPOR’DA MEDİPOL BAŞAKŞEHİR MESAİSİ DEVAM EDİYOR

KAYSERİSPOR’DA MEDİPOL BAŞAKŞEHİR MESAİSİ DEVAM EDİYOR

708278.İL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ SAĞLIK BAKANLIĞI.24.11.2017

708278.İL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ SAĞLIK BAKANLIĞI.24.11.2017

MELİKGAZİ İMAM HATİP ORTAOKULU’NDAN MÜFTÜLÜĞE ZİYARET

MELİKGAZİ İMAM HATİP ORTAOKULU’NDAN MÜFTÜLÜĞE ZİYARET

BİLGE ÇALICI’NIN KALEMİNDEN…TOPLUMDA ÇOCUK-1

Toplumların;  mutlu,  huzurlu  yaşam  seviyesine  ulaşabilmeleri  için  en  önemli  konuların  başında, çocuk  eğitimi  olduğu  bir   gerçektir.  Zira  hayatın  bu  nadide  fidanlarına  ne  şekilde  yaklaşılırsa  büyüdüğü  zaman  öyle  meyve  verecektir.

Geleceğe  eser  olarak  bırakacağımız  çocuklarımızı, aileye  ve   topluma  faydalı  bireyler  olarak  yetiştirmek  bütün  anne  ve  babaların  vazifeleridir.  Bilinçli  evlat  yetiştirmek  öncelikle  ailelerin  temelden  kendilerini  yetiştirmeleriyle gerçekleşir.  Özellikle  yeni yuva  kurmak  isteyen çiftlerin, ileride çocuk sahibi olma arzularına  ulaşabilmeleri  için  hazırlıklı  olmaları  gerekmektedir.

Hiç  bir  aile  çocuklarının  kötü huylar  edinmesini  istemez  ancak,  iyi  huyları  verebilmenin  inceliklerini   benimsemeleri   yerinde  olacaktır.

Evliliğe  karar  veren  çiftlerin  birçoğu,  hayatı  tozpembe  görmenin  sarhoşluğu  içinde  bulurlar  kendilerini.  Bulutların  üzerinde  yürümekteler  adeta.   Sonsuza  kadar  o pembeliğin  idamesi  umuduyla  atılır  adımlar. Acaba gerçekte sonsuza kadar öyle güzel düşleri gerçekleştirenler olmuş mudur?

Daha  açık  bir  ifadeyle  anlatmak  gerekirse;  bütün  dünyada  kaç  çift  evliliklerini  uzun  yıllar  balayı  denilen  o efsunlu  sevginin  hırpalanmasına  müsaade  etmeden  yürütmüştür?   Ne  yazık ki  bu  biraz  zor  gibi  görünüyor  zira, genel  olarak  karşılaşılan problemler  çiftlerin  gerilmesine  sebep  olmaktadır. Bir  çok  evlilikler  birbirlerinin   aile  yapılarına  yabancı çiftlerle  gerçekleşmektedir.

Her ne kadar  çiftler tanışma  devresi  geçirseler de,   evlendikten  sonra  edindikleri  rahatlık, karşı  tarafa  zıt  gelecek  bazı  karakterlerini  açığa  çıkardığından  eşler  arasında  anlaşmazlık,  nahoş  hareketler  başlamaktadır. Bunların  arasında  birbirlerine  anlayışla yaklaşan, bilinçli  yuva  kuranlar,  kesinlikle  evlilik  müessesesinin  hassasiyetinin  idrakine  varmış,  önceden  hazırlıklı  olan  eşlerdir.  Bütün  bunlar  göz  önünde  bulundurulacak  olursa, dünyaya gelen ve getirilecek  olan  çocuklar, nasıl  bir  ortamda  ilk  ağıtlarıyla  merhabalaşmış  ve  merhabalaşacaklar?.  Geleceğe  üstün  karakterli  evlatlar  yetiştirmek   umuduyla  hazırlıklı    olan   ailelerin   yanında   doğan  çocuklarla,  bu  konuda  hazırlığı  olmayanların  yanında  doğan  çocuklar  bir midir?

Sadece çocuk  sahibi   olmanın   sevincini yaşayıp, geleceğini düşünmeyen aileler  az  değildir. Cami  kapılarına,  çocuk  yuvalarına  ve  daha  bir  çok  uygun  olmayan ulu  orta yerlere  bırakılan  o  günahsız  masum   çocukların  suçlusu  kimlerdir?  Bir  tarafta  şanslı  çocuklar,  diğer  tarafta  şanssız  çocuklar  dünyaya  geliyor  diyebilir miyiz?  Hayır  hiç  kimsenin  öyle  bir  fikri  yürütmeye  hakkı  olmadığı  gibi, hiç  kimsenin  geleceğini  düşünmeden  bilinçsiz  evlat  dünyaya  getirmeye  de hakkı  olmamalı.    Burada  yine  yanlışlığın  ailelerde  olup,  öyle  duruma  düşen  bebekleri  dünyaya  getiren  gençlerin,  aileleri  tarafından   gereken  eğitimi  alamamış  olmalarından  kaynaklandığını  söyleyebiliriz.

Maddi sıkıntı içinde olan  aileler  olabilir  fakat  bu durum  üstün vasıflı çocuk yetiştirmeye engel olmamalıdır  zira,  maddi  sıkıntı  çekmiş  bir çok  ailelerin  çocukları,  yüksek  kademede  üstün  vasıflı  şahsiyetler  konumuna gelmişlerdir.

Çiftler    çocuk   sahibi  olmayı  düşünürken  öncelikle hem  bedenen   hem de  psikolojik  yönden  kendilerini  hazırlamalılar.  İçki, kumar , sığara  gibi  daha  bir  çok  kötü  alışkanlıklardan uzak olmaları, var  ise  bırakmaları  çocuk,  aile,   ve     toplum açısından   kaçınılmaz zarurettir.   Hamile  bir  bayanın,  zaruri  ihtiyaçtan  olsa  dahi  eşinin  haberi  olmadan  cebine  uzanıp  para  vs  araması ve  almasının,    karnındaki  bebeğe yansıyacağı ve  kötü alışkanlık kazandıracağı düşünülmelidir. Annenin sığara,  içki  gibi  kötü  alışkanlıkları, sağlık  açısından  karnındaki                                     bebeği  etkilediği  gibi, eşiyle   çevresiyle  kurduğu nahoş  veya  güzel  iletişimler, bağırması,  korkması,  sevinci  ve  mutluluğu,  henüz  dünyaya    gelmemiş  bebeğini  etkilemektedir.

Konuyla  ilgili,  bir çoklarının  bildiği  kısa   hikayeyi  sunmak  yerinde  olacaktır.

( Günün  birinde,  hamile  bir  bayan  komşusuna  misafir  olur.  Konuğuna  çok  sevinen  ev  sahibi , kısa  bir  sohbetin  ardından  kahve  pişirmek  üzere  mutfağa  gider.  Hamile  bayan  oturduğu  yerden  yemek masasının  üzerinde  bulunan  meyvelikte,  iri  iri  portakalları  görür.  Bir  sabırla  ikram  edilmesini  bekler  ama  ev  sahibi, hamile  bayanın  içindeki  şiddetli  portakal  yeme  arzusunun  farkına  varmaz.  Sıcak  sohbetlerin  ardından ev sahibi boş  kahve  fincanlarını  mutfağa  götürdüğünde,  hamile  bayan  yakasından  çıkardığı  bir  toplu  iğneyle  portakalın  birini  deler ve tatmin olacak kadar  suyunu  emdikten  sonra yerine  bırakır.  Bayan,  portakal  yeme  iştahını  böylece  gidermiş  huzurludur.  Gönül  rahatlığıyla  evine  döner.

Kısa   bir  süre  sonra erkek çocuğu  dünyaya  getirir.  Çocuk el bebek  gül bebek  büyütülür. Evinin  önünde  oynayacak  yaşa  geldiğinde, yoldan  geçen  sakaları  (eskiden  eşek  veya  at  üzerinde, deri  tulumlara  doldurulmuş  su  satıcıları)  görür.  Evine  koşar  büyük  bir  iğne  getirip  sahibi  görmeden  tulumlara  batırmaya  başlar.  Sahibi  fark  edinceye  kadar  sularının  çoğu  yerlere  akar.  O  günden  sonra  her gün   elinde  iğne sakaların  yolunu  bekleyen  çocuk,  sucuları  o  yoldan  geçmelerine  tövbe  ettirir. Çocuk,  ailesine  şikayet  edilir,  bütün  zararlar  ödetilir  ama  nereye  kadar.

Birçok  tehdit ve  nasihatler   fayda  vermez. Aile  çok  üzgün  ve  perişandır.  Bir  gün  çocuğun  annesi  rüyasında, tanıdığı  çok  bilgili  bir  zatı   görür.  Uyanınca,  içine  düştüğü  durumu  o  zat’a  anlatmayı  düşünür.  Bu,  bir çok  insanların  problemlerine  çözüm  yolu  gösteren  bilge  kişidir.  Bayan,  zatın  ikamet  ettiği  yeri  öğrenir  yanına  gider,  çocuğunun sakalara  yaptıklarını  anlatır.  Zat  çeşitli  sorularının  cevabını  aldıktan  sonra  bayana  son  soruyu  sorar: “Bayan, çocuğun  dünyaya  gelmeden  evvel,  bir  yerlerde  sahibinden  izinsiz  iğne  batırarak  her  hangi  bir işlemde  bulundun mu”? der.

Bayan,  kısa  süre  düşündükten  sonra,  hamileliğinde  iğne  batırarak  somurduğu  portakalı hatırlar  ve  bilge  kişiye  anlatır.

Zat  bayana,  portakal  sahibine gitmesini, geçmişteki  yaptıklarını  anlatıp  helalleşmesini  önerir.  Ancak  böylece,  çocuğun  o  kötü  huyunu  bırakacağını  söyler.  Bayan,  zatın  yanından  döner  dönmez   soluğu  komşusunda  alır.  Geçmişte  yaptığını  bütün  detayıyla  özür  dileyerek  anlatır ve helâl  etmesini  ister.

Bunları  işiten  komşusu,  çok  önemsiz  olarak  algılanan  bu  hareketin  ne  kadar  büyük  olduğunun  bilincine  vararak,  geçmişte  misafirine  canının  istediği  meyveyi  ikram  etmemiş  olmanın  mahcubiyetiyle  özür  dilerken,  portakalın  emilen    damlalarını  defalarca  helâl  eder.   O   günden  sonra  çocuk,  geçen  sakalara  zarar  vermeyi  bırakır.) (Kıssadan  hisse.) Geçmişten  günümüze  ulaşan  hikayelerin, gerçek  olup  olmadığını  bilmiyoruz  ancak  gerçek  olan  şu ki, hiç  biri  boşuna  ulaşmamıştır. (Devam Edecek)

  • Etiketler
  • Açıklama
  • Toplumların;  mutlu,  huzurlu  yaşam  seviyesine  ulaşabilmeleri  için  en  önemli  konuların  başında, çocuk  eğitimi  olduğu  bir   gerçektir.  Zira  hayatın  bu  nadide  fidanlarına  ne  şekilde  yaklaşılırsa  büyüdüğü  zaman  öyle  meyve  verecektir. Geleceğe  eser  olarak  bırakacağımız  çocuklarımızı, aileye  ve   topluma  faydalı  bireyler  olarak  yetiştirmek  bütün  anne  ve  babaların  vazifeleridir.  Bilinçli  evlat  yetiştirmek  öncelikle  ailelerin  temelden  kendilerini  yetiştirmeleriyle gerçekleşir.  […]
Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz