VATANDAŞI 1 MİLYON TL DOLANDIRAN ŞAHISLAR ÖZEL EKİPLER TARAFINDAN YAKALANDI

VATANDAŞI 1 MİLYON TL DOLANDIRAN ŞAHISLAR ÖZEL EKİPLER TARAFINDAN YAKALANDI

AGÜ SPOR, BOTAŞ DEPLASMANINDA KAZANDI:54-56

AGÜ SPOR, BOTAŞ DEPLASMANINDA KAZANDI:54-56

ANADOLU BAĞCILAR SPOR-KAYSERİ ERCİYESSPOR:3-0

ANADOLU BAĞCILAR SPOR-KAYSERİ ERCİYESSPOR:3-0

KEMAL TEKDEN: “GENÇLİK BİZİM GELECEĞİMİZDİR”

KEMAL TEKDEN: “GENÇLİK BİZİM GELECEĞİMİZDİR”

PTT’DEN ÖĞRETMENLERE ÖZEL KAMPANYA

PTT’DEN ÖĞRETMENLERE ÖZEL KAMPANYA

BİRAZ DA NOSTALJİ
  • FARUKERGAN
    • FARUK ERGAN
    • faruker@kayserihakimiyet2000.com
    • 24 Aralık 2014 - 14:43:12

Bazı akşamlar top oyunları oynanırdı. Top deyince hemen hatırladım o zamanın topları çabıttan olurdu, yâni bez parçasının sıkı sıkıya sarılmasından meydana gelir, bu toplarla oynanırdı.

Öyle naylon top, plastik top, meşin top, hayal bile edilmiyordu o zamanlar. O çaput topların içine bazı şakacıktan taş koyar, üzerini bezle sarardık. Penaltı adı o zaman yoktu “ kaleye top çekme” adıyla çabut top kale önüne dikilir, şakacı nazının geçtiği arkadaşının kaleye şut atmasını ister ve ikna ederdi.

Bu durumdan haberi olanlar kıs kıs gülerken kaleye şut atacak olan yavaş yavaş çekilir çekilir, kaledeki kişide yavaş yavaş kaleden çekilmeye hazırlanırken, adam koşar topa nasıl vurur “yandım Allah, vay anam” sesleriyle can acısıyla kendisine bu oyunu hazırlayan adamın peşine düşmek ister, ama kaleci çoktan kaçmış olurdu…

Hele hele kartopu oyunu da ayrı bir âlemdi. Kartopu oyunu çocuklarla başlar, delikanlılarla sürer, büyüklerle biterdi. İki kişi oynarken dört olur, daha sonra tüm mahalleyi sarardı.

Kartopunun hızlı gitmesi için içerisine  küçük taşlar konurdu. Birine değince kartopunun taşlı olduğunu anlayan daha büyük bir taş koyar iş böylece büyür, sonra da sapanlar çıkarılır, taş dögüşü  oyunu başlardı. Bu oyunlar iftar topunun patlamasıyla biter, herkes evine dağılır, teravih namazında tekrar bir araya gelinir omuz omuza namaz kılınırdı. Kiminle? Top oyununda, kar topu oyununda veya taş dögüşünde oyun oynayan arkadaşlarla…. işte büyüklük, işte hoş görü, işte insaniyet, işte islamiyet…

Akşam büyüklerin “arabaşı” yeme toplantıları olurdu. İki üç günde bir, evde toplanılır, arabaşı yenilir yârenlik edilirdi. Yârenlik yani yaşıtların bir araya gelmesiyle yapılan konuşma ve sohbetlere verilen isimdi.

Arabaşı ise unla suyun karıştırılarak elde edildiği bir nevi hamurun dondurulmuşudur. Yanında tavuk etiyle pişmiş baharatlı çorba olurdu. Tepsiden kaşıkla alınan kaşık dolusu arabaşı hamuru, çorba tasına batırılır, bir miktar çorba suyu beraber yutulurdu.

Arabaşı hamurunu çorba tasına düşürmemeye çok dikkat etmek gerekir. Çünkü tasa hamur düşüren herkes cezanın bir dahaki sefere arabaşı yedirmek olduğunu bilirdi.

Sahura ise o zamanlar “illik” denirdi. İllik, her ne kadar “il” yani yabancı, başkaları, el sözünü hatırlatıyorsa da aslında “erlik” demekti. Yani sabahtan önce “er” erken,olarak yenen yemek demektir.

İlliklerde yâni sahurda önceleri tenekeler çalınarak,  sahura kalkar, uyanamayan koşularına bakarlardı. Sonraları tenekelerin yerini davullar aldı. Davulcunun yanında yardımcı gezen bir iki çocuk bulunurdu. Bu çocukların ellerinde “adana sepeti”denen çok büyük sepetler olurdu. (sanırım bu sepetlerle Adana’dan meyve getirildiği için bu isim veriliyordu.) 

Sahura kalkan insanlar davulcuya hazırlamış bahşiş niteliğinde hediyeler verirlerdi. Yeni pişmiş yufka böreği, kete, halka, börek, çörek, ne varsa verilir, o çocuklar bu sepetlere hediyeleri koyarlardı. Buna karşılık davulcu da sahura kalkmadık bir ev bırakmaksızın evleri dolaşır, davul sesine uyanmayanları tokmakla kapılarını çalarak uyandırırdı.

 O günlerde “illiğe kalkamadım” “illiksiz oruç tutuyorum”  problemi olmazdı. Davulcular öyle ramazanlar için tutulan, dan dan dan davulcular değil, mesleği davulcu olanlardı. O günlerde “Millet kalksın kalkmasın, ben çalışıyorum ya sen ona bak, kalkamıyorsa  saatini kursun”  diye bir düşünceleri olamazdı. Yaptıkları işi  geçekten   bir görev kabul ederlerdi. 

Ramazan bitiminde ellerinde Türk bayramları olduğu halde evleri gezer bayramlaşır ve para olarak bahşiş toplardı. Bir ay boyunca kendilerini kaldırmaya uğraşan bu fedakar insanlara herkes elinden geleni vermeye çalışır, huzurlu iletişim her şeyde olduğu gibi bu konuda da huzura kavuşmuş olurdu.

İftar edip orucunu açan, terâviler de buluşan insanlar, artık evlerine çekilir kısa  bir istirahat ten sonra sahur da câmilere gitmek için buluşurardı. Sabah namazlarından önce câmilerde hocalar vaaz ederler. Her câmiyi gezer, her hocadan ayrı bir ders alır hem sevap kazanmış olarak, hem de bilgilenmiş olarak huşu ile sabah namazlarını kılar, işlerimize dağılırdık.  

 

  • Etiketler

The comments are closed.

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz