Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!

SON DAKİKA


googleplay
Kayseri Hakimiyet Gazetesi / www.kayserihakimiyet2000.com
İBRAHİM PEKBAY

BU NE YAMAN ÇELİŞKİ!…

Bu haber 24 Ekim 2018 - 11:17 'de eklendi ve 21 kez görüntülendi.
BU NE YAMAN ÇELİŞKİ!…

Seçim çalışmaları sırasında Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gaziantep mitinginde, “Seçimin ardından tüm Suriye topraklarını güvenli hale getirmeyi ve misafirlerimizin tamamının evlerine dönmelerini sağlamayı hedefliyoruz.” dedi.

TÜGVA’nın genel merkez açılışında konuşurken ise, Kılıçdaroğlu’nu hedef alıp şöyle dedi:  “Ana muhalefetin başı İngiltere’de Suriyelileri tekrar Suriye’ye göndereceğiz diyor. Bunun insanlıktan nasibi var mı? Ensar ile muhacir nedir bunlar bilmez. Bunlar her zaman zulümle içiçe olmuşlar. Geçmişlerinden bu yana hep zulüm etmişler. CHP’nin tarihini biz iyi biliriz. Adnan Menderes ve arkadaşlarını nasıl idam ettiklerini biliriz. Onlar kollarında teröristlerle Ankara’dan İstanbul’a yürüyebilirler. Bay Kemal sen onlarla yürümeye devam et, biz mazlumlarla beraber yürüyeceğiz. Bu mücadele boynumuzun borcu.”

Yetmedi,  “Bu kişi hayatının hiçbir döneminde milletimizin, devletimizin hakkını hukukunu savunmamıştır. Hep fitnenin, ayrıştırmanın peşinde olmuştur. Tüm terör örgütlerine destek vermiştir” dedi.

Demesine dedi da, Diyarbakır’da Barzani, Türkücü Şivan Perver ile İbrahim Tatlıses’e Kürtçe “Meğri Meğri” türküsünü okutmadın mı, ya da okunmasına izin vermedin mi?

O Türkü ki, 1980 yılında PKK kadrosu içinde yer alan Zeki Yıldız adındaki teröristin öldürülmesi sonucu Dengbej Zozan tarafında “Ağıt” olarak otaya atılmıştır. Anlamı nedir, bilir misin? Kısaca “Ağlama” demektir. Burada tüm türkünün sözlerini yazmayayım, bu kadar yeter.

O davranış “Fitne” olmuyor mu?

Dahası, “Açılım” dedin yola çıktın, sonra “Aldatıldık” dedin. Oku bak tarihi, Atatürk ne diyor…

“Aldanmak gaflettir. Hususiyeten aldandığını beyan etmek, apaçık itimadı yitirmektir, ahmaklıktır. Samimiyet ile ahmaklık münasebetini birbirinden ayıran yegâne unsur ise, haysiyettir. Haysiyeti olmayan, yanılmaya, aldanmaya ve aldatmaya ilelebet mecbur kalacaktır…”

O nedenle, ülkenin Cumhurbaşkanı, üstelik “Tek adamı” olarak artık aldanma, milleti de yanlış bilgiler vererek aldatma…

XXX

Bir başka çelişki, Danıştay’ın, okullarda okutulan “Andımız” uygulamasının kaldırılmasını iptal etmesi üzerindedir.

Bu konuda ODA YV yazarlarından Müyesser Yıldız, yazısında; “Bitmedi. Erdoğan daha dün Diyarbakır’da, “Rabia” olarak nitelendirdikleri çağrıyı tekrarlayıp, “Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet için mücadeleye hazır mıyız?” demedi mi?

Buradaki “Tek millet” ten hepimizin anladığı, “Türk Milleti” kavramı değil mi ki, “Andımız” yerden yere vuruluyor? “Andımıza” karşı çıkarken, aslında “Rabia”ya karşı çıktıklarını da mı fark etmiyorlar?

Değilse, “Tek millet” derken, neyi kast ettiklerini açıklamaları gerekmiyor mu?”

Böyle diyor ve anladığım kadarıyla da “Andımız” ile “Rabia” işaretinin farkını sorguluyor…

Öncelikle şunu ifade etmek isterim ki, içeriğinden önce “Tanımlanması” farklıdır.

Erdoğan’ın “Rabia” işareti, Mısır halkının meydanlara dökülmesi sırasında kullandıkları bir işaret olup Arapçadır ve anlam olarak da “Dört” veya “Dördüncü” demektir.

Diğer yandan “And” kelimesi öz be öz Türkçe bir kelimedir. Neden Türkçe kelimelerden kaçınıyoruz ki?

Sizin “Tek millet” anlayışınız ile bizim anlayışımız üst üste oturuyor mu? Oturmuyor.

Çünkü “Millet” Çoğunlukla aynı topraklar üzerinde yaşayan, aralarında dil, tarih, duygu, ülkü, gelenek ve görenek birliği olan insan topluluğudur. Bir yerde bulunan kimselerin bütünüdür. Benzer özellikleri olan topluluktur…

O nedenle Atatürk, “Tek millet” dememiş,  Çünkü “Millet” Osmanlı döneminde gayrimüslimler için kullanılır, diğeri de “Ümmet-i  Muhammed” olarak anılırdı.

Atatürk’ün tarifi ise ayrım yapmamaktadır ve “Türkiye Cumhuriyeti’ni Kuran Türkiye Halkına Türk Milleti Denir” diyerek, etnik guruplar arasındaki farkı kaldırmıştır. Bu ülke, coğrafi tanımı ile Türkiye üzerinde yaşayan ve devletine bağlı olanlar tarafında birlikte kurulmuştur.

Oysa şimdi siyasiler farklılaştırmak, ötekileştirmek, siyasi çıkar sağlamak amacına yönelik güç harcamaktadırlar…

Bizim “Millet” tanımlamamız ile “Andımız” sözleri, bu nedenle üst üste çakışmaktadır.

 

XXX

Gelelim son çelişkisine…

Erdoğan, AKP Kadın Kolları’nda “Mahalli idareler seçimi belki de bu ana muhalefetin sonu olacaktır” demiş…

Şunun iyi bilinmesi gerekir ki…

Her hangi bir parti, sayısal üstünlüğü sağladığında iktidar olur, ondan sonraki sayısal üstünlükteki parti de “Ana Muhalefet Partisi” adını alır.

Yani, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Erdoğan’ın en büyük arzularından olan muhalefetsiz TBMM, asla olmaz, olmayacaktır. Bir parti gider, öteki parti gelir, konu bu kadar basit iken, demokrasiyi içine sindirmekte zorluk çekenlerin yorumudur muhalefetsiz düzene geçmek…

Koyalım noktayı…

 

 

Etiketler :
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
SON DAKİKA