MİDİ VOLEYBOLCULAR TÜRKİYE FİNALLERİNDE

MİDİ VOLEYBOLCULAR TÜRKİYE FİNALLERİNDE

ŞEHİR HASTANESİ’NE TAŞINMA İŞLEMİ 29 MAYIS’TA TAMAMLANACAK

ŞEHİR HASTANESİ’NE TAŞINMA İŞLEMİ 29 MAYIS’TA TAMAMLANACAK

BAŞKAN CABBAR HASTA VE YAŞLI ZİYARETLERİNE DEVAM EDİYOR

BAŞKAN CABBAR HASTA VE YAŞLI ZİYARETLERİNE DEVAM EDİYOR

BAŞKAN ÇELİK’İN ÖNEM VERDİĞİ YOL

BAŞKAN ÇELİK’İN ÖNEM VERDİĞİ YOL

MHP MİLLETVEKİLİ ADAYLARI VATANDAŞLA KUCAKLAŞMAYA DEVAM EDİYOR

MHP MİLLETVEKİLİ ADAYLARI VATANDAŞLA KUCAKLAŞMAYA DEVAM EDİYOR

BUNLAR YETMEZ…
  • İBRAHİMPEKBAY
    • İBRAHİM PEKBAY
    • ibrahimpekbay@kayserihakimiyet2000.com
    • 8 Mart 2018 - 14:28:29

Bu yazımın konusu, dün ile ilgili. Yani 8 Mart Dünya Kandınlar günü…

Dün konuyu yazmadım, bekledim, bakalım kim nasıl nutuk çekecek diye.

Kendilerini İslam Alimi sanan bazı soysuzlar, meczuplar, tarikatçılar, şeyhler, Allah adına kandırıyor, kendi dünyevi çıkarları için insanların inançlarını sömürüyorlar. Bunlardan biri de, Türk Milletince “Kutsal” sayılan kuruluşlardan olan “Vakıf” adını ön plana çıkararak, bununla da yetinmeyip “Burada Allah adına, din adına konuşuyoruz…” diyen soytarı Nurettin Yıldız denilen herif…

“Sosyal Doku Vakfı Başkanı” ve sözüm ona “ilahiyatçı” sıfatıyla konuşup, akla ziyan, İslam dini ile bağdaşmayan laflar ediyor. Bu Nurettin Yıldız öyle laflar etti ki kadınlar ve erkek-kadın ilişkiler hakkında gerçekten akla ziyan.

Bazıları şöyle: “Yatak yorgan battaniye cinsel dürtüleri rahatsız eden yapıda olmamalı”, “Asansörde halvet olur”,”dayak yiyen kadın şükretsin” “6 yaşındaki çocukla evlenilebilir” dedi…

Böylesi sapık sözde “fetvaları” ile başlayan tartışma, son olarak AKP’nin son MYK toplantısında da gündeme geldi.

Erdoğan, son MYK toplantısında Diyanet İşleri Başkanlığı’ndan da sorumlu olan Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ’a talimat vermiş. Erdoğan, bu açıklamalardan duyduğu rahatsızlığı ortaya koyarak, Din İşleri Yüksek Kurulu’nun hassasiyet göstermesi gerektiğini belirtmiş ve Diyanet İşleri Başkanlığı’nın konuyla bizzat ilgilenmesi gerektiğini belirtmiş…

Ne tuhaf bir davranış değil mi? Aslında Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanından alışageldiğimiz davranış bu olmamalıydı. Ya doğrudan yargıya talimat vermeliydi ya da Bekir (Bozdağ) Beye talimat verip savcılığa “İnsanların dini inançları üzerinde tahribat yapmaya yönelik davranış” suçlaması ile suç duyurusunda bulunmalıydı. Ya da, “Eyyyyy….” diye bir nara atıp, Allah adına aldatan ne kadar tarikat lideri, şeyh, sahte İslam alimi ve dini kendi çıkarlarına kullanan soytarılara hadlerini bildirip gereğini yapmalıydı. Vaktinde Atatürk öyle yapmıştı da…

Ne var ki bu soytarılar, Atatürk’ü sırf bu nedenle sevmezler. Daha geniş bir ifade ile Dini kendi çıkarlarına alet eden ve etmeye devam edenler de hiç mi hiç sevmezler. Kimler olduklarını da biliyoruz.

Erdoğan, “Vatanın bekası için, evladını, eşini feda eden şehit analarının ve eşlerinin derin acısını paylaşıyor, yüce yüreklerini hürmetle, muhabbetle selamlıyorum. Rabbim kalplerini teskin etsin, şehitlerimizi rahmetiyle kuşatsın. Suriye’nin mazlumları, Filistin’in gözü yaşlı kadınları, Myanmar’ın çaresizleri başta olmak üzere, mağdur ve mazlum coğrafyalarda yaşayan tüm kadınlar için 8 Mart, umut olsun diyorum.”

Yurt dışında bir çok yeri saymış, şehit eş ve analarını da saymış ama eksik kalmış… Her gün işlenen kadın cinayetlerinden söz etmemiş…

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, belki bu uyarı üzerine, dün Dünya Kadınlar Günü nedeniyle paylaştığı mesajında kadına şiddete dikkat çekti. Erbaş; “Tasvip edilir hiçbir yanı, yönü ve mazereti bulunmayan kadına dönük şiddet merkezli eylem ve söylemin, rahmet ve esenlik dini olan İslam’dan referans bulması asla mümkün değildir. Zira şiddete meşruiyet sağlayan, merhameti öteleyen ve kadını rencide eden bütün gelenek, örf ve inanışlar reddedilmelidir” dedi.

Peki sahte ilahiyatçılar için bir şey dedi mi?

Demedi ve neden demediğini de anlıyoruz, o da onların kafasında, biliyoruz.

Eşinin yanında ayrılmayan Potmeni (Çantası) gibi her gittiği yere giden “Birinci Bayan”, katıldığı “Türkiye’ye Enerji Veren Kadınlar Ödül Töreni”nde yaptığı konuşmada şunları ifade etti.

“Bazen ihtirasların, bazen hak mücadelelerinin mevzusu oldu. Cinsiyetçi bakış, kadın ve erkeği karşı karşıya getirdi. Oysa kadın ve erkek bir bütünün iki yarısıdır. Tıpkı bir kuşun iki kanadı gibi. Bir kuş nasıl tek kanatla uçamazsa, insanlık da tek taraflı ilerleyemez. Kadınlarını, hayatın çeşitli alanlarından men eden toplumlar gelişemez. Özellikle Müslüman toplumlarda, kadınların mahrumiyetleri söz konusu olduğunda, fatura genellikle dine kesilir. Oysa hiçbir felsefe, hiçbir düşünce, kadına İslam kadar hakiki bir mevki vermemiştir. Kadını ve erkeği, birbirinin velîsi kılmıştır. İslamiyet’in ilk dönemlerinde kadın, gerektiğinde toplumun öğretmeni, ticaret kervanlarının sahibi, hatta savaşların neferi olmuştur. Fakat zaman içinde, farklı dini yorumlar, İslam’ın gerçek kadın telakkisini tahrif etmiştir. Bugün ne yazık ki Müslüman toplumlar, henüz Kuran’ın seviyesine yükselememiştir. Böyle bir ortamda Türkiye, gerek inanç ve kültür kodlarındaki bu özü yeniden hatırlayarak, gerekse uluslararası hukuku gözeterek, kadınlarımızı hak ettiği mevkie taşıma azmindedir.”

Zavallı, Allah ile aldatan soysuz, meczuplar için bu kelimeleri açıkça kullanmadı ama “… Fakat zaman içinde, farklı dini yorumlar, İslam’ın gerçek kadın telakkisini tahrif etmiştir…” diyebildi sadece…

Neden?

Bir de bu işin “Yasama” tarafı var…

Kendi çıkarları için gece baskını ile kanun çıkaran zihniyet, kadına şiddet ve din istismarcılarına karşı vakit kazanmaya çalışıyorlar ya da görmezden geliyorlar.

Neden?

Düşünün bakalım, bulursanız bana da haber verin.

Bunlar, yani nutuklar yetmez. İcraatı görelim isteriz…

  • Etiketler

The comments are closed.

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz