İYİ PARTİ LİSTESİ AÇIKLANDI

İYİ PARTİ LİSTESİ AÇIKLANDI

CHP LİSTESİ AÇIKLANDI

CHP LİSTESİ AÇIKLANDI

SAADET PARTİSİ LİSTESİ BELLİ OLDU

SAADET PARTİSİ LİSTESİ BELLİ OLDU

AK PARTİ’NİN MUHTEMEL MİLLETVEKİLİ ADAY LİSTESİ

AK PARTİ’NİN MUHTEMEL MİLLETVEKİLİ ADAY LİSTESİ

MHP MİLLETVEKİLİ ADAYLARI İÇİN KURBAN KESTİ

MHP MİLLETVEKİLİ ADAYLARI İÇİN KURBAN KESTİ

CIRT İLE MIRT
  • AHMETKARAASLAN
    • AHMET KARAASLAN
    • ahmetkaraaslan@kayserihakimiyet2000.com
    • 11 Mayıs 2018 - 12:25:35

(Anlatan: Senem KARAASLAN)
Bir varmış, bir yohmuş. Allah’ın gulu çohmuş. Çoh söylemesi günah, az söylemesi sevapmış.
Köylerin birinde “Cırt” adında bir gadın ile “Mırt” adında bir erkek varmış. Tek gız çocuğu olan bu aile, bir keloğlanı hizmetçi dutmuş.
Aradan yıllar geçmiş. Gız, büyüdükçe güzelleşmiş. Güzelleştikçe de zeki olmuş. Onun güzelliği ile zeki oluşu dillere destan olmuş.
Gelinlik çağına gelince, üst üste dünürcüler gelmeye başlamış. Sonunda uzah bir köyden zengin bir gençle evlendirmişler.
Gız gelin gidince, evde baş başa galan Cırt ile Mırt, gızlarının özlemini çekmeye başlamışlar. Günler, haftalar, aylar geçtikçe bu özlem dayanılmaz bir hâl almış. Bu ayrılığa artıh dayanamaz olmuşlar.
Bir sabah gahvaltıda Cırt, gocası Mırt’a şöyle söylemiş:
— Mırt, dünyalar güzeli biricik gızımızı dağlar arhasına atdıh! O, gideli ne bir haberini aldıh, ne de bir selâm yolladıh. Yeri-yurdu nicedir, sağlığı, huzuru nasıldır? Gidip gızımızı bir görelim diyom. Sen ne dersin?
Mırt’ın gözleri yaşarmış. Ağlamahlı bir sesle cevap vermiş:
— Cırt, ben de çoh özledim! Sen hazırlıh yap da gız arhası olarah gidip bir görelim, demiş.
Cırt, hemen hazırlıhlara başlamış. Börekler, bahlavalar, sarmalar yapmış. Kete için hamur yoğurup tandırı yahmış. Yaptığı keteleri tandıra yapıştırmış.
Bişen keteleri tandırdan için çoh uğraşmış. Ama gel gelelim, kete-leri tandırdan bir türlü çıharamamış! Gocasından yardım istemiş. O da çoh uğraşmış, nafile.
Keteler tandıra iyice yapışdığından bire türlü sökülmemiş! Çaresizlik içinde düşünüp dururken Mırt’ın ahlına güzel bir fikir gelmiş. Gazma ve kürek getirerek tandırı yerinden sökmüş. Böylece arabaya yüklemiş!..
Eve dönünce yemek için, bahlava, börek ve sarma ayırıp dolaba yerleştirmişler. Hediyelerini de arabaya goyduhdan sona gapılarını kilitleyip, anahtarı gapıdaki büyük daşın altına sahlamışlar. Mırt, hizmetçileri keloğlanı çağırarah şöyle demiş:
— Keloğlan, anahdarı gapının önündeki büyük daşın altına goydum. Bahlava, börek ve sarmayı da dolaba yerleştirdim. Biz gızımızı görmeye gidiyoh. Sahın anahtarı alıp, gapıyı açma. Biz dönünceye gadar da dolaptakileri yeme! Gapımıza, bacamıza sahip ol, diyerek sıkıca tembihlemiş.
Cırt ile Mırt arabaya binip gapıdan ayrılır ayrılamaz keloğlan, anahtarı yerinden alıp dolaptaki yiyeceklerin hepsini yemiş.
Cırt ile Mırt, uzun bir yolculuhdan sona güneş batarken gızlarının köyüne ulaşmışlar. Birbirlerine gavuşan ana, baba, gız sarmaş dolaş olmuşlar.
Gız, ana ve babasının ziyaretlerine çoh sevinmiş. Onlara güzel yemekler, içecekler ikram edip, gece yarısına gadar gonuşup hasret gidermişler.
Yatma zamanı gelince evin en güzel odasına misafirlerinin yatahlarını serip yatırmış. Bu odanın içi ışıl ışıl ipek halılarla döşeli, perdeleri de ipektenmiş. Cırt ile Mırt uyhu sersemli-ğinden bunun fargına bile varamamışlar. Yatağa girer girmez uyhuya dalmışlar.
Gız, herkesi yatırdıhdan sona ana ve babasının getirdiği hediyeleri arabadan indirmeye gitmiş. Gocaman tandırı görünce çoh şaşırmış.
Tandıra yapışıh keteleri görünce de her şeyi annamış. Keteleri tandırdan sökerek, kimse görmeden hayvannarın önüne atmış. Bir hamur yoğurarah çörek, kete, börek yapmış. Bunları da anasının getirdiği hediyeler içine goymuş.
Cırt, sabah erkenden uyanarah gocasına seslenmiş:
— Mırt!
Mırt, yattığı yerden cevap vermiş:
— Ne diyon Cırt?
— Kalh hele kalh! Şu odanın içine bah! Gızımızın üstü-başı perişan dururken, damadımız odasını ipeklerle döşemiş. Biricik yavrumuzu ona hizmetçi mi verdik? Şu perdelerden gıza birgaç elbise dikek. Sen hemen bir mahas ile iğne, iplik getir… Demiş.
Mırt, iğne, iplik ve mahas bularah getirmiş. Perdeleri pencereden indirmişler. Yardımlaşarah kesip, biçmişler. Cırt, elbise dikmeye başladığı sırada gız, onları gahvaltı için uyandırmaya gelmiş. Odanın durumunu görünce, bir çığlıh atarah gocasına goşmuş.
Ana ve babasının yaptıklarını annatmış. Gocası çoh olgun biriymiş. Onu teselli ederek üzülmemesini, misafirlere garşı hoşgörülü davranmasını söylemiş.
Gahvaltıdan sona köyün piknik yerine gezmeye gitmişler. Neşeli bir günün sonunda ahşam eve dönmüşler.
Yatma zamanı gelince gız, ana ve babasının yatağını bu sefer de mutfağa yapmış. Onları yatırdıhdan sona odasına çekilmiş.
Mırt hemen uyumuş. Cırt, düşünüp duruyomuş. Pencereden içeriye vuran ay ışığı, gatran gazanının yüzünden yansıyarah Cırt’ın gözlerini gamaştırmış.
Cırt, yatahdan çıharah gazanın yanına gitmiş. Bir müddet bahtıktan sona gazandaki maddeye parmağıyla dohunmuş. Eline bulaşan maddeyi kohlamış, diliyle datmış.
Bunun grem olduğunu sanarah eline, yüzüne sürmüş. Sona da gocasına seslenmiş:
— Mırt, kalh hele kalh! Bah gızımızın bir gazan dolusu gremi varmış. Hani belin, golların ağrıyordu ya. Bu gremden sürersen hastalığına iyi gelir, diyerek gocasını galdırmış.
Garı-goca birbirlerinin ağrıyan yerlerine bolca gatıran sürüp yatmışlar…
Sabah gahvaltı hazırlamah için mutfağa gelen gızları, anasını ve babasını yatağa yapışıh hâlde görünce baygınlık geçirmiş.
Gendine geldikten sona banyoya götürerek, ikisini de yıhayıp temizlemiş. Utancından kimselere söyleyememiş. Gahvaltılarını yapdıhdan sona herkes işine gitmiş.
Cırt ile Mırt, bahçeyi gezmek istediklerini söylemişler. Gızcağız, ana ve babasını bahçeye götürmüş, işlerini yapmah için evine dönmüş.
Cırt ile Mırt, bahçeyi çoh beğenmişler. Meyvelerden, sebzelerden yiyerek, gölgeye çekilmişler.
Mırt gölgeye uzanmış. Cırt, pinnikteki hayvanları seyre dalmış. Tavuhların, gazların gagalarını tüyleri arasına soharah temizlenmeye çalıştıhlarını görünce, Cırt gocasına seslenmiş:
— Mırt!
— Gene ne var Cırt?
— Gızımızın tavuhları ve gazları bitlenmiş! Gız, bunca işin içinde belli ki hayvanlara banyo yaptıramamış! Sen bir gazan bul, suyla doldur. Bende biraz çalı-çırpı toplayayım. Şuraya bir ateş yahalım. Zavallı hayvanlara sıcah su ile birer banyo yaptıralım… Demiş.
Mırt, gazanı getirmiş. Cırt, bahçeden guru ağaç toplamış. Ocah gurulup, yahılmış. Isınan suyu elleriyle gontrol etmişler. Yeteri gadar ısındığını gören Cırt, gocasına seslenmiş:
— Mırt, sen pinniğe gir de hayvanları getir. Ben de banyo yaptırıp güneşe bırahayım, demiş.
Mırt, pinnikden yahaladıhlarını getirerek Cırt’a vermiş. Cırt, hayvannarı gazana batırıp çimenlerin üzerine bırahmış.
Gaynar suya giren ördekler, vahlayarah, gazlar tıslayarah, tavuk ve horozlar da gıdahlayarak ölüp, gitmişler!
Hayvanların çırpınmaları ve sesleri Mırt’ın dikkatini çekmiş. Garısına şöyle demiş:
— Cırt, bu hayvanlar neden bağırıyolar, çırpınıyolar?
Cırt, bu soruya bir bilgiç edasıyla cevap vermiş:
— Sen de hiçbir şey bilmiyosun! Zavallılar ne gadar zamandır banyo mu görmüşler!.. Yaptığımız iyiliğe garşılıh bizi alhışlayıp, teşekkür ediyolar. Haydi, boşuna gonuşma da ahşam olmadan işimizi bitirelim, demiş.
Mırt, çimenler üzerinde sesiz yatan hayvanları görünce, garısına dönerek şöyle demiş:
— Cırt! Yıhayıp çayıra bırahdıhların neden gımıldamadan yatıyolar?
Cırt, gocasını azarlamış:
— Sen hamamdan çıhınca hiç rahatlıh hissetmez misin? Banyonun hayvanlara ne gadar iyi geldiğini anna işte! Hayvanlar o gadar rahatladılar ki, uyhuya daldılar!.. demiş.
Bu sırada gız, öğle yemeğine ana ve babasını çağırmah için gelmiş. Yapılanları görünce yine düşüp bayılmış…
Cırt ile Mırt, işlerini bırahıp gızlarıyla ilgilenmişler. Gız ayıldıhdan sona ağlamaya başlamış:
— Siz ne yapıyosunuz! Yaptığınız yanlış işlerden dolayı çoh utanıyom… El içine nasıl çıharım, gocama ne diyeceğim? Demiş.
Bahçeye bir çuhur açarah, ölen hayvanları gömmüşler.
Ahşam gızın gocası eve geldiğinde gız, olup bitenleri ağlayarah ona annatmış. Gocası, yine onu teselli edince biraz rahatlamış.
Gece anasıyle babasını nerede yatıracağını uzun uzun düşünmüş. Yine bir yanlış yapacahlarından çoh gorhuyomuş. Sonunda ahırın yanındaki çoban evine yatahlarını sererek yerlerini göstermiş. İyi geceler dileyerek odasına çekilmiş.
Garı-goca yatahlarına girmişler, horlamaya başlamışlar. Gece yarısı Cırt, uyanmış. edrafından gelen sesleri dınemiş. Dürtükleyerek gocasını galdırmış:
— Mırt!
— Ne var Cırt?
— Sesi duydun mu? Dinle, homurtular geliyo. Arada “şap şap” diye bir ses duyuyom. Uyhumu gaçırdı! Kalh da şu sesin ne olduğuna bir bahalım, demiş.
Bir gandili yaharak sesin nereden geldiğini aramaya başlamışlar.
Ahıra girince sesin gaynağını bulmuşlar. Cırt’ı uyutmayan ses, develerden geliyomuş. Onların homurtuları ve geviş getirmeleri Cırt’a çoh tuhaf gelmiş!
Cırt, yine bilgiç tavrıyla gocasına seslenmiş:
— Mırt!
— Ne var Cırt?
— Gızımız develerin ağzından sahızlarını çıharmayı unutmuş! Haydi, şunların ağzındaki sahızları çıharalım. Hayvanlar sabaha gadar yorulmasınlar, hem de biz rahat uyuyalım, demiş.
Develerin dudahlarını çekmişler, olmamış. Dilini görünce dudahdan vazgeçip, onu yahalamaya çalışmışlar. Bütün çabaları boşa çıhmış.
Cırt, gocasına seslenmiş:
— Mırt haydi mutfahdan ekmek bıçağını getir de parça parça çıharalım, demiş.
Mırt, mutfahdan bıçağı getirmiş. Cırt, devenin birinin dudağını dutmuş; Mırt bıçağı çalmış!
Dudağı kesilen deve, ortalığı birbirine gatmış. Gafasını sallamasıyla birlikte Cırt ile Mırt’ı ahırın ortasına savurmuş.
Çıhan gürültüye gızları goşup gelmiş. Annesinin ve babasının yaptıhlarını görünce bayılmış düşmüş.
Eşinin peşinden gelen genç adam, üçünü de ahırdan alarah eve götürmüş. Cırt ile Mırt’a çoh iyi davranmış.
Damat, sabah çarşıya giderek onlara birer çift ayahgabı, bir namazlıh, bir yazma, bir tulum yağ ve bal almış. Arabalarına bindirerek köylerine uğurlamış.
Cırt ile Mırt, yolda bir gargaya rastlamışlar. Garganın yerde sekerek gittiğini gören Cırt, gocasına seslenmiş:
— Mırt!
— Ne var Cırt?
— Şu zavallı hayvanı gördün mü? Ayağı da cıplah! Haydi, damadın bize verdiği ayakgabılardan birini atalım da giysin, demiş.
Mırt, ayahgabıyı gargaya doğru fırlatarah şöyle demiş:
— Şu ayahgabıları ayağına giy, yohsa üşütüp hasta olacahsın!
Dereleri, depeleri aşmışlar. Bir köyün kenarına geldiklerinde önlerine çıhan kedinin miyavlamasını işiten Cırt, yine gocasına seslenmiş:
— Mırt!
— Ne var Cırt?
— Şu zavallı hayvanın yalvarmasını duyuyo musun? Bizde yağ olduğunu bildi de yağ istiyo, demiş.
Mırt, yağ tuluğunu gaptığı gibi arabadan aşağıya atmış. Kedi, yağın kohusunu alarah tuluğun yanına varıp yemeye başlamış. Garı-goca çoh sevinmişler.
Yol kenarındaki pınarda bir gurbağa vırahlayıp ötüyomuş. Gurbağanın vırrrah vırrrah diye ötüşünü işiten Cırt, gene gocasına seslenmiş:
— Mırt!
— Ne var Cırt?
— Şu hayvana da çoh acıdım. Buna verecek bir şeyimiz galmadı mı?
Mırt, arabanın üzerindeki ipek halı namazlığı da gurbağaya fırlatmış. Gurbağa suya atlamış, namazlıh da üstüne düşmüş. Bunu gören Cırt, gocasına şöyle demiş:
— Mırt, gördün mü hayvanı? Namazlığı bulunca abdest almah için hemen suya girdi! Biz bu seyahatte çoh sevap gazandıh. Ayrıca gızımızın işlerine de yardım etdik. İşte gönül rahatlığı içinde evimize ulaşdıh.

  • Etiketler

The comments are closed.

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz