ENDONEZYALI ÖĞRENCİLERDEN KUR’AN ZİYAFETİ

ENDONEZYALI ÖĞRENCİLERDEN KUR’AN ZİYAFETİ

PTT’NİN 177’NCİ YIL DÖNÜMÜ ETKİNLİKLERİ KUTLANDI

PTT’NİN 177’NCİ YIL DÖNÜMÜ ETKİNLİKLERİ KUTLANDI

İL VE İLÇE NÜFUS MÜDÜRLÜKLERİNE YENİ PERSONEL

İL VE İLÇE NÜFUS MÜDÜRLÜKLERİNE YENİ PERSONEL

KÜLTÜR ŞEHRİNE YAKIŞIR REKOR

KÜLTÜR ŞEHRİNE YAKIŞIR REKOR

KAYSERİ TİCARET ODASI AB BİLGİ MERKEZİ İKLİM HAFTASINI KUTLUYOR

KAYSERİ TİCARET ODASI AB BİLGİ MERKEZİ İKLİM HAFTASINI KUTLUYOR

ÇOCUK VE EĞİTİM
  • BEYHANASMA
    • BEYHAN ASMA
    • BEYHANASMA@kayserihakimiyet2000.com
    • 28 Nisan 2016 - 15:49:11

Toplumumuzda çocuk eğitimi konusunda yapılan en önemli yanlışlardan biri de aşırı koruyucu eğitim tutumudur. Siz hiç yürümeye yeni başlamış çocukların, bir basamağa ya da bir koltuğa nasıl tırmandıklarını gözlemlediniz mi? Uğraşa debelene bir kaç dakikalık bir gayret sonucu, yerden ancak 15-20 cm yukarıya çıkarlar. Çıkar çıkmaz da şöyle bir dikilip, muzaffer bir komutan edasıyla etraflarına bakarlar. Büyük iş başarmışlardır çünkü. Simdi size sormak istiyorum: On dört aylık bir çocuğun, kan ter içinde bir koltuğa tırmanmaya çalıştığını görürseniz, ne yaparsınız? Büyük bir ihtimalle, çocuğu sevgiyle kaldırıp koltuğun üzerine koyarsınız. (Böyle davranan çok kişi gördüm; ben de böyle yaparım, en azından içimden kaldırıp koymak gelir.) Az sayıdaki toplumumuzda ailelerin ve daha büyük oranda batılının ise bir yerlere tırmanmaya çalışan çocuklarına karışmadıklarını ve karışılmasından hoşlanmadıklarını gözledim. Bu kişiler, tırmanan çocuklarına çevreden birisi yardım etmek istediğinde rahatsız oluyorlardı. “Dokunmayın kendisi çıkacak, kendisi çıkmalı” mesajını veriyorlardı. (Bati ülkelerinde yaşayan herkes yukarıda belirtildiği şekilde davranmıyor olabilir. Ülkemizdeki herkes de bu konuda çocuklara yardım etmiyor olabilir; “çocuk dediğin düşe kalka büyür” sözü uyarınca bazılarımız, koltuğa tırmanan çocuklara aldırmıyor olabilirler. Fakat şöyle bir düşündüğümüzde, basamağa veya koltuğa tırmanmaya çalışan çocuğa yardım davranışı kafanızdaki “biz” imajına uygun düşüyor mu düşmüyor mu? Her halde düşüyor.) Çocukların merdiven çıkmasına bilinçli olarak karışmayanlar muhtemelen “çocuğun egosu güçlensin” diye, “kendine güvensin” diye, seyirci kalmayı tercih ediyorlar. Yardım eden bizler ise, kendimizi sorumlu hissediyoruz; kafalarımızdaki “ana-baba” tanımı çocuklara kol kanat germemiz gerektiğini söylüyor.

Bugün, “tek başına beceremez” diye basamağı tırmanmasına yardım ediyoruz; yarın okul ödevlerine yardım ediyoruz; pek çok şeyi kendi başına yapabilecek yaşa geldiği halde, yemek yemesine ve tuvalet temizliğine yardım ediyoruz, lisede üniversiteye başvurduğunda tercihlerini yaparken yardım ediyoruz, üniversiteyi bitirince iş bulmasına yardım ediyoruz. Çocuğun merdiven çıkmasına, “kendine olan güveni artsın” diye seyirci kalanlar, çocuklarını güçlendirmeye çalışıyorlar. Çocuğa yardım eden bizler ise çocuğu güçlendirmekten ziyade, çocuk ile aramızdaki bağı güçlendirmiş oluyoruz. Kim doğru yapıyor? Her iki taraf da. Çünkü her iki taraf da, insan ilişkilerinde sahip olduğu üslubu sergiliyor. Gerek bizlerin, gerekse batılıların tavrında, doğrular ve yanlışlar bulunabilir. Örneğin bizler koruyucu ebeveynler ve eğitimciler olarak, bağımlı, hayat boyunca birilerinin desteğine ihtiyaç duyacak bir insan yetiştiriyor olabiliriz. Çocuğuna sürekli olarak bir yetişkine davranıyormuş gibi davranan batılı ise, belki kendine güvenen ve bireyselleşmiş bir insan yetiştiriyor; fakat bu insan, yasamı boyunca aile- çocuk ilişkisindeki sıcaklığı arayabilir, ayrıca fazlaca bireyselleşmenin bedelini, toplumda yalnızlık çekerek ödeyebilir. O halde ne yapmalıyız? Anlatmaya çalıştığım iki farklı kutup halinde sergilenen bu tutumların her ikisinden vazgeçmekte, daha üst düzeyde bir etkileşime ve iletişime yönelmekte yarar vardır. Başka bir söyleyişle, batıdaki tavır ve anlayışı kopya etmeyelim; ama çocuklara aşırı karışma şeklindeki tavrımızı da sürdürmeyelim; yalnızca eksiğimizi belirleyip kendi öz tavrımızı geliştirelim.

Belli bir olayda, çocuğumuzu, öğrencimizi hem koruyup gözetebiliriz, hem “adam” yerine koyup bireyselleşmesine izin verebiliriz, hem de onu bir çocuk olarak görüp bağrımıza basıp sevgi verebiliriz, yalnız olmadığını ama öz güvenle yetiştirildi duygu-düşüncesini aşılamalıyız.

 

 

  • Etiketler

The comments are closed.

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz