MESUT BAKKAL: “BATACAKSAK İKİMİZ DE BATACAĞIZ”

MESUT BAKKAL: “BATACAKSAK İKİMİZ DE BATACAĞIZ”

JULİEN HASTALIĞINA FRANSIZ KALMADI

JULİEN HASTALIĞINA FRANSIZ KALMADI

OKULLARARASI HENTBOL GENÇ KIZLAR MÜSABAKALARI TAMAMLANDI

OKULLARARASI HENTBOL GENÇ KIZLAR MÜSABAKALARI TAMAMLANDI

MADDE BAĞIMLILIĞINDAN KURTULDULAR, GELİNLİK DİKEREK HAYATA TUTUNUYORLAR

MADDE BAĞIMLILIĞINDAN KURTULDULAR, GELİNLİK DİKEREK HAYATA TUTUNUYORLAR

KAYSERİSPOR, BAŞKENTTE GENÇLERBİRLİĞİNİ DEVİRDİ: 2-1

KAYSERİSPOR, BAŞKENTTE GENÇLERBİRLİĞİNİ DEVİRDİ: 2-1

ÇOCUKLARIN İÇ DÜNYASI: RESİM

Günümüzde insan iletişiminin sadece yüzde 10’u konuşmayla gerçekleşiyor. Geride kalan yüzde 90’lik kısmı resimler ve el-kol hareketleri ile yüz ifadeleri gibi vücut dili karşılıyor. İnsanlar kişiliklerini el yazıları, yürüme şekilleri ve renk tercihleri gibi birçok detayla ortaya koyarken, çocukların iç dünyasına açılan kapı da çizdikleri resimler olarak beliriyor. Çocuklar henüz konuşmaya ve yazı yazmaya başlamadan önce resim çizmeyi en doğal ifade yöntemi olarak öğreniyor. Peki, çizmeyi ilk olarak ne tetikliyor? Psikolog Yıldız Özkan, çocukların resimle tanışmasının oyun oynama isteğiyle ve merakla ortaya çıktığını belirtiyor. Ellerine aldıkları kalem ve boyalarla bıraktıkları ‘iz’, onlar için çok farklı bir deneyim olurken, insanların bu izlere gösterdikleri tepki, mutluluk duymalarını sağlıyor. Bu mutluluk, çizme isteğini de teşvik ediyor. Birçok psikolog, resim yapmanın çocukların hayal dünyalarının ve yaratıcılıklarının gelişimine katkıda bulunduğunu, resim yapan bir çocuğun kendisini orada özgür ve sinirsiz hissettiğini belirtiyor. Bu özgürlüğün, anne-baba ve öğretmenler tarafından çeşitli yönlendirmelerle kesinlikle çocukların elinden alınmaması gerekiyor. Hatta tamamlanan resim hakkında çocuklarla konuşulması; resimde ne yaptıkları, neyi anlattıkları hakkında onlara sorular sorulması ve çocukların motive edilmesi gerekiyor. Resim yapmak aynı zamanda çocukların kalem tutma, çizim yapma gibi ince motor becerisi gerektiren yeteneklerinin gelişmesini hızlandırmakta da rol oynuyor. Yıldız Özkan, resim yapmanın çocukların sözler ve davranışlarla ifade edemedikleri birçok şeyi dışa vurmalarını sağlayan ‘araç’ olduğunu belirtiyor. Bilinç dışındaki korkuları, özlemleri, istekleri, hayalleri, endişeleri, merakları vb. birçok duyguyu ve düşünceyi dışarı vuran resimler, bazen bir takim sembollerle bazen de çizgilerle çocukların iç dünyasındaki gizli ‘bilgilerin’ deşifresi anlamına da geliyor. Resim yapmanın çocuğun içselliğini simgelerle gerçek dünyaya kopyalama süreci olduğunu ifade eden Yıldız Özkan, özellikle içsel sıkıntı ve sorunlarını sözlü olarak ifade edemeyen çocukların, resim aracılığıyla ‘yansıtma özelliği taşıyan’ yöntemlere başvurduğunu ifade ediyor. Bilim insanları, algı yeteneğini önemli derecede geliştiren resim çizme alışkanlığının, tamamen dijitale yönelmeden uygulanması gerektiğini düşünüyor. İsviçre uygulamalı bilimler ve sanatlar Üniversitesi’nde görsel eğitim uzmanı olan Luigi Moro, görsel eğitimin çocukların zekâ ve sezgi yeteneklerini geliştirdiğini, estetik anlayışlarını ve zevklerini de keskinleştirdiğini belirtiyor. Moro’ya göre sanatın elle yapılması, dokunmatik ekranda parmak hareketleriyle yapılmasından çok daha önemli. Moro, “bir çocuk elleriyle güzel bir şey yaratmaya çalıştığı zaman, bundan mutluluk duyuyor. Bu yüzden, öğrencilere gereken materyalleri vermeli ve eğitimleri için gerekli şartları oluşturmalıyız ” ifadesini kullanıyor. Moro’nun meslektaşı Dante Laurenti, yeni nesil mobil cihazların çocukların eğitiminde çok dikkat edilmesi gereken birer unsur olduğunu belirtiyor. Laurenti, “10 yıl önce bir sınıf dolusu çocuğa temiz bir çizim yaptırmayı öğretmek bir ay sürerdi. Şimdi bu süre 6 ay,” diyor. Kısacası, henüz konuşmaya bile başlamadan akıllı telefon kullanmayı öğrenmek, doğrudan zekânin geliştiğine dair bir işaret vermiyor. Laurenti, yeni nesil çocukların ‘ellerini kullanma yeteneklerini’ kesinlikle kaybetmemesi gerektiği’ tavsiyesinde bulunuyor. Çizdikleri resimler, çocukların neleri sevip sevmediğini, rüyalarını, korkularını ve kafalarında sakladıkları daha birçok düşünceyi dışarı vuruyor. Psikolojik araştırmalar, resimler aracılığıyla çocukların düşünce, duygu, hayal gücü ve iradelerine ait özelliklerin ortaya çıktığını ve resimlerin çocukların aklına açılan bir çeşit kod ya da ‘pencere’ olduğunu gösterdi. Çocuk psikolojisini inceleyen bilim insanları, bu çabayı Sigmund Freud’un Michelangelo tarafından yapılan Musa heykelini anlamaya çalışmasına benzetiyor. Freud, heykele ait çok titiz ölçümler yapmış, çizimler hazırlamış ve sanatçının eserini ortaya neden koymuş olabileceğine dair 20 sayfalık bir rapor hazırlamıştı. Anne-babaların şüphesiz Freud kadar bol vakti bulunmuyor. Ancak psikologlar tarafından önerilen kolay yöntemler, resimlerin sakladığı kodları anlamakta yardımcı olabilir. İlk olarak, anne-babalar çocuklarının çizimlerini anlamak için içgüdülerine ve hislerine güvenmek zorunda.

  • Tarih : 3 Haziran 2015
  • Kategori : Resim Galerisi
  • Gösterim : 434 Kez Okundu.
  • Etiketler
  • Açıklama
  • Günümüzde insan iletişiminin sadece yüzde 10’u konuşmayla gerçekleşiyor. Geride kalan yüzde 90’lik kısmı resimler ve el-kol hareketleri ile yüz ifadeleri gibi vücut dili karşılıyor. İnsanlar kişiliklerini el yazıları, yürüme şekilleri ve renk tercihleri gibi birçok detayla ortaya koyarken, çocukların iç dünyasına açılan kapı da çizdikleri resimler olarak beliriyor. Çocuklar henüz konuşmaya ve yazı yazmaya başlamadan […]
Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz