GENÇLERBİRLİĞİ SOYUNMA ODASINDA KAVGA ÇIKTI

GENÇLERBİRLİĞİ SOYUNMA ODASINDA KAVGA ÇIKTI

SUMUDİCA: “BUGÜN KAZANMAYI HAK ETTİK”

SUMUDİCA: “BUGÜN KAZANMAYI HAK ETTİK”

MESUT BAKKAL: “BATACAKSAK İKİMİZ DE BATACAĞIZ”

MESUT BAKKAL: “BATACAKSAK İKİMİZ DE BATACAĞIZ”

JULİEN HASTALIĞINA FRANSIZ KALMADI

JULİEN HASTALIĞINA FRANSIZ KALMADI

OKULLARARASI HENTBOL GENÇ KIZLAR MÜSABAKALARI TAMAMLANDI

OKULLARARASI HENTBOL GENÇ KIZLAR MÜSABAKALARI TAMAMLANDI

DARBELERDE İSTİHBARAT SORUNLARI VE ZAFİYETİ
  • SÜLEYMANKOCABAŞ
    • SÜLEYMAN KOCABAŞ
    • suleymankocabas@kayserihakimiyet2000.com
    • 29 Temmuz 2016 - 15:33:12

DARBELERDE İSTİHBARAT SORUNLARI VE ZAFİYETİ
MİT HABER VERDİ Mİ VERMEDİ Mİ?
Darbeleri önceden önleyip önlememe konusunda önemli olan, görevleri arasında anayasa ve kanunlara aykırı darbe girişimlerinin de takibi bulunun Milli İstihbarat Teşkilatı’nın (MİT), yapılan darbeleri önceden bilip bilmediği ve biliyorsa tedbirler alınması için hükümetlere haber verip vermedikleri konusu yaşadığımız son darbe 15 Temmuz 2016 darbesi girişimiyle yeniden gündeme gelmiştir. Özellikle, darbeyi önlemek konusunda hükümete yönelik “istihbarat zafiyeti” nden sık sık bahsedilmesi, Cumhurbaşkanı ve Başbakan’ın, bu zafiyetin olduğuna yönelik, “Darbe yapılacağından son ana kadar haberimiz yoktu. Darbe yapılacağını darbenin başladığı saatlerde akrabalarımızdan öğrendik” demeleri, MİT’in darbelerdeki “İstihbarat Sorunları ve Zafiyeti” ni yeniden gündeme getirmiş, hükümete erkenden haber vermediği için MİT’in bu işte sorumlu tutulacağına yönelik görüşler ortaya atılmaya başlanmıştır.
MİT’in 15 Temmuz darbesinin istihbaratının aldığının haberini, MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın 15 Temmuz günü saat 16’da Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar’ın makamına çıkarak haber verdiği, bunu yaparken vermesi gerekenlerin arasında yer alan Cumhurbaşkanı ve Başbakan’a niçin haber vermediği üzerinde durulması MİT’in “İstihbarat Sorunları ve Zafiyeti” ni çetrefilli hale getirmiştir. Bu makalenin yazıldığı sırada olup bitenler tazeliğini koruduğu için sorunun detayı önümüzdeki günlerde daha iyi ortaya çıkacaktır.
Bu satırların yazarı olarak, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemi darbeleriyle ilgili 12 kitap yazmış ve yayınlamış bir “Darbe Uzmanı” olarak, günümüzde tarihten ders almaya yönelik, 27 Mayıs 1960, 12 Mart 1971, 12 Eylül 1980 darbelerinde yaşanan “İstihbarat sorunları ve zafiyetler” ni anlatacağım.
27 Mayıs Darbesindeki İstihbarat Sorunları ve Zafiyeti
27 Mayıs darbesini yapacak cuntalar, Demokrat Parti 14 Mayıs 1950 seçimlerini kazanarak iktidara gelmesinin ardından Başbakan Adnan Menderes’i devirmeye yönelik olarak erkenden 1954’de kurulmaya başlanmıştı. 27 Mayıs darbesi yapılana kadar Başbakan Menderes’e , üç kaynaktan halktan, subaylardan ve MİT’ten tam 13 darbe ihbarı geldi. Bunlardan en önemlisi ve gerçek olanı (diğerleri de gerçeklik payları taşıdığı halde), birisi cunta içinde bir subay ve diğeri MİT’ten gelen iki ihbardı.
“Bir subay ihbarı”, adına “9 Subay Olayı” denilen, Milli Savunma Bakanlığı Temsil Bürosu Şefi Kurmay Binbaşı Samet Kuşçu’dan kaynaklanan olaydı. Kurulan cuntanın bir hücresinin üyeleri arasında bulunan Kuşçu, ihbarı DP İstanbul Milletvekili Mithat Perim’e yapmış o da Başbakan Menderes’e intikal ettirince tutuklamalar ve soruşturmalara başlanmıştı. İhbarı 27 Aralık 1957’de yapılan olaya “9 Subay Olayı” denmesi, Kuşçu’nun dahil olduğu cunta hücresindeki subay sayısının kendisiyle birlikte 9 olması ve ilk anda bunların tutuklanmasından ileri geliyordu. Bu 9 subayın yanında cunta üyeleri olabileceği tahmin edilen “zanlı” diğer bir kısım subaylar da tutuklanınca sayı bir hayli kabardı. Bunlar, İstanbul’da 66. Tümen Komutanı Tümgeneral Cemal Tural’ın başkanlığında kurulan bir askeri mahkemede yargılandılar. Mahkemenin sonuçlanması çok ilginç ve garip olmuştu. İhbarcı Kuşçu da bu mahkemede yargılanmış, tek hapis cezası alan ve görevinden uzaklaştırılan o olmuştu. Gerekçesi de “ gerçekleri yansıtmayan ihbarı” idi. Mahkeme süreci olarak işin daha da garibi, mahkeme başkanı Tural’ın o günlerde cuntacıların içinde olmasa bile, onlara sempati duyduğu için onları kayırması ve mahkemeyi yargılananları kurtaracak şekilde yönlendirmesi olmuştu. Tural’ın ömrü boyunca “darbe yapmak” gönlünde sürekli vardı. Başbakan Demirel döneminde Genel Kurmay Başkanı iken darbe yapmaya yönelik şüpheleri üzerine çekince 1967’de onun tarafından görevinden uzaklaştırılmıştı.
“9 Subay Olayı” gerçekti. Bunun gerçek olduğunu, kurulan cuntanın başkanı Emekli Korgeneral Faruk Güventürk, 1971’de Yeni Gazete’de çıkan “Üniformalı Demokrasi” isimli dizi yazı hatıralarında açık açık yazar. Güventürk, kurulan cuntanın başkanı kendisinin olduğundan bahisle, yapılacak darbenin arşivi olan, darbede kimlerin yer aldığı ve darbe planını ihtiva eden çantanın darbe yapılmadan önce kimsenin eline geçmemesi için sürekli yanında taşıdığını, ihbar günlerine denk düşen gittiği bir eğitimde 9 Subay Olayını öğrenince hemen gece konakladığı binaya giderek dolapta kilitli olarak bulunan çantayı alıp odadaki sobada yaktığını, yaktıktan yarım saat sonra kendisini tevkif için gelenlerin çantayı ele geçiremediklerinden bahseder.
Cumhurbaşkanı Celal Bayar, “9 Subay Olayı” na çok büyük önem vermiş, Başbakan Menderes’ten bu olayın üstüne iyice ve bütün boyutlarıyla gidilerek gerçeklerin tam olarak ortaya çıkarılmasını istemiş, Menderes’in geleneğinde olan, “Ordumuz bizim yanımızdadır, bize zararlı bir şey yapmaz, onun üzerine fazla gidip yıpratmayalım” düşüncesinden hareketle, işi ciddiye alıp takip etmemesi büyük hatası oldu.
27 Mayıs darbesini yapanlar, 9 Subay Olayında yargılanıp serbest bırakılan ve ordudaki görevlerine devam eden subaylardı. Yargılanıp serbest bırakıldıktan sonra, “Nerede kalmıştık” diyerek 1958 -59’da yeniden cuntalarını kurarak darbelerini yaptılar. İhbar günlerinde cuntanın başkanı Güventürk, 27 Mayıs günü İstanbul’da cuntanın bir üyesi olduğu halde 66. Tümen Komutanı olarak aktif rol oynamıştı.
Başbakan Menderes’e en son ve 9 Subay Olayı gibi doğru ihbar, darbe yapılmadan bir gün önce 26 Mayıs 1960 günü MİT Müsteşarı Celal Tevfik Karasapan’dan geldi. Karasapan ona, istihbaratını aldıkları darbenin 27 Mayıs 1960 gecesi yapılacağını söyleyerek hemen tedbir alınması gerektiğini bildirdi. Bunun üzerine Menderes, makamına Milli Savurma Bakanı Ethem Menderes ve Genelkurmay Başkanı Orgeneral Rüştü Erdelhun’u çağırarak izahat istedi. Ethem Menderes, ”Bakanlık olarak her şeye vakıfız, böyle bir şey olmaz” diyerek Menderesi’ i yanlış yönlendirdi. Çünkü o da darbecilerle beraberdi. Erdelhun ise, “Benim emir ve komutan olmadan hiçbir şey yapalamaz” güvencesini verdi. O da Menderes gibi, , darbenin ordunun alt kademelerinde ortaya çıkan bir cunta tarafından yapacağından habersizdi.
Başbakan Menderes, MİT’in darbe ihbarının doğruluğuna inansa idi ne yapabilirdi? Cuntada yer alanların isimleri de eline verilmişse bunları hemen tutuklatabilirdi. Verilmediği anlaşılıyor. Çünkü, cuntacıların da açıkladıkları üzere 9 Subay Olayından dersler alınarak yazılı hiçbir kayıt bulundurmamak kararı alınmıştı. Menderes’in darbenin yolunu kesmek için yapacağı en iyi iş istifa etmek olacaktı. Darbeci cunta üyelerinden Orhan Erkanlı yazdığı hatıralarında, “Menderes istifa etse idi darbe yapamazdık” şeklinde itirafta bulunmuştur.

12 Mart Darbesindeki İstihbarat Sorunları ve Zafiyeti
12 Mart 1971 Darbesinde de 27 Mayıs Darbesi benzeri istihbarat sorunları ve zafiyeti yaşandı. 12 Mart’ta üs üste yaşanan iki istihbarat sorunu ve zafiyeti kendisini gösterdi. Orduda, darbe yapmak için Kemalizm’inMarksisizmlesoslandırılmış, “Sol Kemalizm ideolojisi” esası dahilinde, demokrasiye son vererek Türkiye’yi “Tek Partili Dönem” e geri götürecek “Sol Cunta” ya inhisar eden ve yapılması 9 Mart 1971 günü olarak kararlaştırılan bir darbe girişimini MİT takibe almış, bu cuntanın içine sızdırdığı ajanı Prof. Dr. Mahir Kaynak tarafından darbeyi deşifre etmiş ve tedbir alınıp önlenmesi için Genelkurmay Başkanı Orgeneral Memduh Tağmaç haberdar edilmişti. Yapılan ihbarın doğru olduğu kanaatine varan Tağmaç, bundan sonra olup biteceklerin emir –komuta zincirinde olmasına yönelik olarak hemen harekete geçerek, üst düzey 2000 subayı Genel Kurmay Başkanlığının sinema salonunda toplayarak onları hitap etti. Konuşmasında, bütün olup –bitenlere ve ülkenin içinde bulunduğu durama vakıf olduklarından bahisle, orduda bir şey yapılacaksa emir –komuta zinciri içinde yapılacağını, bunun dışında girişilecek hiç bir harekete izin verilmeyeceğini söyledi.
MİT, sol darbe deşifresini yalnızca Genelkurmay Başkanı’na bildirmiş, bundan hükümeti haberdar etmemişti. MİT’in, hükümeti haberdar etmediği bir durum da, 12 Mart’a askerlerin bir muhtıra vereceğini Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay da bildiği halde bunun vaktinde Başbakan Demirel’e bildirilmemesi olmuştu. Sunay’ın muhtıranın yayınlanacağına iki saat kala sat 11’da MİT Müsteşarı General Fuat Doğu” yu arayarak, “Beni de devreden çıkardılar, Süleyman Bey’i arayın istifa etsin” haberini göndermesi vaktin darlığından bir işe yaramadı. 12 Mart 1971 günü muhtıra TRT’nin saat 13 ana haber bülteninde yayınlanınca, Başbakan Demirel, Bakanlar Kurulunu toplayarak kısa bir durum değerlendirmesi yapılmasının ardından “Bu muhtıra bana karşı verildi” diyerek istifa etti. Daha sonraki günlerde gazetecilere yaptığı açıklamada: “ Eğer 12 Mart gecesi Sunay beni çağırıp darbenin ertesi gün yapılacağını bildirseydi, tedbir alabilir, hepsini emekli edebilirdik .Oysa anlaşmışlardı” dedi.
12 Eylül 1980 Darbesini gelince, zaten bütün olup bitenlerin içinde MİT de cuntacı askerlerle beraber olduğu için darbeyi, yine darbenin arifesi günlerde başbakan olan Demirel’e haber vermedi.
MİT’in, 12 Mart ve 12 Eylül darbelerini hükümetlere haber vermemesinin en önemli sebeplerinin başında, 27 Mayıs darbesinden sonra MİT’in yeniden kurulması sırasında, sivil olmaktan çıkarılarak “askerileştirilmesi ” geliyordu. Artık bundan böyle MİT’in başında bir general bulunacaktı. 27 Mayıs darbesi günlerinde MİT başkanı sivil birisi olduğu için darbeyi Menderes’e haber vermişti.
AK Parti döneminde, “MİT’i sivilleştirmek için” denilerek başkanlığına sivillerin getirilmeye başlandığı görüldü. MİT’ in sivilleştirilmesine rağmen, 15 Temmuz 2016 darbe girişimini deşifre ettiği halde, daha henüz kesinlik kazanmadığı üzere, “Cumhurbaşkanı ve Başbakan’a haber vermediği” spekülasyonlarının yapıldığı günümüz ortamında, MİT’ten kaynaklanan darbeler öncesi yeni bir “İstihbarat Sorunları ve Zafiyeti” yaşanıp yaşanmadığı kendisini önümüzdeki günlerde daha iyi gösterecektir.

  • Etiketler

The comments are closed.

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz