AGÜSPOR AVRUPA’DA “DALYA” DEDİĞİ MAÇTA KAYBETTİ…

AGÜSPOR AVRUPA’DA “DALYA” DEDİĞİ MAÇTA KAYBETTİ…

KAYMOK’TAN VALİ KAMÇI’YA ZİYARET

KAYMOK’TAN VALİ KAMÇI’YA ZİYARET

KAYSERİ VE ZHENGZHOU’DAN İYİ NİYET

KAYSERİ VE ZHENGZHOU’DAN İYİ NİYET

MELİKGAZİ İLDEM BÖLGESİNE BİR PARK DAHA KAZANDIRDI

MELİKGAZİ İLDEM BÖLGESİNE BİR PARK DAHA KAZANDIRDI

PAŞAYEVA:MUSUL VE KERKÜK BİZİMDİ.SENARYOLARLA ELİMİZDEN ALDILAR

PAŞAYEVA:MUSUL VE KERKÜK BİZİMDİ.SENARYOLARLA ELİMİZDEN ALDILAR

DENEME . 2-2008
  • MUSTAFAACAR
    • MUSTAFA ACAR
    • MUSTAFAAC@kayserihakimiyet2000.com
    • 27 Ağustos 2017 - 16:24:41

Futbol mu daha önce başlamıştı bizim kuşağın beynini uyuşturmaya,sinema mı?
Alın size hiç yoktan bir tartışma konusu. Yanılmıyorsam yıl 1960,ilkokuldayız.Okulun bodrum katının pencereleri siyah perdelerle kapatılmış.Buyurun sinema izlemeye.Bir belgeseldi ama konusu ne idi inanın hatırlamıyorum.Önemli değil.Ancak önemli olan husus, bu gösterim benim ve benim gibi oradaki yüzlerce çocuğun sinema serüvenimizi başlatmaya yetmişti.İlkokul bitene kadar,mahallede bizden üç beş yaş büyük ağabeylerin anlattığı kovboy filmleri ,hayallerimizde canlanır, Amerika’nın çobanını yere göğe sığdıramazdık.Orta öğretime geçince,haliyle değişik semte gider olduk.Yeni okul arkadaşlarımız,her biri değişik muhitlerde oturuyordu,arkadaşa gidiyorum ,ders çalışmaya,bahanesi hiç geri tepmez,annelerimizi kandırmaya yeterdi.Tabii harçlıklardan artırabildiğimiz paralarla sinemaya gider olmuştuk.Yalanlarımızdan kovboylar,daha açığı Amerika sorumlu idi. (Bir yerlerden tanıdık geliyor mu?) Ancak öyle bir dönüm noktası ki,o günlerde sinema ile futbol arasında tercihimi sinema lehine kullanmış olduğumu 40 küsur yıl sonra itiraf edecektim kendi kendime.Kral Ayhan Işık,kraliçe,sultan Türkan Şoray,altın çocuk Göksel Arsoy,sert adamlar,Eşref Kolçak,Ahmet Mekin,orta sertlikte Ekrem Bora ,Fikret Hakan,romantik İzzet Günay,Efgan Efekan,Sadri Alışık,abidik gubidik Öztürk,Cilalı ibo,unutmadan Ayşecik,ses dergisinin seçtikleri Tamer,Ediz,Ajda,Hülya,vs.ardından orta asyadan karaoğlan, malkoçoğlu , Battal Gazi…….
Ses dergisi vardı haftalık,bir de Pazar dergisi.
Yeşilçam mensupları evlerindeki ,çoğunluğunun okunmadığını yıllar sonra anlayabildiğimiz,kitapların bulunduğu kitaplıkları önünde poz verirlerdi.Aktörler mağrur, müreffeh,aktristler şuh ve hak etmiş tavırla.Anadoludan bakınca bu insanların bilgi,beceri,yetenek,altyapılarını fark etmemiz mümkün değildi.Onların her biri birer idol dü.Ayhan Işık ın ince bıyığı,clark usulü,Cüneyt in saç modeli,Orhan Günşiray ın tavırları İzzetin trençkot u,Kenan Pars ın,Süha Doğanın ropdöşambr ı,Muzaffer Tema nın fular ı,Feridun Çölgeçenin purosu bir çırpıda sayabileceğimiz imrendiğimiz şeylerdi.İlerideki yıllarda giyim tarzlarımızı,tutum ve tavırlarımızı etkilemişti.Puro bulamazdık ama yeni,yeni gizlice de olsa içmeye başladığımız sigara jönler gibi içiliyordu.YEŞİLÇAM ,kesinlikle gerçeği yansıtmıyordu.Film çekilen evler,köşkler,batı tarzında döşeniyor,yemek masaları,koltuklar sehpalar,gecekonduda sedir üzerine serili kilim ve minderde oturan bizleri,kaderlerimize hasım ediyor,daha sonraki yıllarda kazanacağımız paralara daha o günden temlik koyarak,yönlendiriyordu. Tabii kolayına tüketim toplumu olunmuyordu.Konulara bakacak olursak,üç beş hikaye orasından,burasından çekiştirilerek tekrarlanıp duruyordu.Sınırlı sayıdaki senaristler bu tanıdık konuları allayıp pullayarak yapımcıya sunuyordu.Arada hasılat yapan yabancı filmlerin yerli uyarlamaları,seyirciyi coşturuyordu…… Televizyonda seyrettiğim bir Yul Breiner filmi yaklaşık 45 yıl önce çekilmiş, On korkusuz adam,ı çağrıştırıyor. Vesikalı yarim Sait Faik in menekşeli vadi isimli hikayesinden çalıntı vs. Meğer ne kadar aldatılmış,aptal yerine konmuşuz.Dertleri ufkumuzu açmak filan değil,cebimizdeki harçlığı sömürmekmiş.
Bir kez yakayı kaptırdınız mı daha kurtuluş yok.Hülya Koçyiğit oyuncu ise,gülşah neden olmasın,Nilüfer yedekte.Selçuk Ural şarkıcı ise,Hakan URAL DOĞUŞTAN OYUNCU,Türkan Şorayın kardeşi Nazan,;ın ne eksiği var,hem oyuncu,hem de şarkıcı,Öztürk Serengilin kızı Seren,Sadri ALIŞIKIN PRENSİ Kerem,ayrıca dayı mirası şairliği de var.İnanoğlu ailesinden çocuk yıldızlar,Eşref beyin mahdumu HARun Kolçak,Kemal Sunalın varisi ALİ,Senarist Değirmencioğlunun kızı AYŞECİK, Orhan Günşirayın oğlu Mahiri unutuyorduk,Sadettin Erbilin M.Alisi,bunlar bir çırpıda sayabileceğimiz,doğuştan yetenek,mesleğe avantajlı başlıyanlar.Denilebilir ki –EFENDİM FIRSAT VERİLİR,HALK TUTMAZSA SİLİNİRLER.
Zaten mesele de o fırsat kime verilse kıyısındanköşesinden bir şeyler becerir.Kendisini gösterir,kimse geri zekalı değildir. Bugün en küçüğü 100 M2 olan dairelerimizin yarıya yakın kısmını,misafir odası olarak ayırıp,yılda üç beş kez o da dini bayramlarda misafir kabul etmiyor muyuz? Yılda beşkez oturduğumuz koltuk takımlarına,hem de çocuklarımızın nafakasından keserek milyonları,taksitle de olsa ödemiyor muyuz? Elin oğlu silah zoruyla mı yaptırıyor bunları?

  • Etiketler

The comments are closed.

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz