ENDONEZYALI ÖĞRENCİLERDEN KUR’AN ZİYAFETİ

ENDONEZYALI ÖĞRENCİLERDEN KUR’AN ZİYAFETİ

PTT’NİN 177’NCİ YIL DÖNÜMÜ ETKİNLİKLERİ KUTLANDI

PTT’NİN 177’NCİ YIL DÖNÜMÜ ETKİNLİKLERİ KUTLANDI

İL VE İLÇE NÜFUS MÜDÜRLÜKLERİNE YENİ PERSONEL

İL VE İLÇE NÜFUS MÜDÜRLÜKLERİNE YENİ PERSONEL

KÜLTÜR ŞEHRİNE YAKIŞIR REKOR

KÜLTÜR ŞEHRİNE YAKIŞIR REKOR

KAYSERİ TİCARET ODASI AB BİLGİ MERKEZİ İKLİM HAFTASINI KUTLUYOR

KAYSERİ TİCARET ODASI AB BİLGİ MERKEZİ İKLİM HAFTASINI KUTLUYOR

DİNİMİZDE AKLIN ANLAMI VE YERİ -II
  • BEYHANASMA
    • BEYHAN ASMA
    • BEYHANASMA@kayserihakimiyet2000.com
    • 18 Temmuz 2016 - 14:38:20

Aklını gereği gibi kullanmayanlar, sağır, dilsiz ve kör gibidirIer. Gerceği duymazlar, dilleriyle ikrar etmezler (dile getirmezler), gözleriyle görüp anlamazlar. Onların akılları bu noktada hiç bir işe yaramamaktadır.
“Gerçek şu ki, Allah katında, yerde hareket edenlerin en şerlisi (kötüsü) akıl erdirmez sağırlar ve dilsizlerdir.” (8 Enfal/22)
İnkârcılar, akıl ni’metine rağmen Allah’ı ve O’nun gönderdiği gerekleri anlamıyorsalar, akletmiyorsalar; onlar sağır ve dilsizdirler. Aklını kullanmayıp ta inkâr, isyan ve sapıklık üzere devam edenlere azaptan başka bir şey yoktur. (10 Yunus/100) Cehennem azabından kurtuluş yolu da akletmek, aklı kullanmak ve Vahy ile gelen gerçeğe teslim olup Allah’a kulluk yapmaktır. (ó7 Mülk/10)
‘Akıl’, eşyadaki düzeni anlama gücüne sahip olduğu gibi, ilâhí gerçekleri de anlama, sezme, onların üzerinde düşünüp yorum yapma, onların hikmetini idrak etme gücüne de sahiptir. Zaten aklın birinci görevi de budur.
Göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün peşpeşe gelişinde, gemilerin denizde yüzmesinde, yağmurun yağmasında, canlıların üreyip çoğalmasında, bulutların hareketlerinde aklını kullananlar için âyetler vardır. (2 Bekara /104) Bu âyetlere bakan akıllı insanlar onları etkileyen Yüce Kuvvet’i idrak ederler. (Bakınız: Âyet)
Görüldüğü gibi Kur’an bütün insanları akletmeye, aklı gereği gibi ve yerinde kullanmaya davet ediyor. Türkçe’deki deyimle ‘aklını başına alanlar’ hayatın sırlarını çözerler, varlığın ve onun ardından gelen ölümün arkasındaki gerceği görürler. Kendilerine faydalı olan şeyleri tercih ederler, zararlı olanlardan kaçınırlar.
Kur’an, mü’minler için bazı hükümleri sıraladıktan sonra; “İşte Allah, size âyetlerini böyle açıklar; umulur ki akıl erdirirsiniz” (2 Bekara/242) buyuruyor. Demek ki rnü’minler de akıllarını kullanıp Allah’ın koyduğu hükümlerin hikmetini anlamak ve hükümleri yerine getirmekle görevlidirler.
Peygamberimiz (sav) buyuruyor ki:
“Hiç kimse kendisini hidayete götürecek ya da tehlikeden alıkoyacak akıldan daha faziletli bir şey kazanmamıştır.” (nak. Müfredat, s:511)
“Akıllı kimse, nefsini kontrol altına alıp ölümden sonraki hayat için hazırlık yapan, aciz insan da nefsini hevasına (istek ve tutkularına) uyup ta Allah’tan (olmayacak şeyleri) temenni eden kimsedir.” (İbni Mace, Zühd/31, Hadis no: 4260, 2/1423)
Bilindiği gibi İslâma göre, ancak akıllı insanlar Allah’ın tekliflerinden sorumludurlar. Bir çocuğun mükellef (yükümlü) olma yaşı da akıllı olma ve ergenlik çağına ulaşma zamanıdır. Çocuklar ve deliler İslâmın hükümlerinden sorumlu değillerdir.
Allah’ın teklifleri (dinin emir ve yasakları) ancak akılla idrak edilir. Akıl, bu tekliflerin sebebini, hikmetini, yerine getirildiği zaman faydasını, yerine getirilmediği zaman zararını anlayabilir. İslâm akıllı insanlara hitap ediyor ve insanlara akıllarını kullanmalarını emrediyor. İslâm akla bu kadar önem verirken, onu hiç bir zaman son karar yeri, bilginin, fayda-zararın son hakemi yapmamıştır. İslâmí hükümlerin hikmetini ve faydalarını akıl anlar ama, onların sebebini, niçin emrediklerini tam bilemez. Bir şeyin iyi mi kötü mü olduğuna akıl bir noktaya kadar cevap verebilir. Mutlak doğruyu, mutlak fayadayı ve eşyadaki nihai amacı akıl bilemez. Yani akıl her konuda son hakem değildir. Yukarıda geçtiği gibi, insana doğru yolu gösterecek akıl en büyük kazançtır. Ancak sahibini şirkten ve inkârdan; ölümden sonra da ateşten kurtaramayan akıl, iyi çalışan bir akıl değildir. Akla nakil, yani Kur’an ve vahyin açıklaması olan Sünnet yön verirse isabetli karar alır. İslâm, aklı son hakem sayan bütün pozitivizt düşünceleri ve felsefeleri reddeder. Hevanın (aşırı isteklerin) güdümündeki akıllar doğru hükme, hikmete ve hidayete ulaşamazlar.

  • Etiketler

The comments are closed.

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz