BAŞKAN EKİCİ, “KENTSEL DÖNÜŞÜM PROJESİ HIZ KESMEDEN İLERLİYOR”

BAŞKAN EKİCİ, “KENTSEL DÖNÜŞÜM PROJESİ HIZ KESMEDEN İLERLİYOR”

DEVELİ KAYMAKAMI DURU ÇAY OCAĞINDA VATANDAŞLARLA BULUŞTU

DEVELİ KAYMAKAMI DURU ÇAY OCAĞINDA VATANDAŞLARLA BULUŞTU

KAYSERİSPOR’DA MEDİPOL BAŞAKŞEHİR MESAİSİ DEVAM EDİYOR

KAYSERİSPOR’DA MEDİPOL BAŞAKŞEHİR MESAİSİ DEVAM EDİYOR

708278.İL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ SAĞLIK BAKANLIĞI.24.11.2017

708278.İL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ SAĞLIK BAKANLIĞI.24.11.2017

MELİKGAZİ İMAM HATİP ORTAOKULU’NDAN MÜFTÜLÜĞE ZİYARET

MELİKGAZİ İMAM HATİP ORTAOKULU’NDAN MÜFTÜLÜĞE ZİYARET

DİNLER ARASI DİYALOG
  • OSMANİKİNCİ
    • OSMAN İKİNCİ
    • osmanikinci@kayserihakimiyet2000.com
    • 23 Ekim 2017 - 12:39:28

DİNLER ARASI DİYALOĞUN GÖRÜNMEYEN

YÜZÜ VE ILIMLI İSLAM (LIGHT İSLAM)

İslam dininin sahibi Allah-ı hutaladır. İslamiyet’i en güzel yaşamış ve tebliğ etmiş kişi ise; yaratılanların en üstünü ve şereflisi olan Hz. Peygamberdir. “ılımlı İslam (light İslam)” batının ve kilisenin kendi emperyalist emellerine göre ortaya attığı ve İslam etiketi altında İslamiyet’le ilgisi olmayan bir nevi sanal ve gizli Hıristiyanlıktır. Batı, Siyasi, ekonomik ve kültürel olarak Müslümanları asırlardır sömürdüğü yetmiyormuş gibi, şimdide nasıl inanacağımıza karışıyor, İslam’ı sulandırıyor ve nasıl olacağına onlar karar veriyorlar. Bu durum maalesef bütün İslam ülkelerinde ve özellikle ülkemizde acımasız şekilde tatbik edilmeye çalışılmaktadır. Misyonerler, savaşsız misyoner faaliyetleriyle Anadolu’yu işgal ederek, Hıristiyan ülkesi yapmak ve Türkleri Hıristiyanlaştırmak için 1830 yılından bu yana çalışmaktadırlar. Osmanlı devrinde Âliminden devlet başkanına, Profesöründen yayladaki çobana kadar İslam’ı bilgilerde, itikatta ve inançta farklılık yok idi. İslamiyet’i yaşamayan bile Müslümanlığı ile inancı ile guru duyuyordu. Misyonerler onlara etki edemiyor dinlerini ılımlı hale getiremiyordu. Bugün Türkiye, İslam dünyasının halen önder ve kurtarıcı olarak gördüğü ülkemiz hedef olarak seçildi ve dalgalar halinde Hristiyanlık faaliyetleri devam etmektedir. Bu tehlikeli dalgaların birincisi 1948 yılında Marshall yardımı ile başladı. İkinci dalga ise kültürel olarak “barış gönüllüleri” adı altında Türk milletinin ahlakını yıkmak, birliğini bozmak, bölücülüğe zemin hazırlayarak, istihbarat toplayarak Türk milletinin milli ve manevi yapısını “barış” adı altında dinamitlemek olmuştur. Üçüncü dalga ise 1980’den sonra Türkiye de kiliseler mantar gibi arttı. Ev kiliseleri gündeme getirildi. Dördüncü dalga ise 1999 Marmara depremi ile yardım maskesi adı altında Hristiyan yapılan Türklerle kurtarılmış bölgeler kurdular. Beşinci ve en tehlikeli dalga ise, “dinler arası diyalog” ile misyoner faaliyetleri ve kilise açma hız kazandı. Arkasından bunu destekleyen AB’ye uyum yasaları ile daha serbest hale getirilerek Türkiye’nin temeline dinamit konuldu. Misyonerler mezhepsel ve ırka dayalı bölücü, ayrıştırıcı ve düşman edici çalışmalarına başladılar. Altıncı dalga ise şu anda yürütülmekte olan “barış süreci veya çözüm süreci” ile Türk milletini çözücü, ayrıştırıcı ve atomize edici bir hal aldı. Bölücülük ayyuka çıktı. Ve çok tehlikeli bir viraja girdi.

VATİKAN-AVRUPA BİRLİĞİ VE ABD’NİN BU PROJEYE DESTEKLERİ

Vatikan, her fırsatta İslam’ın dünya üzerinde potansiyel  yayılışını ve ilim adamlarının kabul edişini durdurmak için elinden gelen her türlü iftirayı, kötülemeyi ve çamur atmayı sonuna kadar yaptı ve halen yapmaktadır. Avrupa birliğine bağlı ülkelerde İslam’ın yayılışı ve yükselmesi, yanlış propagandalar neticesinde, “İslam’ı fobya” (İslam korkusu) hızla yayılarak İslam’a ve Müslümanlara karşı bir cephe oluşturma görüldü. Amerika ise bu projenin yani “Ilımlı İslam” gerçekleşmesi için demokrasi vakfı, ( National Endowment For Democraci)(NED) vakfını kurdu. Ve buna bağlantılı birçok sivil toplum örgütleri, “NGO” ların kanalıyla dünya üzerinde birçok bölgede, İslam coğrafyasında bu faaliyeti gerçekleştirmek için çalışmalarını başlattı ve halen devam etmektedirler. Ancak bunlara şunu söyleyerek çalışmalarının başarılı olamayacağını İslam’ı bozarak Ilımlı hale getiremeyeceklerini ifade etmek isterim. “güneş balçıkla sıvanamaz” İslam’ın sahibi ve koruyucusu Allah’tır. Onu bozmaya hiç kimsenin gücü yetemez.

İslamiyet Türk milletinin milli yapısına uygun olmuştur. Ve Türkler İslam’ı kitleler halinde kabul ederek şereflenmişlerdir. Osmanlı’nın İslamiyet’e hizmeti Eshab-ı Kiram’dan sonra, Makam-ı Tabii’nden sonra gelir. İslamiyet Türk milletinin milli varlığının korunmasında muhafazasında “zırh” olmuştur. Türk milletinin İslam’a olan hizmeti asla inkâr edilemez; Onu canı ve kanı pahasına savunmuştur. Bu kahramanlığı gören İslam düşmanları, “ sanal irtica” yaygarası ya da “laiklik” tehlike de vehmi ile İslamiyet’e ve Türk milletine kudurmuşçasına saldırmışlardır. Bugün anlaşılmaktadır ki bu korkuyu milletin  üzerine salanlar bölücülüğe hizmet etmiş olanlardır. Bunlar yürekleri İslam sevgisinden ve İslam bilgilerinden mahrum olan zavallı insanlardır. Şunu ifade etmeliyim ki İslam dünyası, Müslümanlar ve özellikle Müslüman Türkler küresel bir saldırı ile karşı karşıyadırlar. Buradan Tüm Müslümanlara sesleniyorum ki bu tuzağa düşmeyin, uyanın bir silkinişe ve kıyama geçin; ekonomik, siyasal, kültürel, diplomatik ve askeri alanlarda kendinizi ispatlayın ve model insanlar olun. Ve unutmayınız ki, ”onu biz indirdik ve şüphesiz ki biz onun koruyucularız” (Hicr Suresi Ayet 9) İslam’a ve Müslümanlara hiç kimse meydan okuyamaz onların kültürleri ve medeniyetleri tarihin çöplüğüne atılacaktır. Gayret bizden zafer Allah’tandır. Hayır dualarımla…

 

 

  • Etiketler

The comments are closed.

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz