Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!
wezEo.png
wezEo.png

SON DAKİKA


googleplay
Kayseri Hakimiyet Gazetesi / www.kayserihakimiyet2000.com
wem8j.png
ABDULLAH AYATA

DİYET EVLİLİĞİ-4

Bu haber 15 Mayıs 2019 - 11:15 'de eklendi ve 9 kez görüntülendi.
DİYET EVLİLİĞİ-4

İkinci sınıfa başladıklarında birbirlerini iyice tanımışlardı, iyi anlaşıyorlardı. Arkadaşlıkları aşka dönüştü. Her yerde

birlikte görülmeye başladılar. Uluorta sarmaş dolaş geziyorlar, eğleniyorlar, kimseden çekinmiyorlardı. Durumu haber alan Selcan’ın ailesi kızlarını birkaç defa takip ettirerek erkek arkadaşının durumu, aile yapısı hakkında araştırma yaptırdı. Hakan ve ailesini kızlarına uygun bulmadılar. Ayla Hanım, kızının durumuna çok sinirlenmişti. Bir gece eve geç saatte dönen kızına, “Beni iyi dinle Selcan. Sen bizim her şeyimizsin. Tek vârisimiz, tüm varlığımızın gelecekteki sahibisin. Zamanla Türkiye’nin en alımlı, gıpta edilen kadınlarından birisi olacaksın. Daha doğrusu biz öyle umuyoruz.

Ama sen ne yapıyorsun, ne olduğu belli olmayan taşralı bir araba satıcısının oğluyla el ele kol kola çekinmeden gezip tozup bizi rezil ediyorsun. Onurumuzu ayaklar altına alıyorsun, söyle yanılıyor muyum?” diyerek ikazda bulundu.

“Çok öfkelisin anneciğim. Ne dediler, ne anlattılar bilmem ama o çocukla seviyeli bir arkadaşlığımız var. Ne kendimi ne de sizi mahcup edebilecek onursuzluk yapmadım. Yapmam da. Takdir edersiniz ki okul ve ders arkadaşlığı da gereklidir.”

“O halde, okul dışında o çocukla görüşme.”

“Peki anneciğim. Uyarılarınızı dikkate alırım.”

“Durumuna baban da çok kızgın. Haberin olsun.”

“Onu da üzmek istemem.”

“O halde anlaştık.”

Selcan, ertesi gün olanları Hakan’a uygun bir dille anlattı.

Okul dışında buluşmama kararı aldılar. Selcan’ın eski arkadaş grubuna tekrar yaklaşması Hakan’ın zoruna gitmişti. Hele o gruptaki erkekleri için için kıskanıyordu. Fakat çaresi yoktu. Okuldaki sohbet konuları ders ağırlıklıydı. Dışarıda buluşmalarına engel olanlara içerliyordu.

İkinci sınıfı da iyi kötü anılarıyla tamamlayıp üçüncü sınıfa geçtiler. Hakan memleketine, Selcan her zamanki gibi yaz hayatına döndü. Hakan ailesinin yanına döneli dört gün olmuştu. O gece babası eve gelmedi. Pek aldırış etmediler.

Annesi, “Kim bilir hangi dalavere peşindedir. Yahut da bir aşifteye takılmıştır,” diyerek oralı olmadı. Sabah olup tam kahvaltı sofrasına oturmuşlardı ki ev telefonları çaldı. Arayan polisti. Hastaneye kadar gelmeleri isteniyordu. Aceleyle giyinen Meliha Hanım ve oğlu hastaneye koştular. Kendilerinden morgda yatan cesedin aile reisleri Nazım’a ait olup olmadığını tespit etmeleri istendi. Korku ve şaşkınlıkla yüzü açılan cesede baktılar. Görür görmez ikisi de yere yığıldı.

Bu oydu… Evet oydu: Nazım. Başına sıkılan tek kurşunla öldürülüp arabasının içinde şehir dışında bir yolun kenarına bırakılmıştı. Ana oğul, başlarına gelen felaketin şokunu uzun süre üzerlerinden atamadılar.

Ağıtlar, feryatlar Nazım’ı geri döndürmedi. Ertesi gün cenazesi şehir mezarlığına defnedildi. Kalabalık cenaze törenine birçok tanıdık ve kuruluş çelenk göndermişti. İki hafta sonra normal düşünmeye başlayabildiler. Acılarını hafifletmek için evlerini dolduran akraba ve tanıdıkları da işlerine döndüler. Cinayetin sebebi anlaşılamadı, faili bulunamadı.

Ana oğul üzüntülerini içlerine gömüp bundan sonraki yaşamlarında geçimlerini sağlayabilme yollarını araştırmaya başladılar. Uzunca düşündükten sonra taşınmaz mallarını satıp Ankara’ya yerleşmede karar kıldılar. Meliha Hanım böylece çocuklarını tanıdık çevreden de uzaklaştırmış olacaktı. Zira, babalarının düşmanları da çoktu.

Muhasebecilerinden mali durumları hakkında bilgi istendi. Rahmetlinin çok karışık alacak  verecek durumu ortaya çıktı. Epeyce borcu vardı. Mecburen, araba bayiliği başka birine devredildi. Kendilerine kalan birkaç araba satıldı.

Oturdukları villa elden çıkarılarak paraya çevrildi. Ayrıca kirada olan iki adet daireleri vardı. Bu konutların mülkiyetini ileride kızlarına bırakabileceklerini düşünerek, kira bedellerini de onların adına açtırdıkları banka hesabına yatırmalarını istediler kiracılarından.

Ellerindeki parayla başkentin orta halli bir semtinden genişçe bir daire satın alıp okullar açılmadan taşınıp yerleştiler.

Hakan, annesinin itirazına rağmen kendi arabasını da sattı. Birkaç yıl idare edebilecekleri kadar paraları vardı. Onu da harcamadan bankaya yatırdılar. Kızlarının nakillerini özel okuldan alıp taşındıkları semtteki devlet okuluna yaptırdılar.(Devam Edecek)

 

Etiketler :
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
SON DAKİKA