BEŞİKTAŞ’TA İLK HEDEF DENİZ TÜRÜÇ VE  GÜRAY VURAL

BEŞİKTAŞ’TA İLK HEDEF DENİZ TÜRÜÇ VE GÜRAY VURAL

BAKAN ÖZHASEKİ MHP İL BAŞKANLIĞINI ZİYARET ETTİ

BAKAN ÖZHASEKİ MHP İL BAŞKANLIĞINI ZİYARET ETTİ

YILMAZ KARACA: YEREL BASINA “CANSUYU” ZAMMI ONAYLANDI

YILMAZ KARACA: YEREL BASINA “CANSUYU” ZAMMI ONAYLANDI

SGK VE VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI’NDAN KTO ZİYARETİ

SGK VE VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI’NDAN KTO ZİYARETİ

DEVELİ’NİN ÖRNEK MUHTARI YİNE İŞ BAŞINDA

DEVELİ’NİN ÖRNEK MUHTARI YİNE İŞ BAŞINDA

DOĞU VE BATI EDEBİYATLARINDA KADIN İMAJI-IV
  • BEYHANASMA
    • BEYHAN ASMA
    • BEYHANASMA@kayserihakimiyet2000.com
    • 14 Mart 2018 - 12:53:34

İlk zamanlarda ilmi bir meraktan öteye geçmeyen oryantalizm, daha sonra özellikle Hıristiyan ruhbanların önem verdikleri tek konu, İslamiyet’i eleştirerek, İslam ilimlerine, kültür ve medeniyetine, İslam edebiyatına şüphe sokabilmek için, İslam’a ait bütün değerleri kendi kültürleriyle yetişmiş Müslümanların gözünde küçük düşürmeye çalışmışlardır. Doğu eskiden beri insanlarda garip izlenimler yaratan, kendine has özelliği, kültürü olan bir yerdir. Avrupa içinse önemli olan; Doğu’nun ve olayların kendi açılarından anlamlandırılmasıdır. Bir başka açıdan bakarsak oryantalizm, Doğu ve Batı medeniyetlerinin çatışmasıdır. Dünya da bu iki medeniyetin mücadelesi hep belirgin olmuştur ve oryantalizm de bu mücadelenin ayrılamaz bir parçası olarak ortaya çıkmıştır. Ve bu mücadelenin gerisindeki Hıristiyan sömürgeci fikir ve zihniyetini temsil etmektedir. Oryantalizm, bir bilim dalı, bir siyasi ideoloji ya da bir dünya görüşü olarak değerlendirilebilir. Ama en geniş tanımıyla, oryantalizmin temeli sürekli bahsettiğimiz “bizonlar” ikilemine dayanır. Avrupa Doğu uygarlığıyla sürekli çatışarak ve sürekli Doğu’nun açıklarını yakalama fırsatı arayarak kendini şekillendirdi. Doğu-Batı ilişkisi, Batı’nın hem gücünü kanıtlayabildiği geniş bir alan, hem de uygulayamadıkları planlarının bir iz düşüm olarak da tanımlanabilir. Buna en güzel örneği Avrupalı ressamlar teşkil eder; Doğu padişahlarının gizemli haremlerini tasvir eden ressamların hiçbirinin harem görmediği söylenir. Aynı zamanda Balzac’ın Arap kadını için yazdıkları, dehşet derecede rencide edicidir. Oryantalistler, bu izdüşümleriyle kendilerinde bastırılmış ve yasak olanı, hayali kadın üzerinde yaşamaktadırlar. Böylelikle Doğu; arzu, tembellik, ihtişam, zevk, iktidar olarak tanımlanmaktadır.
13. yüzyıldan itibaren Avrupalı gezginler, uzak diyarlara, başka deyişle doğuya doğru macera, din yayma ve zenginlik elde etme tutkusuyla yolculuklar yapmaya başlarlar. Doğu’ya doğru yapılan yolculuklar gittikçe ilginçleşir, hatta 19. yüzyılda Asya’ya doğru yapılan araştırma amaçlı geziler moda haline gelir. 19. yüzyıl Avrupa’sının Romantik dönemi sırasında Avrupa’nın doğusundaki her türlü özellik Avrupalının ilgisini çekmiştir. Bu dönemde doğudaki insanlara ilişkin (mimariden dekorasyona, resimden müziğe) her türlü üretim Batı dünyasına girmeye başlar. Böylece doğudaki bu insanların tarihlerini, geçmişlerini ve yaşayan kültürleriyle ilgili bilgi ve belgeleri bir araya getirmeye çalışıp topladıklarını yorumlayarak yayımlayanlara Oryantalist (Doğubilimci) denir. Oryantalistler, sanat eserlerinde ve bilimsel çalışmalarında Doğu’nun kültürel, toplumsal ve ekonomik her türlü özelliğini incelemiş, Doğuyla Batı’nın karşılaştırmasını yapmışlardır. Eserlerinde Doğu’nun gizemli ve egzotik buldukları yanları öne çıkarırken, kimi zaman da Doğu adını verdikleri bölgeyle ilgili önyargılı, tek boyutlu ve karalayıcı yorumlar yapmışlardır. Yabancı ve farklı saydıkları bir kültürü, başka deyişle “öteki”ni inceleyip değerlendirirken kendilerine ters gelen veya yadırgadıkları yanları da eleştirmişlerdir. Bu nedenle Oryantalist düşünce, Avrupa-merkezli olup tüm ilgisine rağmen, Doğu’yu olduğu gibi kabul etmeden, küçümseyici bir bakışla ele alarak Batı kültürünü Doğu’dan üstün tutmuş bir düşünce tarzı haline gelmiştir. Doğu ile Batı arasındaki ayrımlardan birisi karşımıza erkek ve kadın arasındaki fark şeklinde Doğu kültürleri içinde de yaşanır. Ağlamak çok doğal bir duygusal yoğunlaşma alameti iken, ataerkil kültürler kadını duygusallıkla ve sadece erkeği akıl ve rasyonalite ile özdeşleştirir. Bir yandan aynı kültür içinde bu ayrım yapılır: Akıl duygudan, erkek kadından, beyaz siyahtan, Batı Doğu’dan, zengin fakirden, ışık karanlıktan “üstündür.” Diğer yandan, kültürler arası olarak da bu ayrım geçerli kılınır. Takva faktörü bu tanımlamada Doğu’ya özgü, geçersiz, tasnif dışı bir kategoridir. Düşünsel zekâ ile duygusal zekâ arasında alt-üst ilişkisi kuran bu bakış güya biri lehine diğerini üstün görür. Sonuçta Doğu duygusal, Batı ise rasyonel kimlikle anılır. Batı, Doğu’lu erkek ve kadını kendinden aşağıda ve duygusal görürken, Doğulu erkek de Doğu’lu kadını aynı kefeye koyar. Yani Batı Erkek olur, Doğu ise kadın rolünde figüranlaştırılır.

  • Etiketler

The comments are closed.

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz