Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!

SON DAKİKA


googleplay
Kayseri Hakimiyet Gazetesi / www.kayserihakimiyet2000.com
ABDULLAH AYATA

DOKSANCIK KUŞLARI-1

Bu haber 03 Mart 2019 - 15:11 'de eklendi ve 10 kez görüntülendi.
DOKSANCIK KUŞLARI-1

Devlet Su İşleri Bölge Müdürlüğü’nde mühendis olarak çalışan Sami ile Ahmet işyerinde çok samimi iki arkadaş oldukları gibi, aynı zamanda evleri birbirine yakın, sık görüşüp çok iyi anlaşan birer komşudurlar. İki aile de çocuklarına Türk kültür ve geleneklerini, inanç sistemimizi ve kurallarını gerektiği gibi öğretememekten endişe duyuyorlar, çevredeki kötü örneklerden etkilenmelerinden korkuyorlardı.

Bu sebepten dolayı, haftada bir gecelerini çocuklarının aile içi özel eğitimine ayırmaya karar verip kendilerine bu konuda yardımcı olması için Ahmet’in babası emekli öğretmen Halim Amca’dan ricada bulundular. O da bu teklifi severek kabul etti.

Artık her cumartesi çocukların kültür eğitimine ayrılıyordu. Belirli bir program dahilinde Halim Amca’nın torunları Mehmet ile Ayşe, komşu Sami’nin çocukları Tuğba ile Murat’a Dede Korkut Hikâyeleri, Türk kahramanları, İslâmiyet’in hoşgörüsü, vatan topraklarının savunulması, bayramların önemi, ağaç sevgisi, ormanların korunması, tarihi mirasımıza sahip çıkma, kötü alışkanlıklardan korunma gibi benzeri konularda anlatımlar yapan Halim Dede, çocukların günün konusuyla ilgili sordukları soruları da cevaplandırıyordu.

O gecenin konusu, “kuşlar ve kuşların korunması” idi. Dedelerinin etrafına toplanan çocuklar, en az onlar kadar konuya ilgi duyan öteki aile büyükleri sabırsızlıkla Halim Bey’in konuşmasına başlamasını bekliyorlardı. Onların merakını bilen Halim Bey sevenlerini fazla bekletmeden söze başladı.

“Çocuklar, hangi kuşları tanıyorsunuz?”

Murat, “Serçe, bülbül, leylek, kanarya, karga, ördek…”

“Çok güzel.”

Tuğba, “Halim Dede ne olur serçeleri anlat. Ben onları çok seviyorum. Babama bir kafes aldırıp serçe besleyeceğim.”

“Hayır Tuğbacığım hayır. Olur mu öyle şey. Serçeler kafes kuşu değildir. Uzun süre kapalı alanlarda yaşayamazlar. Hürriyetlerine düşkündürler. İnsanları cezbedecek güzel sesleri ve görünümleri de yoktur. Sıradan, mütevazı canlılardır. Bazı kuşlar gibi sahiplerinin etrafında dönüp başlarına konarak yaranmak için yağcılık yapmazlar. Eyvallah etmezler. Başkaları tarafından verilen vitaminli ve lezzetli yemleri yemeye alışık değillerdir. Kendi yiyeceklerini kendi gayretleri ile bulurlar. Kuru, yavan, kırıntı, döküntü ayırımı yapmazlar. Buldukları her besinle beslenip şükretmesini bilirler. Yani karakter olarak büyük ve erdemli, görünüş olarak gösterişsiz ve ufaktırlar. Serçeler vatansever kuşlardır, bunu biliyor musunuz?”

“Nasıl vatansever?”

“Senin gibi benim gibi, ülkesini seven herkes gibi. Bakın bana göre memleket ile vatan ayrı kavramlardır. Yalnız bu söylediklerim kendi düşüncem. Başka insanlar farklı düşünebilirler. Memleket; havasıyla, suyuyla, güzellikleriyle iklimiyle rahatça fazla sıkıntısı, çilesi olmadan mutlu bir vaziyette keyfi, zevki çıkarılarak üzerinde hayat sürülen yaşam alanıdır. Burada yaşayan insanlar az çabayla fazla gelir elde ederler. Toprakları daha verimli, doğal görünümü daha güzeldir.

Vatan ise mecburi bekleyiş bölgesidir. Toprakları verimsiz, havası sert, geliri az, çilesi meşakkati fazla. Bin bir emekle güçlükle yaşanılabilen, sabır ve azimle çalışmayanlara hayatta kalma şansı tanımayan yerlerdir. Lakin kutsaldır, manevi değeri namusumuzla, şerefimizle eşdeğerdedir. Bu yüzden atalarımız vatan edindikleri her yeri aynı zamanda memleket yapma çabası göstererek her seferinde başarılı olmuşlardır.(Devam Edecek)

 

 

 

 

 

Etiketler :
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
SON DAKİKA