Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!

SON DAKİKA


googleplay
Kayseri Hakimiyet Gazetesi / www.kayserihakimiyet2000.com
ABDULLAH AYATA

DOKSANCIK KUŞLARI-4

Bu haber 06 Mart 2019 - 11:39 'de eklendi ve 11 kez görüntülendi.
DOKSANCIK KUŞLARI-4

Nazik hayvanlardı bu nadide sevimli yaratıklar. Vücut yapıları serçeler, kargalar gibi soğuğa, ayaza dayanıklı olmadığı gibi, kanatları kasları da leylekler, turnalar kadar güçlü ve gelişmiş değildi. Bu yüzden öteki göçmen kuşlarla birlikte güz geldiğinde sıcak diyarlara uçarak gidemezlerdi. Kış mevsimini yaşadıkları ortamda geçirmek zorundaydılar. Akılları sayesinde kışı rahat geçirirler bahara ulaşırlardı.

O memlekette kış üç ay, yani doksan gün sürerdi. Bunun bilincinde olan kuşlar, havalar soğumaya başlayınca yuvalarına doksan günlük yiyecek taşıyarak depo ederlerdi. Barınakların içindeki küçük kaya kovuğunu gırtlaklarında getirdikleri su ile doldururlardı. Yuvalarının ön kısmını çerçöple örerler, soğuğu, ayazı sızdırmaması için aralarını çamurla iyice sıvarlardı. Arada bir dışarıyı gözetlemek gece mi gündüz mü olduğunu anlamak için kapattıkları yuvalarının ön kısıntında küçük bir delik bırakırlardı. Daha önceden tek tek sayarak içeride bir köşeye yığdıkları doksan adet küçük çakıltaşlarından her gün bir tanesini barınaklarından aşağı atarlardı. Aşağı taş atma işlemi kar yağdığı zaman başlar, başlama günü olarak da yuvalarının karşısındaki “Gelin Kayası’nın” karı beklenirdi. O kayanın üzerine kar düştüğü gün ilk çakıltaşı aşağı bırakılırdı. Düzenli olarak her gün aşağı bir taş atılarak doksan gün geçmiş olur, son taş da atılıp taşlar tükenince bahar zamanı gelirdi.

Bu sebepten, bu şekilde hayatlarını düzenleyip doksan taş hesabı yapan kuşlara ‘DOKSANCIK KUŞU’ isminin verilmesi zeki oluşlarının sistemli yaşantılarının göstergesiydi.

O sene, yine sıcak günler bir bir tükenip ağaç yaprakları sararmaya, rüzgârlar esmeye, yağmurlar yağmaya başladı. Durumu izleyen doksancık kuşları hazırlıklarını yaptılar. Yiyecek gıdalarını, içecek sularını hazırladılar. Yuvalarının ön taraflarını sıkıca kapatıp ördüler. Evlerinin içindeki doksan adet çakıltaşını defalarca sayarak, tamam olduğu kanaatine vardılar. Yuvalarının ön tarafına duvar arasına bıraktıkları küçük deliğin arkasına dayadıkları ağaç kabuğunu ikide bir açıp dışarıyı gözetlemeye başladılar.

Aradan birkaç gün geçmiş olmasına rağmen daha Gelin Kayası’nın üzerine kar yağmamıştı. Halbuki hava iyice soğumuştu.

Yoksa kışı hafif mi atlatacaklardı. Öyle olması için minicik yürekleriyle, saf düşünceleriyle dualar ettiler. Nihayet bir gün Gelin Kayası üzerinde kar göründü. Oraya kar yağdığını gören ilk doksancık kuşu avazı çıktığı kadar öterek kışın gelip taş atma gününün başladığını bütün komşularına duyurdu. Haberi alan öteki kuşlar evlerinin dünyaya açılan küçük pencerelerinden gözleyerek olayı tasdiklediler.

Artık yaz yorgunluğunu üzerlerinden atma ve dinlenme zamanıydı. Havanın aydınlık ve karanlık olma durumuna göre sayılı taşlardan her gün bir tanesini yuvalarından aşâğı atmaya başladılar. Keyifleri yerindeydi. Yiyecekleri içecekleri vardı. Yuvaları sıcaktı. Gündelik dışarı taş bırakma işinden başka işleri olmadığından yan gelip yatıyorlar. Uzunca kış tatillerinin tadını çıkarıyorlardı.

Nihayet son taş da atılarak doksan günlük süre tamamlanmış oldu. Doksancık kuşları içeri kapanıp kalmaktan, karanlıktan usanmışlardı. Açık havayı, güneşi, komşularını, arkadaşlarını özlemişlerdi. Taş bitiminin ertesi günü kışın bitip baharın başladığı müjdesini tatlı nağmelerle öterek birbirine haber verdiler. Artık rahatça dışarı çıkabilirlerdi.

Yuvaların ön tarafına yapılmış kışlık bölümler açıldı. Kalın duvarlar yıkıldı. Bundan sonra özgürlüğü doyasıya yaşamanın zamanıydı. Gökyüzünde istenildiği kadar yükseğe çıkılacak, istenilen yöne doğru kanat çırpılacak, uzun süre görülemeyen arkadaşlarla hasret giderilecekti. Taze yiyeceklerle beslenmenin zevkine varılacak, birbirlerine ikramda bulunulacaktı. Aralarında yeni aşklar, sevgiler oluşacak, dünyaya yeni gözünü açacak yavrularını sevme ve büyütme duygusunu tadacaklardı. Hepsi sevinçli hepsi mutluydu. (Devam Edecek)

 

Etiketler :
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER
SON DAKİKA