JANDARMA GENEL KOMUTANLIĞI ATAMALARI RESMİ GAZETE’DE YAYIMLANDI

JANDARMA GENEL KOMUTANLIĞI ATAMALARI RESMİ GAZETE’DE YAYIMLANDI

İSMAİL KAHRAMAN:MTTB’NİN O HAVASI OLSAYDI 80 DARBESİ OLMAZDI

İSMAİL KAHRAMAN:MTTB’NİN O HAVASI OLSAYDI 80 DARBESİ OLMAZDI

YAHYALI’DA  7. FOTO SAFARİ YARIŞMASI HEYECANI

YAHYALI’DA 7. FOTO SAFARİ YARIŞMASI HEYECANI

TOMARZA GÜNEY ÇEVRE YOLU HİZMETE AÇILDI

TOMARZA GÜNEY ÇEVRE YOLU HİZMETE AÇILDI

KAYSERİSPOR-FC ZBROJKOVA BRNO  1 – 2

KAYSERİSPOR-FC ZBROJKOVA BRNO 1 – 2

DOSTOYEVSKY VE PANSLAVİSM –II
  • BEYHANASMA
    • BEYHAN ASMA
    • BEYHANASMA@kayserihakimiyet2000.com
    • 3 Temmuz 2017 - 13:21:35

Dostoyevsky’nin Türk düşmanlığını besleyen kaynaklardan biri, belki de en önemlisi devrin sosyal ve politik durumudur. Daha önce Çara karşı olduğu için Sibirya’ya sürülen ve hayatı boyunca Hıristiyanlık teolojisini sorgulayan Dostoyevsky’nin, 1870’lerden sonra Çar taraftarı, ateşli bir Panslavist ve Ortodoks inancının müdafii olarak karşımıza çıkması devrin konjoktürel ortamıyla ilgilidir. Çünkü 1870’ler, temelleri daha önce atılan Panslavist hareketin gelişmeye başladığı yıllardır. Rusya’da gelişen ve zamanla tüm Balkanlar, Avrasya, Kafkasya ve Orta Asya’ya yayılan Panslavist hareketler Dostoyevsky’nin Slavcılığını da besleyen önemli bir etkendir. İstanbul Doğu’nun merkezidir, aynı zamanda da dinsel merkezidir ve başında Rusya vardır. Rusya’ya özellikle gereklidir, hatta faydalıdır, kendisinin ve tüm Avrupa’nın kaderinin değişmesine bağlı olarak , kısa süre için , Petersburg ‘u unutmak ve Doğu halklarının özgürlüklerinin adeta bekçisi , güvencesi olacaktır. Yüzyıllarca süren Müslüman egemenliği bu topluluklar için birleştirici değil, zulmeden güç olmuştur ve bu topluluklar onun yönetimi altında kımıldamaya bile cesaret edememişlerdir, yani insan gibi yaşayamamışlardır. ..Rusya’nın bu savaşta kesin sonuca ulaşacak güçte olduğuna Danilevsky inanmayabilir…İstanbul’u işgal etmek için bu savaş kadar uygun bir an hiçbir zaman olmamıştır; hele hele Avrupa’nın şimdiki yada yakın gelecekteki politik konumu dikkate alındığında gerçekten iyi bir fırsattır. 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’nın da tesiriyle Dostoyevsky, İsa’nın düşmanlarıyla savaşmayı kutsal bir görev olarak görür ve İstanbul’u alma hayallerinin coşkusuyla kan dökmeyi kutsallaştırır. Slav davasını Rus davası olarak gören ve Rusya’nın bütün Slav halkların ve Ortodoksların hamisi olduğuna inanan Dostoyevsky, Moskova’ya taşımak şartıyla İstanbul’u ele geçirme zamanın geldiğini, bunun bir ütopya ya da histeri hezeyanı olmadığını Hasta Adam’ın ölümüyle birlikte İstanbul’un kesinlikle İngilizlere ya da Avrupalı devletlere bırakılmaması ve mutlaka Rus egemenliğinde olması gerektiğini savunur. Avrupa’da şimdi sürdürülen diplomatik görüşmeler ve anlaşmalar ne şekilde sonuçlanırsa sonuçlansın, önümüzdeki yüzyılda da olsa İstanbul eninde sonunda bizim olacaktır! Yolumuzdan sapmadan, kararlılıkla yürümeli ve aklımızdan hiç çıkarmamalıyız.Panslavistlerin ve Dostoyevsky’nin İstanbul’u alma konusunda çok istekli olmalarına karşın 19. yüzyıl Rusya’sında gerek siyasi çevrelerde gerekse aydın zümrede bu fikre karşı çıkan muhalif gruplar da vardı. Rus siyaset adamı V.N. Çiçerinde çeşitli sebeplerden dolayı bu fikre karşı çıkanlardandı ve daha 1860-1870’ de şöyle der: ‘Aklı başında olan hiçbir Rus, Türkiye’nin fethedilmesini, İstanbul’un topraklara dahil edilmesini tabii düşünemez. Çünkü bu Rusya’nın güçlenmesi değil, zayıflanması olurdu. Ağırlık merkezi güneye kayardı ve Rusya, Rusya olmaktan çıkardı.’
Slav Yardım Cemiyeti’nin temsilcilerinden olan Dostoyevsky, Bir Yazarın Günlüğü’nde Slav birliğini savunan ve Panslavist heyecanı tetikleyen pek çok makale kaleme almıştır. Rusya’nın Şark Meselesi’ne ilgisiz kalamayacağını ve doğu Hıristiyanlarının ve Slav halklarının hamisi ve öz anası olduğunu belirtir.

  • Etiketler

The comments are closed.

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz