BÜYÜKKILIÇ, CAMİKEBİR ESNAFINI ZİYARET ETTİ

BÜYÜKKILIÇ, CAMİKEBİR ESNAFINI ZİYARET ETTİ

MESLEKTE 35. YIL ANLAMLI BİR ÖDÜLLE TAÇLANDI

MESLEKTE 35. YIL ANLAMLI BİR ÖDÜLLE TAÇLANDI

KAYSERİLİ SANAYİCİ VİZYONUNU TÜRKİYE’NİN ÜRETİM ÜSSÜ OLARAK BELİRLEDİ

KAYSERİLİ SANAYİCİ VİZYONUNU TÜRKİYE’NİN ÜRETİM ÜSSÜ OLARAK BELİRLEDİ

MELİKGAZİ ÇALIŞANLARINA “UYUŞTURUCU İLE MÜCADELE” SEMİNERİ

MELİKGAZİ ÇALIŞANLARINA “UYUŞTURUCU İLE MÜCADELE” SEMİNERİ

VALİ KAMÇI KORUYUCU AİLELERLE BİR ARAYA GELDİ

VALİ KAMÇI KORUYUCU AİLELERLE BİR ARAYA GELDİ

DOSTOYEVSKY VE PANSLAVİSM -V
  • BEYHANASMA
    • BEYHAN ASMA
    • BEYHANASMA@kayserihakimiyet2000.com
    • 6 Temmuz 2017 - 12:46:26

Bu uygulama, 1877-78 Osmanlı-Rus savaşında gayrimüslimlerin tutumları yüzünden iflas etmiştir. Adı geçen savaşın sonunda Hıristiyanların büyük bir kısmı İmparatorluktan ayrılınca Müslümanlar çoğunluğu teşkil etmeye başlamıştır. Bu durum kuşkusuz II.Abdülhamit’e yeni bir ideoloji bulma veya kabul etme imkanını vermiştir. Bu ideoloji, ‘İslamcılık’ veya ‘Panislamizm’ olarak resmen devlet tarafından iç ve dış politikada benimsenmiştir. Dünya rejim ve ideolojiler konjoktörüne de uygundur. Çünkü Rusya’da Panslavizm çok popülerdi. Vaziyet bu noktaya gelince Sultan, halifelik sıfatından faydalanmak istemiştir. II. Abdülhamit’i içte Panislamist politika izlemeye iten en önemli sebep, Berlin Antlaşmasından sonra ortaya çıkan yeni demografik yapı olmuştur. Abdülhamit, dış politikasında Müslüman dünyayla az çok bağ kurmaya uğraştığı gibi, iç politikasında her şeyden önce imparatorluğun Müslüman unsurları arasında ihtilaf çıkmasına dikkat etmiştir. Gayrimüslim unsurların artık İmparatorluk için hayır kalmadığı düşüncesini getiren Sultan, hiç olmazsa Müslüman unsurların milliyet davasıyla birbirinden ayrılmasına elinden geldiği kadar engel olmaya çalışmıştır. Bu siyaseti güderek Arapların, Arnavutların milliyetçilik faaliyetlerini alıkoymaya uğraştığı gibi, Türklerin de ‘Türk Milleti’ esasına doğru yürümelerinin önüne geçmek istiyordu. II.Abdülhamit, imparatorluğun birliğinin zahiri olarak gördüğü ‘ırk ve milliyet’esasına dayalı cereyanları reddeden, birliğin ortak noktası, harcı İslam’ı ön plana çıkaran bir politika uygulamış, bir nevi ‘Müslüman Osmanlı Milleti’ vücuda getirmeye çalışmıştır. Osmanlı Devletinden ayrılan Hıristiyan unsurların kendi dil, din ve geleneklerine sarılarak yeni b ir hayat oluşturduklarını gören Abdülhamit, ortak kültür ve değerleri olan, birlik ve beraberlik içinde yaşayan ve kendisine tabii bulunan bir kitle yaratmak istemiştir. Böylece Abdülhamit, Osmanlı Devleti tarihinde ilk olarak modern anlamı ile İslam kültürüne dayanan bir siyasi ideolojiyi yani İslamcılığı, belirli siyasi gayeleri gerçekleştirmek için vasıta olarak kullanmıştır. Abdülhamit, bu gayeyi gerçekleştirmek için tüm Müslümanların ortak paylaştıkları inançlara, değerlere ve geleneklere öncülük vererek, dil, menşe ve sosyal farkları dikkate almamıştır.
II. Abdülhamit Osmanlı sultanları içinde halifelik sıfatları ve misyonlarını hatırlayan ve bunları yerine getirmeye çalışan ilk ve son sultan olmuştur. Hatıralarında şunları yazmaktadır: “Tenkitlere rahatlıkla tahammül edebilirim, ancak kendimi sadece bir hükümdar addetmeyeceğim, aynı zamanda bütün Müslümanların fikrini de dikkate almam gerektiğini unutuyorlar. Hatta her şeyden önce Müslümanların başı, yani halife olarak hareket etmem icap eder.”

  • Etiketler

The comments are closed.

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz