KAYSERİSPOR-KASIMPAŞA DEPLASMANINDAN PUANLA DÖNÜYOR:1-1

KAYSERİSPOR-KASIMPAŞA DEPLASMANINDAN PUANLA DÖNÜYOR:1-1

MİLLİ TAKIM HEYETİ KASIMPAŞA – KAYSERİSPOR MAÇINDA

MİLLİ TAKIM HEYETİ KASIMPAŞA – KAYSERİSPOR MAÇINDA

GESİ’YE EMNİYET BİNASI İNŞA EDİLİYOR

GESİ’YE EMNİYET BİNASI İNŞA EDİLİYOR

ÇORAKÇILAR MAHALLESİ’NDE KORKUTAN YANGIN

ÇORAKÇILAR MAHALLESİ’NDE KORKUTAN YANGIN

BATTALALTI’NDA UYUŞTURUCU OPERASYONU: 2 GÖZALTI

BATTALALTI’NDA UYUŞTURUCU OPERASYONU: 2 GÖZALTI

DOSTOYEVSKY’NİN “SUÇ VE CEZA” SI ÜZERİNE –IV
  • BEYHANASMA
    • BEYHAN ASMA
    • BEYHANASMA@kayserihakimiyet2000.com
    • 15 Eylül 2017 - 12:27:52

Soruları ve cevaplarını tam olarak anlamlandırabilmek için kitabı son sayfasına kadar yılmadan okumanızı öneririm.Eserimizin kahramanları Hristiyan inancına ait bir yaşam sürmektedir. Bu inanca ait birçok özellik de yazarımızın kalemiyle resmedilmiştir. Burada önemli olan unsur; başkahramanımızın, Tanrı’nın varlığı konusunda yaşadığı gelgitler, bu gelgitlerin onun hayatına etkileri ve sonunda nasıl bir hayat sürmek istediğine ilişkin verdiği  karar aşamalarının gözden kaçırılmaması gerektiğidir. Düşünür hocamız Cahit Gül’ün  : “Raskolnikov müthiş bir Allah ağrısı çekmektedir.” Sözünü umarım tüm yönleriyle anlamlandırabilirsiniz. Yeni bir romana başlamak yeni bir karaktere bürünmektir. Başkahramanın hissettiklerini hissetmek, onunla birlikte korkmak, onunla birliktesevinmektir. Belki de okumayı en zevkli kılan özelliktir bu. Ve bu özellik eserimizde heyecanla da harmanlanarak sürükleyicilik özelliğine katkı sağlamıştır.Yazarımız evrensel mesajlar verebilmek için mekân ve zaman betimlemelerine bolca yer vermiştir. Bu yer veriş sürükleyiciliğe gölge düşürse de bu tasvirlerin mistik havasına bürüneceğinizden kuşkunuz olmasın. Ayrıca diğer romanlara nazaran diyaloglara daha az yer vermesini yazarın yine daha evrensel mesajlar vermeye çalışmasına bağlamak sanırım doğru bir karar olacaktır.

Bu cümlelerin ardından sanırım artık sizin hayal dünyanıza da bir figür eklenmiş oldu. Bu figürü nasıl tanımlarsınız bilemeyiz ama yazar Haşmet Kuloğlu  başkahramanımız hakkında şöyle söylemektedir: “Edebiyat tarihinin en mükemmel tiplemesi olan Raskolnikov asla tatmin olmayan bir kalp, sinirleri cinnet hamuruyla yoğuran bir akıl, bütün kalıpları parçalamak isteyen bir zekâ, Tanrı’nın iradesine savaş açan bir ruh, akılla vahiy arasında med-cezirler yaşayan bir ontolojik muhasebe ile Raskolnikov, dışarıda en yalnız, içerde en kalabalık hayatlardan birini yaşamış bir insandır.” Ve yazar Cemil Meriç: “Bu girdaplar ve zirveler dünyasında, tek başıma dolaşacak yaşta değildim. Kıyıdan seyrettim ummanı. Aylarca Raskolnikov’u yaşadım. Bir ölüyü öldürmüştü Raskolnikov, bir abesi yok etmişti… Anlayamazdım Dostoyevsky.”  diyor. Umarım sizler de eserimizden iyi yönlerde istifade ederek Dostoyevski’ yi anlayabilirsiniz.Son olarak dikkatli okuyucularımız, şunu fark edeceklerdir: Eserimizde, şehrin kendisi haricinde hiçbir mekânın yeri verilmemiştir. Bunun da çok güzel bir nedeni vardır: Romandaki olaylar, her yerde ve her zaman yaşanabilir… Dostoyevski, dünya edebiyatının gelmiş geçmiş en büyük isimlerinden birisi ve roman sanatının, bence hiçbir başka romancının yanına dahi yaklaşamadığı zirvesidir. Karamazov Kardeşler romanı ise, Dostoyevski romanının bütün unsurlarını içinde barındıran ve Orhan Pamuk’un “bin yılın romanı” olarak değerlendirdiği büyük bir romandır.

Çoğu edebiyat aşığı tarafından Suç ve Ceza en büyük Dostoyevski romanı olarak değerlendirilir. Benim açımdan ise “Karamazov Kardeşler” ve “Budala”, Dostoyevski’nin en büyük romanlarıdır. “Suç ve Ceza”, “Delikanlı”, “Ecinniler” ve “Yeraltından Notlar” onun psikolog ya da düşünür yönünü öne çıkarıyorsa şayet, “Budala” ve “Karamazov Kardeşler”, sanatçı yönünü ortaya koyar.Dostoyevski’nin dünya edebiyatındaki önemi, yazdığı romanlarda (özellikle Budala’dan sonrakilerle), klasik romanın, “tip” yaratmak ve bu tipin benzerliklerinin üzerine yoğunlaşarak o tipi kalıplaştırmak olan yaklaşımının tersine, farklılıkları çoğaltarak bütün çelişkileri ve çatışmalarıyla “tamamlanmamış insan” üzerine odaklanmasıdır. Modern roman bu yüzden Dostoyevski’ye çok şey borçludur. İnsanın kişiliğinin yekpare, tutarlı bir bütün olarak ele alınması yerine, birbiriyle derin çelişkileri olan öğelerine ayrılması Dostoyevski’nin modern roman tekniğine yaptığı en büyük katkıdır.İlk dönem romanları yine de “tip” romanından çok uzak değildir. Ancak “Ecinniler” romanı ile birlikte artık Dostoyevski romanları “tip”ten uzaklaşmaya başlar. Gerçi ilk dönem romanları, hatta tip romanı olarak değerlendirilebilecek “Yeraltından Notlar”, “Suç ve Ceza” gibi romanları dahi klasik tip romanlarına benzemez. Çünkü en baştan beri Dostoyevski, insanı ve doğayı dış gözlem yoluyla değil, içgörü ve imgelem yoluyla ele alır.

 

  • Etiketler

You must be logged in to post a comment.

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz