VE… KUPA’DA RAKİBİMİZ….ANTALYASPOR

VE… KUPA’DA RAKİBİMİZ….ANTALYASPOR

BÜYÜKKILIÇ’IN ENİŞTESİ SON YOLCULUĞUNA UĞURLANDI

BÜYÜKKILIÇ’IN ENİŞTESİ SON YOLCULUĞUNA UĞURLANDI

TOPLANAN VERGİLERLE ÇEVRE YATIRIMI

TOPLANAN VERGİLERLE ÇEVRE YATIRIMI

MOBİLYANIN “SİLİKON VADİSİ” KAYSERİ’DE AÇILACAK

MOBİLYANIN “SİLİKON VADİSİ” KAYSERİ’DE AÇILACAK

BEDİR: HESABIMIZA, KİTABIMIZA, TAKIMIMIZA BAKAR VE GEREKENİ YAPARIZ

BEDİR: HESABIMIZA, KİTABIMIZA, TAKIMIMIZA BAKAR VE GEREKENİ YAPARIZ

DÜNYA ÇOCUK İŞÇİLİĞİ MÜCADELE
  • MEHMET ALİGÜL
    • MEHMET ALİ GÜL
    • MEHMET@kayserihakimiyet2000.com
    • 21 Haziran 2017 - 14:51:53

12 HAZİRAN DÜNYA ÇOCUK İŞÇİLİĞİ MÜCADELE GÜNÜ’NÜN ARDINDAN
Geçtiğimiz hafta Pazartesi günü “Dünya Çocuk işçiliği Mücadele Günüydü. Takip ettiğim kadarı ile yazılı ve görsel medyada bu anlamlı ve önemli günün üzerinde yeterince durulmadı.
Ulusal ve yerel gazete köşe yazarlarımızın da yeterince yer vermediği görmezden ya da duymazdan gelindiği, hatırlamak istemediği ya da unutulduğu geleceğimizin teminatı olan çocuklarımızın emek sömürüsünün en vahşi biçimi olan 12 Haziran Dünya çocuk işçileri mücadele günü buruk geçti.
Ne yazık ki bu önemli gün pek çoğumuzca farkında olmadan sessiz sedasız geçmiş yalnızlığa terk edilmiş cami avlusuna bırakılmış çocuk misali sahipsiz bırakılmıştır.
Bilindiği üzere, Uluslararası Çalışma Örgütü’nün 12 Haziran 2002 tarih ve 182 sayılı konvansiyonuyla Dünyada çocuk işçi çalıştırmak yasaklandı. Ama dünyanın her yerinde yer yer çocuk işçiler özel sektör ve şirketlere ucuz maliyet ve daha fazla kâr getirdiğinden cazip görülmekte, tehlike arz etmesine rağmen çalıştırılmaktadır. Bununda çocuk işçilerin çalıştırılmaması için alınan önlemlerin yeterli olmadığını göstermesi açısından önem arz etmektedir.

Çocuk işçiliği, çocukların istismarı onların sağlıklı, rahat ve düzgün bir çocukluk yaşamalarına engel olur.

Çocuk işçiliği, yoksulluğun kuşaktan kuşağa aktarımını pekiştirir, ülke ekonomilerine zarar verir ve kalkınma hedeflerinin ulaşılmasını engeller. Çocuk işçiliği, toplumsal ve sosyal eşitsizliklerin nedeni değil, aynı zamanda ayrımcılığın ve adaletsizliğin pekişen yıkıcı bir sonucudur.

Türkiye dâhil olmak üzere neredeyse tüm dünya ülkelerince onaylanan BM Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin 32. Maddesi, çocukların ekonomik sömürüden korunması gerekliliğinin altını çizmektedir.
Çocuklarımızın bünyesine ve yaşına uygun olmayan ağır işlerde çalıştırılması onların istismar edilmesine açık bir hale gelmesine sebep olmasının yanında onların sağlıklı gelişimlerine engel olmakta, psikolojini bozmakta ruhsal çöküntü geçirmelerine sebep olmaktadır. Ayrıca bu çocuklar oyun ve okul çağında oldukları halde çalıştıkları için kendi yaşıtları çoğunluğu öğrencilerin hayatı gelişimine tanık oldukları zaman sahipsizlik duygusuna kapılmakta hayata küsmektedirler.
Araştırdığım bilgi ve belgelerin sonucunda; Uluslararası Çalışma Örgütü, 15-24 yaş grubunu genç işçi kabul ederken, 15 yaşın altında aile bütçesine katkıda bulunmak ya da yaşamını kazanmak amacıyla çalışanları “çocuk işçi” veya “çalışan çocuk” olarak adlandırmaktadır.
Günümüzde ne yazık ki milyonlarca çocuk, fiziksel, zihinsel, eğitsel, sosyal, duygusal ve kültürel gelişimlerine zarar veren ve ulusal yasalar ile uluslararası standartlara aykırı koşullarda, çalışmak zorunda bırakılmaktadır.
Geleceğin teminatı olan çocuklarımızın, eğitim alarak geleceğe hazırlanması gereken bir dönemde sağlık ve güvenliklerini, sosyal ve fiziksel gelişmelerini olumsuz yönde etkileyen çalışma yaşamında bulunmaları, kabul edilebilir bir durum değildir. Dili, dini, ırkı ne olursa olsun, nereden gelmiş olursa olsun, hiç bir çocuğun kendi geleceğine ilişkin hayaller kurmasının önünde engeller bulunmamalıdır.
Çocukların ve çocuk işçilerin çalıştırılmasının ve istismar edilmesinin aslında insanlık tarihi kadar eski olduğu gözükmektedir.
Natüralizmin en önemli isimlerinden Fransız romancı ve eleştirmen EmileZola (1840-1902) bizzat kömür madenlerinde çalışan çocukları eseri Germinal’de; “…gülümsediklerinde yalnızca gözleri ve dişleri parıldayan, yüzleri kara toza bulanmış forsalar…” şeklinde tanımlamaktadır. Böylelikle yaşadığı devirdeki çocuk işçilere ait izlenimlerini böyle tasvir ederek o döneme gönderme yapmaktadır. Oysa sadece Emile zola değil o dönem tüm dünyada Endüstri Devrimi ile büyük “modernleşme” mitinin ardında Sümer, Mısır ya da köleci Yunan ve Roma’dan farksız çocuk emeğinin istihdam/istismarı bağlamında sömürü geleneğini tam hız devam ettirdi.
Sanayileşmeyle birlikte özellikle 18. ve 19. yüzyıllarda Avrupa ve Amerika’da daha sonra dünya ya yayılarak geniş nüfus kesimlerinin sağlık ve eğitim durumunu tehlikeye düşürecek boyutlara ulaşmış. Bahsettiğim dönemde; Dört, altı ya da sekiz yaşındaki çocuklar sadece ufak tefek işlere bakan yardımcı veya basit işleri yapan işçi olarak değil, tekstil sanayinde, maden ve kömür ocaklarında da çalıştırılmışlardır. Maden ve kömür ocaklarında iseçocuk işçiler günde 10 ila 16 saat arasında çalıştırılmaktaymış. Ufak tefek olmaları nedeniyle de yetişkinlerin giremeyeceği tehlikeli yerlere sokuluyorlarmış. 19. yüzyılın başlarında ABD’deki fabrika işçilerinin üçte biri yedi ila on iki yaşındaymış.
Günümüzdeki durum ise bazı önlemler alınmaya, ilgili kanun ve yasalar çıkarılmasına rağmen yakın geçmişimiz tarihten pekde farklı değil.
Uluslararası Çalışma Örgütü ILO (International LabourOrganization) ülkelerdeki çalışma yasalarında ve bu alana ilişkin uygulamalardaki standarttaki mevcut verilerine göre; üçte ikisi Asya’da olmak üzere yaklaşık 250 milyon çocuk çok kötü koşullarda çalıştırılıyor. Gelişmekte olan ülkelerde 5-14 yaşları arasında bulunan 250 milyon çocuk işçinin 120 milyonu tam gün çalışıyor. Bu çocuk işçilerin yüzde 61’i Asya, 32’si Afrika ve yüzde 7’si Latin Amerika’da bulunuyor.
Genellikle kırsal kesimde, tarım sektöründe çalıştırılan çocuklar ailelerince bir yatırım aracı olarak görülüyor. IPEC’in(Çocuk isçiliğinin sona erdirilmesi uluslararası programı İPEC’i 1992 yılında uygulamaya başlayan ilk altı ülke Brezilya, Hindistan, Endonezya, Kenya, Tayland ve Türkiye’dir.) Program kısa ve orta dönemde çalışan çocukların korunması ve durumlarının iyileştirilmesini, uzun dönemde ise çocuk isçiliğinin ortadan kaldırılmasını hedeflemektedir.Buna rağmen eldeki mevcut verileregöre de çalışan çocukların üçte ikisini erkek, üçte birini ise kız çocukları oluşturuyor.
Asya’da çalıştırılan çocukların çoğu travma ve geçici hastalıklara açık bir şekilde seks ticaretinde kullanılıyor. Küçük bedenlerine karşın Asyalı çocuklar, cam ve tuğla yapımı gibi tehlikeli işlerin yanı sıra madenlerde de ağır işçilik yapıyor. Asya’daki tarım sektörünün yorucu işçiliğini de küçücük omuzlar üstleniyor.
Dünya Çalışma Örgütü’nün araştırmalarına göre çocuk işçiler seks ticareti ve fabrika işçiliğinin yanı sıra dilencilik, silahlı soygun, ev işlerinde hatta uyuşturucu madde trafiğinde de acımasızca kullanılmaya devam etmektedir..
Çağdaş kölelik sisteminde genellikle tuğla yapımı ve seks ticaretinde kullanılan çocukların aileleri patronlara borçlandırılıyor. Minik emekçiler yetişkinlerin çalışma saatlerinden daha çok emek döküyorlar.
Türkiye’de çocuk işçiliği son derece yaygın olmakla beraber, bilhassa kırsal kesimlerde yaşayan, kalabalık nüfuslu dar gelirli yoksul vatandaşlarımızın bilinçsiz, öngörüsü zayıf aileler çocuklarını yoğun şekilde çalıştırılmaya devam etmektedirler.
Devlet İstatistik Enstitüsü’nün (DİE) araştırmalarına göre; çocuk istihdamının yoğun olduğu iller arasında Mardin, Siirt, Kahramanmaraş, Şanlıurfa, Gaziantep bulunuyor. 12-14 yaş grubu erkek çocukların yüzde 6.4’ü kırlarda, yüzde 1.9’u ise kentlerde çalışıyor. Uzmanlar, işçi çocuk sayısında erkeklerin fazla olmasını, eğitim sisteminin dışında kalma oranlarının yüksek olmasıyla ilişkilendiriyor. Çocuk işçiler, en çok sırasıyla tarım, sanayi, ticaret ve hizmet sektörlerinde çalıştırılıyor.
Ancak başta İstanbul olmak üzere Ankara, İzmir, Bursa gibi büyük şehirlerde amelelikten, çaycılık, simitçilik, ayakkabı boyacılığından, sanayi işçiliğine kadar çok çeşitli alanlarda istihdam edilerek çalıştırılmaya devam edilmektedir.
Çocukların çalışırken aile denetiminden ve korumasından uzak olmaları onların güvenliklerini tehlike altına almaktadır. Bu onların her türlü sömürü ve istismara açık olmalarına neden olmaktadır.
Çocuk aile denetiminden uzakta ve olumsuz koşullar altında çalışırken çözücü, uçucu ve uyuşturucu madde kullanma, suça yönelme tehlikesi ile karşılaşır. Bu nedenle toplumun tüm dinamikleri olarak hepimize çocuk işçiliği ile mücadelede önemli işler düşmektedir. Ancak disiplinler arası ortak çalışma ve koordinasyonla yani toplumsal ve kurumsal anlamda her bir ferdin, sorumluluk alması ile çocuk işçiliği sorunu çözülebilecektir.
Bu dünyanın çiçekleri çocuklar, aynı zamanda geleceğimizin söz sahipleridir.Onun için onların psikolojik ve sosyal olarak, sağlıklı iyi koşullarda yetişmesini sağlamak hepimizin ortak, temel sorumluluğu olmalıdır.
Çocuklarımızın yüzündeki gülümsemenin solmaması için hepimize görevler düşmektedir.
Çocuklarımızın okula gitmesi, çocuklukları gereği oyun oynamaları gereken yaşları tarlalarda, sanayide işçi olarak geçirmelerine şiddetle karşı çıkıyor, çocuk işçiliği ile mücadelenin kararlılıkla devam etmesi gerektiğinin altını çizmek istiyorum.
Son söz olarak geleceğimizin teminatı olan çocuklarımıza sahip çıkalım… Eğer biz toplumda yaşayan fertler olarak çocuklarımıza karşı görev ve sorumluluğumuzu yerine getirmez onları iyi yetiştirmezsek kapitalizmin uşakları çocuklarımızı yanlış yönlendirir. Onları sömürü aracı haline getirirler. Art niyetli olarak kullanılmasının önü açılmış olur. Böylelikle ülkesine ve milletine zararlı, insanlara ve insanlığa karşı ahlaktan yoksun bireylerin yetiştirilmesine göz yummuş oluruz ki; Bu dahastalıklı bir geleceğin önünü açılmasına ve sağlıklı gelişmeyen bir toplumun meydana gelmesi demektir.
Pişmanlık yaşamamak için İş işten geçmeden, çocuklarımızın hayalleri solmadan, miatları dolmadan, çocuklarımıza ve gençlerimize sahip çıkalım… Onları gelecekle korkutmayalım öğrencilik hayatında geri bırakmayalım okutalım….

  • Etiketler

The comments are closed.

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz