709377.T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ.25.11.2017

709377.T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ.25.11.2017

BÜYÜKŞEHİR SON 3 YILDA 343 OYUN PARKI YAPTI

BÜYÜKŞEHİR SON 3 YILDA 343 OYUN PARKI YAPTI

SADECE CİNSEL ŞİDDETE MARUZ KALAN KADINLARIN ORANI YÜZDE 15,3

SADECE CİNSEL ŞİDDETE MARUZ KALAN KADINLARIN ORANI YÜZDE 15,3

İL MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRÜ OSMAN ELMALI: ÖĞRETMENLİK BİLGELİKTİR

İL MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRÜ OSMAN ELMALI: ÖĞRETMENLİK BİLGELİKTİR

YENİ İL SAĞLIK MÜDÜRÜ BENLİ, GÖREVİ KILIÇ’TAN DEVRALDI

YENİ İL SAĞLIK MÜDÜRÜ BENLİ, GÖREVİ KILIÇ’TAN DEVRALDI

EDEBİYAT VE FELSEFE İLİŞKİSİ-IV
  • BEYHANASMA
    • BEYHAN ASMA
    • BEYHANASMA@kayserihakimiyet2000.com
    • 15 Aralık 2016 - 11:23:34

Hikmetin bu şekilde tasnif ve tanımından düşünce tarihi boyunca farklı disiplinler oluşmuşsa da, 12. ve 13. yüzyıllarda hakim perspektif bu idi. Tabiî ilimlerle yani “hikmet-i tabiiyye” ile uğraşanlar, bir diğer ifadeyle değişen varlığın bilgisi yani müspet bilimlerle uğraşanlara tabiatçı veya filozof deniyordu, onlar da akıl ve istidlal yolunu tercih ediyorlardı. Hikmet-i riyaziye ile meşgul olanlar da matematikçilerdi.

Hikmet-i ilahîye ile meşgul olanlar, başta mutasavvıflar, kelamcılar, işraki filozoflar ve ilahîyatçılardı. (Felsefe ve tıp kitapları Grekçe”den Arapça”ya tercüme edilince, “hikmet sevgisi” anlamında olan felsefe, “tabiî hikmetin” adı olarak kaldı. Tabiatla yani fizikî bilimlerle meşgul olanlara filozof; ilahî hikmetle meşgul olanlara ve Hakk”a ulaşmak için sevgi ve ilham yolunu tercih edenlere de “hakîm”denmeye başlandı. İslam düşünce tarihi, işte bu lojik ve irfanî bilgi arasındaki diyalektik yapının serüveninden ibarettir.

Zaman zaman ifrat ve tefritler oluşsa da araya köprüler kuranlar da vardı. İşte bu diyalektik yapının en yoğun olduğu bir asırda yaşamış olan Mevlâna, yaşadığı asrın zihniyetini yansıtmakla beraber, konuya açıklık getiren ve aradaki köprüyü iyi kuranlardan biri olmuştur. O, eserlerinde felsefenin, filozofun ve kendisinin de içinde yer aldığı “hukemâ-i ilahîye”nin görev ve yetkilerini yerine göre, anekdotlarla, temsillerle dile getirir. O, felsefeyi inkar etmemekte ancak, fizikle, maddî âlemle uğraşan felsefeyle metafizik âlemin sırlarının bilinemeyeceği kanaatindedir.

Onun karşı çıktığı felsefi ekoller ve filozoflar, inkarcı kategoride yer alan ekoller ve filozoflardır. Nitekim, felsefenin bir nevi temeli olan hikmet”in Kur”an”da övüldüğünü söyleyerek, onun “kendi cevherinden hareketle tanrı”yı bilme ilmi diye”tanımlar. Bunun için sokratik bir söylem olan, “nefsini bilen Tanrı”yı bilir” prensibiyle hareket eder. Bu konuda:

“Nefs ile şeytan ikisi de bir bedendir; fakat kendilerini iki gösterdiler.
Nitekim melekle akıl da birdir; hikmetler yüzünden iki şekle büründüler”
(Mesnevî, III, 4054-4055) demektedir.

  • Etiketler

The comments are closed.

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz