GEÇEN SEZON 5’TE 5 YAPAN DENİZ TÜRÜÇ İLK PENALTISINI KAÇIRDI

GEÇEN SEZON 5’TE 5 YAPAN DENİZ TÜRÜÇ İLK PENALTISINI KAÇIRDI

YILANIN ISIRDIĞI İŞÇİ AMBULANSLA HASTANEYE KALDIRILDI

YILANIN ISIRDIĞI İŞÇİ AMBULANSLA HASTANEYE KALDIRILDI

ZÜMRÜT CAMİİNDE YAZ KURSİYERLERİ İLAHİYLE COŞTURUP, TİYATROYLA NOKTALADI

ZÜMRÜT CAMİİNDE YAZ KURSİYERLERİ İLAHİYLE COŞTURUP, TİYATROYLA NOKTALADI

AV. YAKUP UÇAR MUHTEŞEM DÜĞÜNLE DÜNYA EVİNE GİRDİ

AV. YAKUP UÇAR MUHTEŞEM DÜĞÜNLE DÜNYA EVİNE GİRDİ

YÜZME KURSUNA KATILAN 324 ÖĞRENCİ ARASINDA YÜZME YARIŞMASI YAPILDI

YÜZME KURSUNA KATILAN 324 ÖĞRENCİ ARASINDA YÜZME YARIŞMASI YAPILDI

EDEBİYATTA KLASİK FANTEZİ VE KAFKA
  • BEYHANASMA
    • BEYHAN ASMA
    • BEYHANASMA@kayserihakimiyet2000.com
    • 26 Mart 2015 - 16:34:47

20.yüzyıla baktığımızda karşımıza klasik fantastiğin örgüsünü ters yüz eden Kafka kişisi çıkar ilkin. Franz Kafka’da kendi kuramı doğrultusunda fantastiğin bittiğini iddia ediyor Todorov. Bunu açmadan evvel neden 19. yüzyılda klasik fantastik türün yaygın olduğuna dair görüşe bir bakalım. Todorov fantastiğin pozitivist bir çağa, 18–19. yüzyıla tepki olduğunu söyler. Çünkü bu pozitivist çağda gerçek ve gerçekdışı kendi ayrı hatlarına çekilmiş ve kavgalı durumdadır. 20. yüzyıla geldiğimiz de ise bu çatışma artık eskiye oranla bir yüksek gerilim hattı oluşturamayacaktır.

Peki Kafka bu ortamda ne yapıyor dersiniz? Kafka üstte söylediğimiz gibi ters yüz ediyor. Hatırlarsak yukarıda fantastik etkinin, gerçek dünyaya olağanüstü bir olgunun zuhur etmesi ve bunun nasılı ve ne hakkında belirgin bir kararsızlık oluşması neticesinde ortaya çıktığını anlatmaya gayret etmiştik. Klasik fantastikte öykü genelde giderek daha olağanüstü bir biçime bürünür ve sonuçta da ya olağanüstüyü kabul ederek ya da aslında öyle olmadığını göstererek neticelenir. Kafka’da işler tam olarak böyle yürümez. Kafka’nın öykülerinde hemen başlangıçta ortaya çıkan olağanüstü bir olgu kısa zamanda olağan bir olguya dönüşür. Adı Dönüşüm olan ve aslında edebiyattaki bir dönüşümü de ifade eden öyküsüne şöyle bir bakarsak, öykünün en başında şu fantastik giriş cümlesiyle karşılaşırız örneğin. “Huzursuz edici rüyalarından uyandı bir sabah Gregor Samsa ve kocaman bir böcek haline gelmiş buldu kendini” Olağanüstü durum pat diye karşımızdadır ve bir kararsızlığa yer bırakmayacaktır. Dolayısıyla burada Todorov’un anladığı biçimde kararsızlık hâli, yani fantastik bir anlatı yoktur. Daha ötesi geniş anlamda da bir edebi dönüşüm vardır. Gregor Samsa içine düştüğü durumu çok tuhaf karşılamaz. Ne yeterince bir şaşkınlık, ne bir panik gözlemleriz. Sadece o değil, aile efradı ve toplumdaki diğer insanlar da olaya olması gerektiği gibi tepki vermezler. Sanki bir sabah uyanıp hamamböceğine dönüşmek sıradan bir olaymış gibi tepki alır. Kafka’nın anlatısının tuhaflığı ve tekinsizliği tam da buradadır işte. Aynı şey örneğin Şato adlı tamamlanmamış romanında da mevcut. Orada da kadastrocu olarak geldiği köyde olan biten acayipliklere garipsenecek derecede uyum gösteren bir kişi vardır elimizde. Kısacası Kafka fantastik durumları sıradanlaştırmanın estetiğini inşa etmiştir diyebilir miyiz? Sanırım, ama yine de bir anısında Kafka’nın buna belli bir itiraz geliştirdiğine ve meseleyi biraz farklı anladığına rastladım. Ona göre kendi anlatılarını mucizeleri alışılmış olaylara dönüştüren anlatılar olarak görmek yanlış, çünkü diyor, “bizim sıradan diye nitelediğimiz şey bir mucizedir aslında.” Bu tespit daha da ilginçleştiriyor her şeyi. Demek ki, -tam da bu paragrafın başındaki açıklamalara uygun olarak- Kafka’ya göre olağan ve olağanüstü diye bir ayrım esasen gereksizdir. Kafka’da olan bitenler Albert Camus’nün Yabancı adlı romanında olan bitenlere benzer biraz. Bu saçma dünyada en şaşırtıcı şey bile yeterince şaşırtıcı olma özelliğini çoktan kaybetmiştir, der bir anlamda. Böylece Kafka klasik fantastik yazını kendi adına dönüştürdü denilebilir, velâkin Kafka’yı aynı Borges gibi sadece bir fantastik edebiyat yazarı olarak görmenin mümkün olmadığını da belirtmeliyim.
20. yüzyıldaki tek değişim Kafka’nın anlatısı değildi elbette. Weird Tales adlı kült dergi bünyesinde fantastik edebiyat bugün dönüştüğü biçimin öncülerini vermiştir. 1923 yılından itibaren bu dergi bünyesinde pek çok tanınmış yazar fantastik edebiyatın en tekinsiz, en olağandışı öykülerinden pek çoğunu yazdılar. Bunların arasında en başta elbette H.P.Lovecraftgelmekte. Lovecraft klasik fantastik örgüyle yazan bir yazardı. Yani temaları bilindik gerçekliğin içine kuvvetli bir gizemin dâhil oluşu ile kurulmuştur. Onu unutulmaz yapan şeyse üslûbunun dehşet duygusunu yansıtabilme gücüdür. Ve tabiî Lovecraft hiçbir selefinin yapamadığı biçimde fantastik öykülerden bir kozmoloji kurmayı da başarmıştır. Cthulhu mitosu diye bilinen ve yaklaşık bir düzine öyküden oluşan bu mitsel korku öyküleri, dünyanın insan öncesi hâlinin kudretli ve korkunç sahiplerinden dem vururlar.

 

 

  • Etiketler

The comments are closed.

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz