PROF. DR. KARATAY: “EN SAĞLIKLI YİYECEK PASTIRMA”

PROF. DR. KARATAY: “EN SAĞLIKLI YİYECEK PASTIRMA”

DİREKSİYON HAKİMİYETİNİ KAYBETTİ…ÇOCUKLARI EZDİ

DİREKSİYON HAKİMİYETİNİ KAYBETTİ…ÇOCUKLARI EZDİ

SURİYELİ SAĞIR KARDEŞLER GÜVERCİNLERİNİN SESİNİ DUYMAK İSTİYOR

SURİYELİ SAĞIR KARDEŞLER GÜVERCİNLERİNİN SESİNİ DUYMAK İSTİYOR

ASDEP DARA DÜŞENİN AİLESİ OLUYOR

ASDEP DARA DÜŞENİN AİLESİ OLUYOR

YILDIZ: MÜFTÜLERE NİKAH YETKİSİ LAİKLİKLE ALAKALI DEĞİL

YILDIZ: MÜFTÜLERE NİKAH YETKİSİ LAİKLİKLE ALAKALI DEĞİL

EFSANE ADAM-BOZAHMEDİN OSMAN-12
  • YÜKSELKALKAN
    • YÜKSEL KALKAN
    • YuKSELKALKAN@kayserihakimiyet2000.com
    • 12 Şubat 2016 - 17:07:31

Küfürbaz ağızlı Torun Ağa, Tayibin söylediği söze hiddetlendi:

-Kimmiş benim, kardeşimi el kadar deri için iş yerinden kovan? Bu şehirde bizim hatırımız da itibarımız da var. Ben hükümet partisinde söz sahibiyim! Ayrıca, bu şehirde kendim de hükümetim… Bize kafa tutanları dağa kaldırır, başına eşarp bağlarız ulan!  Bu insanlar, bizi bilmiyorlar mı? Keykubat’tan Kümbet’e kadar şöhretimizi duymayan mı, iyiliğimizi görmeyen mi, ekmeğimizi yemeyen mi kaldı?

Tayip, Ağabey’i Torun Ağa’ya söylediği sözlerle insanları birbirlerine düşman yaptığının farkında değildi… Şikâyetten sonra da dükkânını terk edip gitti. Olay Ağa’nın kafasına takılmıştı. “Bu şehirde gerçekten gücümüzü kaybediyor muyuz? Nedir, ne değildir, hele şu lafın bir altını çalayım?” diye düşündü ve oturduğu tabureden sinirli hareketlerle kalktı. Yanındaki yamağa:

“Ben gidiyorum, dükkâna iyi bak lan sümtük!” emrini verdi ve elleri arkasında ağır ağır, kaykıla kaykıla Amele Pazarı’na doğru yöneldi… Conağaları’nın dükkânının önünden Gömleksiz Çeşme ve Cihan otellerinin önünden Boyacı Kapısı’ndaki esnaflara kadar selâmlar vererek, Un satan esnafların yanından geçip kepek ve saman satan dükkânların önüne vardı… Yularları duvara bağlı, sırası üstüne dizili, un taşıyan kara gözlü eşekleri, at koşulu faytonları seyrede seyrede Amele Pazarı’ndan Kapalı Çarşı tarafına döndü… Parke döşeli ana yola geçti. Camîkebir tarafından Kapalı Çarşı’ya doğru yürüdü… Diğer bölgelere göre şehrin alış veriş merkezi Camîkebir ve Kapalı Çarşı daha canlı idi.

El arabaları, eşekli ve omuzu ipli hamallar alınan ürünleri taşıyor, kalabalığın içinden “Değmesin, ağabeyler, beyler!” diye sesler çınlıyor, telâşlı telâşlı koşuşturmalar çarşı hareketliliğinin belirgin emareleri olarak göze çarpıyordu…  Sokak başlarında yer tutan seyyar satıcılar, kendi havalarında müşterileriyle ilgileniyorlardı. Bir duvar dibinde, tahta küçük el arabasında kırık buzların içinde soğuttuğu gazozları satan küçük bir çocuk vardı. Gazozcu çocuk Torun Ağa’yı gördü… Oturdukları mahalleden Torun Ağa’yı tanıyordu. Babası: “Bu adam, şehrin zengin ağası olur.” demişti bir kere… Babasının söylediği o söz çocuğun aklına düştü aniden… İçinden “ Koskoca ağa, şu sarı sıcakta, bir gazoz alır içer, ben de para kazanırım!” diye düşündü. Torun Ağa gazoz arabasının önünden karşı tarafa geçerken çocuk,  birden sesini yükseltti:

-Ağalara, beylere, hacılara, hocalara, karılara, kocalara, ablalara, bacılara, evlilere, bekârlara buz gibi gazozz vaaar!.. Gazoz, buz gibi, otuz iki dişine keman çaldırıyor, Beyleer! ”

Torun Ağa durakladı. O da mahalleden gazoz satan çocuğu tanımıştı. Yarı kızgın bir şekilde azarlayarak:

-Satacak adam bulamadın mı Oğlum? Gazozu götür de, milyonluk baban Hadimoğlu Mustafa’ya sat! Paranın sıcağından cebi yanan baban gazoz içerse yüreği de, cebi de soğur! Sıcakta ipini koparmış, seni sokaklara salmış. Kapalı Çarşı’da ölü çağıran tellal gibi, ne bağırıp çağırıyorsun?

Kayseri’de, çocukları küçük yaşta ticarete alıştırmak gelenekti. Dolayısıyla bunun ayıplanacak bir tarafı yoktu. Gel gör ki, koskoca Ağa, küçük bir çocukla muhatap olmuştu.  Hızını alamayıp bir iki adımdan sonra geriye döndü:

-Bana bak lan gazozcu, gara oğlum! Benim söylediklerimi baban Hadimoğlu’na söyle! Torun emmim böyle söylüyor de e mi?

  • Etiketler

The comments are closed.

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz