PROF. DR. KARATAY: “EN SAĞLIKLI YİYECEK PASTIRMA”

PROF. DR. KARATAY: “EN SAĞLIKLI YİYECEK PASTIRMA”

DİREKSİYON HAKİMİYETİNİ KAYBETTİ…ÇOCUKLARI EZDİ

DİREKSİYON HAKİMİYETİNİ KAYBETTİ…ÇOCUKLARI EZDİ

SURİYELİ SAĞIR KARDEŞLER GÜVERCİNLERİNİN SESİNİ DUYMAK İSTİYOR

SURİYELİ SAĞIR KARDEŞLER GÜVERCİNLERİNİN SESİNİ DUYMAK İSTİYOR

ASDEP DARA DÜŞENİN AİLESİ OLUYOR

ASDEP DARA DÜŞENİN AİLESİ OLUYOR

YILDIZ: MÜFTÜLERE NİKAH YETKİSİ LAİKLİKLE ALAKALI DEĞİL

YILDIZ: MÜFTÜLERE NİKAH YETKİSİ LAİKLİKLE ALAKALI DEĞİL

EFSANE ADAM-BOZAHMEDİN OSMAN-18
  • YÜKSELKALKAN
    • YÜKSEL KALKAN
    • YuKSELKALKAN@kayserihakimiyet2000.com
    • 19 Şubat 2016 - 14:51:45

Osman:

-Bana bak, hemşerim İbrahim! Kayseri’ye geldik, artık sana gerçekleri söylemem gerekir. Eşini çok özlediğin belli oluyor, yalnız kızmaca, darılmaca yok, sen gayri köyüne git!

İbrahim:

-Osman Ağa sen gelmeyecek misin? Bana ne söz verdin. O alçağı ben vurayım, dedin. Sen yapmasan da ben o…bu çocuğunu bulur gebertirim.

Osman:

-Biliyorum, kızgınsın İbrahim. On gündür sana acı çektirdim, kafan allak bulak oldu. Hakkını helâl et. Senin okuryazarlığın olmadığını bildiğim için,  sana gelen mektubu ben yazdım. Bak koçum, eşine kimse dolanmıyor, böyle bir şey yok. Hapishaneden kaçmak için böyle bir plân ayarladım. Kusura bakma, şu parayı al. Bir hafta köyünde kal, eşinle halvet eyle! Gez, dolaş, daha sonra Develi’ye jandarmaya git, teslim ol, ceza az gelir. Askerliğin bitince seninle köyde görüşürüz.

İbrahim, şaşırmıştı:

-Osman Ağa, mektup yalan ha? Eşime kimse dolanmıyor! Sevinsem mi, Ağlasam mı? Askerliğimin yandığına mı üzülsem… Yandım, valla…

İbrahim gerçekten çaresizdi, yapacağı bir şey yoktu. Hiçbir şey demeden vedalaşıp üzgün şekilde Osman’ın yanından ayrıldı.

OSMAN YILANLI DAĞINDA                                               

Yıl 1935.  Malatya Cezaevi’nden Osman’ın kaçtığı şehirde duyulmuştu. Şehir eşrafı dağlarda kaçak yaşayan Osman hakkında konuşmaya başlamışlardı bile:

-Malatya Ceza evinden bir yıl içinde nasıl kaçar… Osman’ı birileri kaçırmıştır.

Bir diğeri:

-Osman ağalara haber saldı. Benim suçum nefsi müdafaa. Cinayete mecbur kaldım. Hükümetsiniz, devletsiniz, gücünüz var. Hiç olmazsa cezamı memleketimde çekeyim. Beni kurtarın, dese de ilgilenmediler. Bundan sonra ağalar düşünsünler!

Osman’ın Malatya Cezaevi’nden kaçtığı günden beri her tarafta aranıyordu. Jandarmalar, aynı gün öğle vakti şehir evinin etrafını sardılar. Komutan kapıya yöneldi, evin kapısı kilitliydi. Osman’ın eşi Nimet ve yeğeni Sabit, Yılanlı Dağı’nda bağ evindeydi. Şehir evine iki nöbetçi jandarma bıraktılar. Diğer jandarmalar ve başlarında komutanları bağ evine Osman’ın eşi Nimet’in yanına vardılar. Eşi Nimet ve yeğeni Sabit, Osman’ın Malatya Cezaevi’nden kaçtığını jandarmadan duymuştu. Jandarmalar bağ evini de arayıp gittiler…

Nimet ve yeğeni Sabit atlarına binip gece şehir evine geldiler.

Devlet, yakalandığı zaman Osman’ın elinden silâhlarını almıştı almasına da Osman’ın gizli bir yerde sakladığı silâhları ve dürbünü bir torbanın içinde kendisini bekliyordu.

Nimet ve yeğeni Yılanlı Dağı’ndaki bağ evine vardılar. Osman da, sabaha karşı kuşluk vakti gizlice bağ evine geldi. Nimet Osman’ı görünce sevindi.

Nimet:

-Geçmiş olsun yiğidim, yeter ki canın sağ olsun, bunlar da gelir geçer, yiğit olanın başına iş gelir… Jandarma, bağda, şehirde seni arıyor. Şehir evinden silâhlarını, dürbününü getirdim.

Osman:

-Sağ ol, Nimet! İyi düşünmüşsün, bundan sonra benim mekânım dağlarlardır.  Daha sonra yanına uğrarım, jandarmadan çekinip korkma, âcil bir şey olursa yeğenim Sabit ile haber gönder.

Nimet, şehir evinden getirdiği çeşitli marka silâhları, dürbünü, hazırladığı erzak torbasını Osman’a verip yolcu etti.

  • Etiketler

The comments are closed.

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz