709377.T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ.25.11.2017

709377.T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ.25.11.2017

BÜYÜKŞEHİR SON 3 YILDA 343 OYUN PARKI YAPTI

BÜYÜKŞEHİR SON 3 YILDA 343 OYUN PARKI YAPTI

SADECE CİNSEL ŞİDDETE MARUZ KALAN KADINLARIN ORANI YÜZDE 15,3

SADECE CİNSEL ŞİDDETE MARUZ KALAN KADINLARIN ORANI YÜZDE 15,3

İL MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRÜ OSMAN ELMALI: ÖĞRETMENLİK BİLGELİKTİR

İL MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRÜ OSMAN ELMALI: ÖĞRETMENLİK BİLGELİKTİR

YENİ İL SAĞLIK MÜDÜRÜ BENLİ, GÖREVİ KILIÇ’TAN DEVRALDI

YENİ İL SAĞLIK MÜDÜRÜ BENLİ, GÖREVİ KILIÇ’TAN DEVRALDI

EFSANE ADAM-BOZAHMEDİN OSMAN-21
  • YÜKSELKALKAN
    • YÜKSEL KALKAN
    • YuKSELKALKAN@kayserihakimiyet2000.com
    • 23 Şubat 2016 - 16:27:10

OSMAN CAMIZLAR KONAĞINDA                                         

Yıllar çok çabuk geçiyordu. Çift yürekli diye bilinen dağların aslanı, gençliğin de verdiği enerjiyle Rüzgâr’ının üzerinde Erciyes’in eteklerindeki dağları karış karış geziyor, yorgunluk nedir, bilmiyordu. Bolu Beyi’nin düşmanı Köroğlu gibi Osman’ın ünü şehirlere ve köylere kadar her yerde duyulmuş, insanların gönlünde bir efsane kahramanı olmuştu…

Yaz da gelmişti artık. Bağcılar bağlarına göçmüştü. Nimet Hanım da, diğer bağcılar gibi yeğeni Sabit’in yardımıyla Yılanlı Dağı’ndaki bağ evine göçeli çok olmuştu. Sabit, bir sabah yengesi Nimet’e, “Yukarı çatal kaya’ya dayımın yanına gidiyorum” diyerek bağ evinden ayrıldı. Atıyla dayısı Osman’ın yanına Çatalkaya’ya vardı. Bir müddet hâl-hatır sormanın ardından Osman, yeğeni Sabit’e, “Hacılar Eğribucak’ta Camızlar’ın konağına, Fakı Baba’nın Çiftlik evine gideceğim. Sen de gel, Fakı Babayla tanışmış ol!” dedi. Dayı, yeğen menzile varmak için bindiler atlarına. O akşam Çiftlik Konak Evi’nde ağırlandılar.

Gece Osman’ın Çiftlik’te Camızlar konağında kaldığı ihbarı Jandarmaya gelmişti. Talat Binbaşı ve süvari askerleri bölgeye vardılar. Çiftlik evine yaklaşınca atlarından indiler. Başına nöbetçi asker bırakıp konak evin etrafını sessizce çevirdiler. Tepebaşı’nda konağın batı kısmı ağaç ve çalılıklarla kaplıydı ve dik bayırdı. Osman o taraftan kaçamazdı, mutlaka kapıdan çıkacaktı.

Komutan çok iyi biliyordu ki konağın kapısına varıp çalarlarsa kapı açılana kadar Osman kuş olur, uçardı. Talat Komutan onbaşıyı yanına çağırdı:

-Onbaşı, oğlum gözükmeden sessiz ve dikkatli bir şekilde tepeden in, konağa yanaş, yüksek sesle: “Osman teslim ol, konağın etrafı sarıldı. Kuş olsan da uçamazsın, kaçacak yolların tıkandı, diye bağır! Biz de etrafını saralım!

Asker, komutanından aldığı talimatla, kimselere gözükmeden kapının uzağındaki kayanın dibine sinerek, komutanın söylediği sözleri yüksek sesle aynen tekrarladı:

-Osman teslim ol, her taraf sarıldı teslim ol!

Askerin, “teslim olun!” çağrı sözünü duyan konağın sahibi Fakı Baba, “Vay, şerefsiz ispiyoncular vay! Osman’ın burada olduğunu askere şikâyet etmişler. Vay, İt oğlu itler. Lan, kim bu konağı şikâyet eder. Ben onların anasını öpmez miyim?”

“Teslim olun!” çağırısını duyan Osman, bir anda elinde silâh ayağa kalktı. İlk aklına gelen yeğeniydi. Kendinden çok yeğeni Sabit’i düşündü. Konağın jandarmalar tarafından basılması ile ortalığı korku ve telâş almıştı.

Osman:

-Heyecana kapılmayın, acele etmeyin, kapıya kadar gelemezler. Diğer askerlerin sesleri yukarı tepeden geliyor. Silâh sesine siz karşılık vermeyin. Burası kayalık etrafımızı sarmaları uzun sürer.

Fakı Baba:

-Osman, sen kendini kurtar yiğidim, biz önemli değiliz, asker fazla üstümüze gelirse senin kaçman için kimsenin gözünün yaşına bakmaz, silâhla karşılık veririz. Sen de zaman kazanırsın.

Sabit de silâhını çekmiş, dayısı Osman’dan gelecek talimatı bekliyordu. Osman Sabit’i yanına çağırdı:

-Sabit, oğlum jandarmalar yukarıdan gelmişler, etrafımız sarılı, yol kenarlarında asker olabilir. Geldiğimiz aşağı iğdeli yolunu bilmezler. Şimdi sen atına bin. Ben tahta kapıyı açar açmaz, var gücünle durmadan, atını geldiğimiz İğdeli yoluna doğru sür. Silâh sesine aldırma, yoluna devam et. Önce sen kurtul. Ben arkandan geleceğim.

Jandarma Osman’ın iyi bir atıcı olduğunu bildiği için yavaş hareketlerle kayaların ve ağaç çalılıkların ardına gizlenerek ağır ağır aşağı doğru iniyordu. Sabit, ahırdan kendi bindiği atını getirdi. Kaçmak için hazırdı.

Osman’la Fakı baba iki kanatlı tahta çatal kapıyı açtı. Osman, yeğeninin atının arka kıç tarafına, “Haydi aslanlar!” diye vurdu. Sabit atının üzerine yatarak dörtnala dayısının söylediği iğdeli yoluna doğru yöneldi.

Yeğenini gönderse de, Osman içinde kötü bir olay olacağını seziyordu. Kendisi de Rüzgâr’ına bindi. Yeğeninin ardından yaya gerilmiş bir ok gibi kaçmaya hazırdı.

Sabit’in atının nal seslerini duyan, Binbaşı Talat askerlere, “Kaçıyorlar, kaçıyorlar, ateş edin!”  Emrini verdi. Silâhların sesleri duyulmaya başlamıştı. Sabit konaktan çıkmıştı. Kayalık iğde yol sapağına az kala atı tökezledi. Yay gibi gerili olan Osman Sabit’in attan yere düştüğünü gördü. “Aman! Yeğenim atından düştü, jandarmalara yakalanacak.” deyip Rüzgâr’ı hızla yola sürdü. Sabit’e yaklaşırken üzerinde bulanan el bombasını askerleri korkutmak için ağaçlık bölgeye doğu fırlattı.

  • Etiketler

The comments are closed.

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz