KAYSERİSPOR: 2 – ATİKER KONYASPOR: 1

KAYSERİSPOR: 2 – ATİKER KONYASPOR: 1

KAYSERİ’DE İSTİKLAL YÜRÜYÜŞÜ RÜZGARI

KAYSERİ’DE İSTİKLAL YÜRÜYÜŞÜ RÜZGARI

DEPLASMAN FATİHİ MELİKGAZİ BELEDİYESPOR

DEPLASMAN FATİHİ MELİKGAZİ BELEDİYESPOR

TURGUTLUSPOR- ERCİYESSPOR :2-0

TURGUTLUSPOR- ERCİYESSPOR :2-0

MAZOT HIRSIZLARI ‘TIKAMA’ İLE YAKALANDI

MAZOT HIRSIZLARI ‘TIKAMA’ İLE YAKALANDI

EFSANE ADAM-BOZAHMEDİN OSMAN-25
  • YÜKSELKALKAN
    • YÜKSEL KALKAN
    • YuKSELKALKAN@kayserihakimiyet2000.com
    • 27 Şubat 2016 - 17:35:21

OSMAN ŞEHRE İNDİ.

Dağların yalnız adamı Osman, yeğen olayının ardından önce İncesu’da bulunan arkadaşı Müttalip’in yanına uğramıştı. Dost, tanıdık, arkadaş… Birileriyle halleşmeye, söyleşmeye ihtiyacı vardı. Bu sebeple birçok köyü dolaşarak, oralardaki dostlarıyla dertleşerek kafasındaki dumanı dağıtmıştı. Bu kısa dolaşmanın ardından Yılanlı Dağı’na dönerken yolu üzerindeki Dokuzpınar Mezra Köyü’ne de uğrar. Orada Arkadaşı Cemal Onbaşı:

-Osman Ağa, yaz kış dağ başındayız, kurda, kuşa mermi lazım oluyor, yolun düşerse bizim buraya uğra!

Osman:

-Antep tarafına gidemiyorum. Şehre inersem getiririm.

Osman’ın en önemli işlerinden biri de buydu. Ne var ki şartlar onu bu geçim kaynağından da uzaklaştırmıştı.

Osman, gündüzleri yukarı Kuyucak’ta Çatal Tepe’ye çıkar, dürbününü Erciyes Dağı’na yöneltir, keyifle uçan atmacaların, güvercinlerin peşinde gezdiğini düşünür, Demirci Yazısı’nı ve şehir yolunu izlerdi. Bazen de dürbünüyle aşağı bağların arasında oynayan çocuklara bakardı. Atıyla aşağı indiği zamanlarda oyun oynayan çocukların yanlarına varır, onlardan soğuk kuyu suyu ister, su getiren çocuklara bol bahşiş verir, çocukların gönlünü alırdı… Çocuklar da, Osman Ağa’nın yolunu gözler, her zaman gelmesini beklerlerdi.

Jandarmanın sürekli sıkıştırmalarından dolayı hayli zamandır şehre gecelerde bile inememişti. Artık Talat Binbaşı’nın sıkıştırması da yok sayılırdı. “Şehre, Fazlı’nın yanına ineyim, Cemal Onbaşı’nın istediği mermileri alayım” kararını verdi ve Kuyruğu yerde olan Rüzgâr’ı mağarasından çıkardı. Sahibini gören at, yolculuk yapacaklarını biliyormuşçasına kuyruk sallayıp sevinçle kişnedi. Sonra hatır sorar gibi kafasını Osman’ın eline, koluna sürtmeye, ön ayağı ile eşinmeye başladı. Çerkez eğerini, kilim dokuma Avşar heybesini atının üstüne atıp gemi dizgini takıp atının yelesini tarar gibi sevdi, okşadı.

Rüzgâr kendisini anlıyordu…

Osman, çapraz fişekliğini, mavzer silâhını çaprazlamasına omzuna, tabancasını kemerine takıp kuşandı. Poşisini boynuna doladı, şehirli giysisini heybesine koyup atına bindi, elinde kamçısı hareket etti.

Çatalkaya, Kuyucak, Kazankaya mevkii ve Mahrumlar’ı dolaşarak; aşağı bağların arasından keklik seslerini dinleyerek, dikenli çalılı iğde ağaçlarının aralarından renk cümbüşü yapan çiçeklerin kokusuyla mest olarak şehrin yolunu tuttu.

Şehre inmesi tehlikeli olsa da inecekti. Kaçakçılıktan arkadaşı Halıcı Fazlı’da tabanca mermisi bulunurdu. Mermileri alıp şehrin merkezine uzak Çifteönü mahallesindeki camide cuma namazını eda edecekti… Şehrin bu kenar mahallesinde çocukluktan samimî arkadaşı Mustafa Ağa’nın oğlu Ali’nin evi vardı. Arkadaşı, bahçe işiyle uğraşır, evini kıt kanaat geçindirirdi. Yaz ayları insanlar bağlarına göçerlerdi. Karasineklerin uçuştuğu, at, eşek pisliği kokan sokakları tenhalaşırdı şehrin. Parke taşlarla döşeli yoldan atını sürdü. Kafasında bin bir kuşku ve düşünce olduğu halde arkadaşının kuytu sokakta küçük, miras malı, yüksek duvarlı, tahta çift kapılı evine ulaştı. Atını binek taşına yanaştırıp indi. Evin tahta kapısını çalmadan anahtar kilidine basıp açtı ve atıyla içeri daldı.

Evin hanımı avluya bakan odanın penceresinden uzun zamandır gözükmeyen Osman’ı gördü… Namusa asla dokunmayan bir adamdı.

  • Etiketler

The comments are closed.

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz