TEMAD, DÜNYA ASTSUBAYLAR GÜNÜNÜ KUTLADI

TEMAD, DÜNYA ASTSUBAYLAR GÜNÜNÜ KUTLADI

AGÜ İNŞAAT BÖLÜMÜ ÖĞRENCİLERİNE SAHADA UYGULAMALI DERS

AGÜ İNŞAAT BÖLÜMÜ ÖĞRENCİLERİNE SAHADA UYGULAMALI DERS

SANAL GERÇEKLİK TIRI KAYSERİ’DE

SANAL GERÇEKLİK TIRI KAYSERİ’DE

681197.2’NCİ ANA BKM. FB.MD.LÜĞÜ MİLLİ SAVUNMA BAKANLIĞI.18.10.2017

681197.2’NCİ ANA BKM. FB.MD.LÜĞÜ MİLLİ SAVUNMA BAKANLIĞI.18.10.2017

ERÜ’DE GELENEKSEL EL SANATLARI SERGİSİ İLGİ GÖRÜYOR

ERÜ’DE GELENEKSEL EL SANATLARI SERGİSİ İLGİ GÖRÜYOR

EFSANE ADAM-BOZAHMEDİN OSMAN-7
  • YÜKSELKALKAN
    • YÜKSEL KALKAN
    • YuKSELKALKAN@kayserihakimiyet2000.com
    • 7 Şubat 2016 - 17:18:17

OSMAN KARAHİSARDA BAKKAL DÜKKÂNI AÇIYOR
Osman, Torun Ağa’nın bu can sıkıcı olayından sonra, uzun yıllar kaçak mal getirmeye gitmedi… Bir müddet Akif Bey’in sazlığında çayır korumalığı yaptı. 1930’dan sonra, bazen arkadaşlarıyla, bazen yalnız başına sınır boylarına gidip küçük çaplı kaçak mal getirip çevre ilçe ve kasabalara satmaya başladı. Yiğitliği ve cesaretinden dolayı çevre ilçe ve kasabalarda çok sevilen bir kişi olmuştu. Develi Kazasına bağlı Karahisar Nahiyesi halkı da Osman’ı seviyor, sayıyor ve hatta oraya yerleşmesini istiyorlardı. O da, dağda kaçakçılarla uğraşmaktansa Karahisar’da bakkal dükkânı açıp iyi bir esnaf olmanın kendisi için daha hayırlı olabileceği düşüncesindeydi. Karahisar’a yerleşmek aklına yatmıştı. Bir de eşi Nimet vardı. Ona da sorup rızasını alma gereğini duymuş ve bu maksatla Karahisar Nahiyesi’nden gün batımı vakti çıkıp Çifteönü Karaimam Mahallesi’ndeki evine dönmüştü. Nimet Hanım Osman’ın sevdiği yemekleri hazırlamış, sofrayı kendince donatmıştı. Nimet’in annesi Havva Hanım da oradaydı. Fazla konuşmayan, eli tespihli, ağzı dualı bir kadındı. Hep birlikte akşam yemeklerini yediler.
Osman:
-Nimet, Karahisar’da bir bakkal dükkânı açmak istiyorum. Kasabada bir yerimiz olursa iyi olur, her zaman uzaklara gitmek zor. Kasaba halkı da orada bir iş yeri açmamı istiyor.
Nimet’tin Osman’dan çocuğu olmuyordu. Kara hisar’a, gitmesine gönlü razı değildi.
Nimet:
-Osman Ağa ne gerek var? İncesu da Müttalip ile koyun ortaklığın var. Bizim öyle fazla paraya da ihtiyacımız yok. Burada geçinip gidiyoruz.
Osman:
-Tamam, tamam anlaşıldı. Sen köye gelmek istemiyorsun, burada yaşlı annen var. Neyse, arkadaşlar yakında uygun bir yer bulurlar.
Konu böyle kapandı. Osman, günler sonra Karahisar’a geldi. Arkadaşları kendisine kalacak bir ev ile aşağı yol üzerinde bakkal dükkânı olmaya müsait bir yer bulmuşlardı. Beklemeden şehre gidip yeni açacağı bakkaliyede satılacak malları kasabaya getirip dükkâna yerleştirdi. Kasaba halkından, hesaptan anlayan Mirzaoğlu Kadir’i dükkâna yüzdelik bir pay vererek ortak etti. Şehre gelen Osman Nimet Hanım’ı yeni açtığı bakkal dükkânını görmesi için yanına alarak kasabaya götürdü. Dükkânını Nimet de sevmişti. Dükkânda satılacak ürünleri şehirden Osman temin ediyor, Mirzaoğlu satıyordu. Niğde-Mersin-Adana yolu kasabanın kenarından geçiyordu. İşlek bir yerdi. Bundan dolayı dükkânın işleri gayet iyiydi.
Bir hafta kasabada kalan Nimet, annem yalnız, diyerek şehre döndü. Aradan bir yıl geçmişti ki Nimet’in annesi Havva Hanım vefat etti. Nimet ara sıra Karahisar’a gitse de yalnızdı. Osman’ın rahmetli bacısı Pembe’nin oğlu Sabit İstanbul’da kalıyordu. Osman, yeğeni Sabit’i yanına getirmek için İstanbul’a gitti.
Osman: “Ahmet enişte, yeğenim Sabit’i bizim yanımıza ver! Nimet evde yalnız kalıyor. Bizim bir evlada ihtiyacımız var…” deyip ısrar etse de enişte Ahmet Çavuş oğlu Sabit’i Kayseri’ye göndermedi… Ancak, 1927 yılında tren rayları döşenmiş ve Kayseri-İstanbul arasında yolcu taşınmaya başlanmıştı. 1928 yılının ekim ayında Sabit trene binip dayısı Osman’ın yanına geldi. Sabit, on üç yaşında küçük bir çocuk olsa da kırmızı yüzlü, gösterişli, babayiğit yapılıydı. Osman’dan çocuğu olmayan Nimet, çocuk özleminden, yalnızlıkta kurtulmuş, Sabit’i oğlu yerine koymuş, gözü gibi bakıyordu. On üç yaşındaki Sabit çarşı-pazar işlerini yapıyor, alacakları alıyor; yaz geldiğinde Nimet’in Yılanlı Dağ’daki bağ evine göçmesine yardımcı oluyordu. Kısaca Osman’ın evinin direği olmuştu.
Aylar, yıllar derken zaman su gibi akıp gidiyor, şehirden uzak kalan Osman, kasabada iki gözlü evinde yalnız kalıyordu. Yalnızlık zordu. Kasabada kocası ölen Çakır Ağa’nın tek kızı Gülsüm, gayet sosyal ve kültürlü bir kadındı. Ara sıra dükkâna alış verişe gelir, Osman’la dükkânda ayaküstü sohbet ederlerdi. Arkadaşları Osman’a, “Gülsüm, çocuksuz, dul bir kadın, iste Çakır Ağa’dan, yalnızlığından kurtulursun.” dediler. İkinci evliği epey zamandır düşünmekte olan Osman, Gülsüm için tanıdık arkadaşlarını Çakır Ağa’ya dünürcü gönderdi…
Çakır Ağa:“Ben, tamam derim de bir de kızıma sorulsa iyi olur…” dedi.
Osman’ın evli olduğunu, çocuğunun olmadığını bilen Gülsüm’e dünürcüler: “Osman’la evliliği düşünür müsün?” diye sordular.

  • Etiketler

The comments are closed.

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz