VATANDAŞI 1 MİLYON TL DOLANDIRAN ŞAHISLAR ÖZEL EKİPLER TARAFINDAN YAKALANDI

VATANDAŞI 1 MİLYON TL DOLANDIRAN ŞAHISLAR ÖZEL EKİPLER TARAFINDAN YAKALANDI

AGÜ SPOR, BOTAŞ DEPLASMANINDA KAZANDI:54-56

AGÜ SPOR, BOTAŞ DEPLASMANINDA KAZANDI:54-56

ANADOLU BAĞCILAR SPOR-KAYSERİ ERCİYESSPOR:3-0

ANADOLU BAĞCILAR SPOR-KAYSERİ ERCİYESSPOR:3-0

KEMAL TEKDEN: “GENÇLİK BİZİM GELECEĞİMİZDİR”

KEMAL TEKDEN: “GENÇLİK BİZİM GELECEĞİMİZDİR”

PTT’DEN ÖĞRETMENLERE ÖZEL KAMPANYA

PTT’DEN ÖĞRETMENLERE ÖZEL KAMPANYA

EMRAH BEKÇİ YAZIYOR… AYRIŞIYORUZ…NEDEN?
  • EMRAHBEKÇİ
    • EMRAH BEKÇİ
    • EBEKCi@kayserihakimiyet2000.com
    • 5 Temmuz 2015 - 16:10:20

İnsan büyüdüğü toplumun kültürel, sosyal, inanç düşünceleriyle bir çınar gibi ruhunu besler. İnsanların fikirsel ayrılıkları, yetişmiş olduğu yurdu ve ailesinin verdikleriyle harmanladıktan sonra, aldığı eğitim ile vücut bulmaya başlar.
Doğumla başlayan süreçte, doğan kişinin seçemediği bazı etkenler vardır. Bunlar Anne-Baba-Kardeş-Ait olduğu milletidir. Bu olgular arasında insanın dünyadaki vazifesinin ilahi irade ile belirlendiğinin ispatıdır.
Bir insan hangi ailenin bireyi olacak ise, ilk önce o aileye sevgisini, saygısını, hizmetini görmesi gerekmektedir. Aynı şekilde hangi millete tahsis edildi ise, o milleti yüceltmek milletinin menfaati doğrultusunda hareket etmek. Tüm bu hususlarda gayret gösterip çalışmasıyla ilahi iradenin tahsis emrini yerine getirmiş olacaktır.
İnsanların ‘’İnanç-İnanma’’ ihtiyaçları vazgeçilmez bir gerçektir. Bu hassas ve toplumda bağlayıcı, ama genelde ayrıştırıcı normlarda kullanılan inanma kaidelerini. Dünyaya geldiği aile veya toplumun çoğunluğunun uyduğu inanma şekliyle harmanlamakta. Doğan kişiye; ‘’- artık senin inancın bu. Sen, müslüman, yahudi, hıristiyan, pagan, tengrist, budist..vs’’ sin denilerek. Kişinin dahil edildiği inancın rit ve ritüelleri, yaşamı boyunca kendisine öğretilmekte/ ve öğrenmektedir.
Toplum ve ülkelerin hepsi bir inanç sistemi üzerine inşaa edilmiştir. İnanç; yeme, içme, çoğalma, barınma gibi ana unsurların içerisinde olup. Bazende tüm bu yaşamsal unsurların üzerine eğemen olmaktadır. İnancın insanlar üzerindeki tesirini bilen toplum mühendisleri. Bu kuvveti siyasi alanlara taşıyıp, partileşerek ülke yönetimini elde etmede araç olarak kullanmaktadırlar.
Hatta ve hatta, ülkeler arası kritik krizler vukuu bulduğunda. Saflara bölünen ülkeleri bir arada tutan ve birlik oluşturmalarını sağlayan yegane etken ‘’DİNLERİ’’ olmuştur. İnanç, siyaset ve devlet idarecilerinin elinde bir mekanizma olarak kullanıldığı vakit. Toplumlar ve milletler birbirlerinden ayrışmaya başlayarak. Kendileri gibi ‘’Doğum ve Ölüm’’ arasına sıkışmış her ferdi ‘’Düşman / Taraf’’ görmeye başlayacaklardır.
Burada ‘’Aydınlar ve Hukukçular’’ a önemli vazifeler düşmektedir. Aydınlar, fikirlerini tüm dünya insanlığının yararına, ayırt etmeden kullanan. Doğru ve yanılgıları düşündürerek kullandıkları araçla işaret eden. Topluma iyiliği-barışı-huzuru-düşünmeyi tavsiye eden. Doğum ile ölüm arasına sıkışmış insanların vicdanının sesidir.
Hukukçular, mazlumu, haklıyı, yetimleri, öksüzleri, garibleri koruyan. Ezilenlere merhamet edip, dünyada düşmanlık, kin, nefret tohumlarını ortadan kaldırıp, huzuru hakim kılacak vazifeli kişiler.
Günümüzde dünya geneline baktığımızda. İnsanların ve toplumların, başta ‘’DİN’’, sonra ‘’MİLLET’’, sonra ‘’ÜLKE’’ ve ekonomik durum olarak birbirlerinden ayrıştığına şahitlik etmekteyiz. Tüm savaş ve şiddet, bu olguların ocağında ve kucağında beslenen hadiselerin ta kendisidir.
İnsanın doğumla beraber eğitim süreci başlamaktadır. Okula ilk defa başlayan ‘’kız veya erkek’’ çocuk. O okulda yeni tanıştığı arkadaşına, rengi, inancı, ailesi, kavmi, dini ne olur ise olsun. ‘’Sevgi’’ ile yaklaşıp, el ele tutuşup beraberce oynayıp, beraberce hayal kurup kendi aralarında anlaşa bilmektedirler.
Daha sonra senelerin geçmesi ve kutuplara ayrıştıran etkenlerin yaşamlarına girmesiyle. Kol kola yürüdükleri ve oynadıkları arkadaşlarına bile ‘’Taraf ve Öteki’’ olarak baka bilmekte. Hatta ve hatta kendi siyasi veya inanç fikrine iştirak etmediğinden dolayı, tavır sergileyip dostluk ve kardeşliklerini bitirebilmekteler.
Aslında tavır alanın ve tavır aldığı arkadaşının ve kişinin bir kabahati bulunmamakta. İşin aslı; doğuştan itibaren ‘’din-siyaset-aile-sosyal çevre-etken medya’’ gibi unsurların. Lekesiz beyaz bir kağıt olan insan ruhunu çamurla lekelemesi neticesidir.
Kişi, eğer dindar ise. Tanrı’dan başka ilah olmadığına kalbi takva ile inanacak. Ve böylelikle, kendini bilen insan ‘’Cümle yaratılmışa bir göz ile bakacaktır.’’ Böylelikle, ayrıştırıcı olan tüm dünyevi faktörleri bir kenara bırakacak. Bu hal ile kişi ‘’Huzur-Sevgi’’ ve ölene kadar mutlu bir yaşam kazanacaktır. Bunlar vazifeli olan insanlığı kendisi gibi bir gören, ayrıştırmadan ve bölmeden, karşı tavır sergileyen unsur ve sisteme karşı ‘’Aydın Kelamıdır’’.
Ayrıştırıcı unsurların hukuksal hususta bertaraf edilmesi. Elinde ve vicdanında Tanrının terazisini bulunduran hukukçularımızın, vicdanlarını Tanrının mihenginde ayarlatmaları gerekmektedir.
Geçmişten günümüze seslenen ve gerçekleri haykıran kitap ve münevverlerimiz bu hususta; Hakimin hükmü, haramı helal kılmaz; helali de haram kılmaz. Hükmü veren Hakim dış görünüşe göre değerlendirmeyi yapar. Günahın aslı hile yapana aittir. Demişlerdir.
İşte tam burada fiziki ceza almayan, hileye başvuran, günahkarı açığa çıkartıp cezasını vermek Hakimin asli vazifesidir. Hile yapanı şekline göre değerlendirmeyip yargılayan hukuk. Tüm ayrıştırıcı, bölücü, yıkıcı unsurların temeline dinamid koyup fitilini ilahi nizam ile ateşleyecektir. Hilebazı ve ayrıştırıcıyı Tanrının terazisi ile tartıp imha kovasında yok etmesi yeryüzünde birliği ve sevgiyi hakim kılacaktır.
Adalet; hukukçunun Tanrısal tartan terazisi ile aklının vicdanına danışması, yasa hükümleri ile teraziyi tutup. Vicdan ve aklın vasıtasıyla, Tanrısal hükmü icra etmesi demektir. Bu eylemi icra eden ‘’Adalet Vicdanı’’, tüm olumsuz etkenleri bertaraf etmeye başlamış demektir.
İnsanlar aynı doğarlar ve aynı şekilde ölürler. Arada geçen vaktin ölümden sonra değeri bulunmamaktadır. Arada geçen vakti, SEN, BEN, BİZ, SİZ, O diye kategorize edilmesi, vücuda gelmiş zavallı bir şahsiyetin ta kendisidir.

  • Etiketler

The comments are closed.

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz