ILN00707901-KAYSERİ 6. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNDEN ESAS NO : 2017/502KARAR NO : 2017/486

ILN00707901-KAYSERİ 6. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNDEN ESAS NO : 2017/502KARAR NO : 2017/486

BAŞKAN ÇOLAKBAYRAKDAR, “KOCASİNAN, KENTSEL  DÖNÜŞÜMLE PARLAYACAK”

BAŞKAN ÇOLAKBAYRAKDAR, “KOCASİNAN, KENTSEL DÖNÜŞÜMLE PARLAYACAK”

ASAMOAH GYAN 32. YAŞ GÜNÜNÜ TAKIM ARKADAŞLARI İLE KUTLADI

ASAMOAH GYAN 32. YAŞ GÜNÜNÜ TAKIM ARKADAŞLARI İLE KUTLADI

KAYSERİSPOR, MEDİPOL BAŞAKŞEHİR’E BİLENİYOR

KAYSERİSPOR, MEDİPOL BAŞAKŞEHİR’E BİLENİYOR

YORGAN DİKİMİ NESİLDEN NESİLE MELİKGAZİ’DE DEVAM EDECEK

YORGAN DİKİMİ NESİLDEN NESİLE MELİKGAZİ’DE DEVAM EDECEK

‘EŞEKLİ KÜTÜPHANECİ’ MUSTAFA GÜZELGÖZ 1
  • AHMETCENGİZ
    • AHMET CENGİZ
    • AHMETCENGiZ@kayserihakimiyet2000.com
    • 20 Ekim 2017 - 13:51:01

Dünkü yazımızı; Kütüphanelerin öneminin kalmadığını düşünen zihniyete 1940’lı yıllarda vatanına, milletine hizmet aşkıyla yanan bir devlet memurunun, ‘Eşekli Kütüphaneci’ Mustafa Güzelgöz’ün ibret verici icraat ve hayat hikâyesini de yarından itibaren yazı dizisi şeklinde bu örümcek kafalı zihniyetlere ders olması için yazacağım diyerek, bitirmiştik.

Bu yazımız tamamen; ‘Eşekli Kütüphaneci’ Mustafa Güzelgöz merhumun sağlığında ve ölümünden sonra adına yazılan yazı ve yorumların aynı zaman da televizyon programlarının erişebildiğimiz kısa bir derlemesidir.  Merhum Mustafa Güzelgöz Amca’mızı yâd etmek ve liyakatsiz, beceriksiz, ehliyetsiz, basiretsiz onun bunun bir şekilde tercihleri ile oturdukları makamın gereklerinden habersiz biçare zavallı devlet ricaline ithaf olunur…

Merhum Mustafa Güzelgöz Amca’nın ibret verici icraat ve hayat hikâyesine başlamadan önce kısa bir bilgi olması açısından; Rahmetli Mustafa Amca’yı hemşerimiz olması sebebi ile şahsen ve yakinen tanıma imkânı bulmuş kişilerden birisiyim. Mustafa Amca’yı merhum rahmetli babam kendi anılarını bizlere aktarırken, sol ayağını iyi kullanabilen amatörde olsa sporla ilgilenen bir kişi olarak anlatırdı. Aynı zamanda gençlerin spor yapabilmeleri içinde kendi imkânları ölçüsünde gençlere öncülük yaptığını da çeşitli vesilelerle ifade ederdi.

İsterseniz ‘Eşekli Kütüphaneci’ Mustafa Güzelgöz kimdir? Kısaca oradan başlayalım yazımıza.

“Mustafa Güzelgöz, 1921 yılında Ürgüp’te doğar. İlk ve orta öğrenimini Ürgüp’te bitirir. Askerlik hizmetini tamamladıktan sonra, İstanbul’a gitmeyi hedefler ama ailesi, onun Ürgüp’te kalmasını ister. Ürgüp’ün o zamanki kaymakamı Fahri Çıvgın’ın teklifiyle 1944 yılının Temmuz ayında 40 lira aylıkla Ürgüp Tahsin Ağa Kütüphanesi’ne memur olarak atanır. Öncelikle, kendisinden önce çalışanlar tarafından “bu basma ve yazma kitaplar okunmaz” diye bir binanın rutubetli odasına atılan 2 bin 300 adet yazmayı depodan çıkarır. Bütün yazmaları, cüzleri tek tek güneşe çıkartarak kurutur, tek odalı bir kütüphaneye bunları yerleştirerek gelecek kuşaklara hazırlar.”

Mustafa Amca’nın devlet memuriyetindeki ilk günleri sıkıntılı başlar.

“Devlet memurluğu o dönemde süper bir şey, çünkü özel sektör falan yok. Mustafa Amca kütüphanede heyecanla okurları bekler; bir gün olur, beş gün olur, gelen giden yok. Etraftakilerle konuşur, herkese anlatır: “Bakın kütüphane bomboş duruyor, gelin kitap okuyun.” Gelen giden olmaz. Amirlerine durumu bildirir.

– Kardeşim otur oturduğun yerde, maaşını düzenli alıyon mu, almıyon mu?
– Alıyorum.
– Eee, o zaman ne karıştırıyon ortalığı, gelen giden olsa maaşın mı artacak? Başına daha fazla bela alacan, o kütüphaneye yıllardır kimse gelmez zaten.”

Protokol ile katılmış olduğu ilk etkinlik Mustafa Amca’yı kendine getirir.

“Mustafa Güzelgöz, başta Ürgüp Kaymakamı olmak üzere birçok memurla birlikte bir köye adına selector denilen buğday temizleyicisinin açılış törenine gider. Köylüler ayağa kalkıp gelenleri karşılar. Bu sırada herkesin altına bir sandalye verilir; doktora, ziraatçıya, veterinere, sağlık memuruna, ortaokul müdürüne, öğretmene, nüfusçuya. Sonrasında da bir ikram faslı başlar. Köylü tanımadığı Güzelgöz’e bir sandalye bile sunmaz. Bir memur arkadaşı Güzelgöz’le sandalyesini paylaşır. Güzelgöz bu olayı yaşadıktan sonra düşünür ve köylüye kendince hak verir. Hürmet edilen, sandalye tutulan, ikramlar sunulan diğer memurların hepsinin bu köylüye az çok bir yararı dokunduğunu düşünür. Doktor hastalarına bakıyor, öğretmen çocuklarını okutuyor, veteriner hayvanlarını iyileştiriyor vb.leri örnekleri sıralayarak kendisinin de bu köylünün yararına bir şeyler yapıp köylüden bir sandalyede alabileceğini düşünür.”

Mustafa Amca’nın köylünün gözün de hak ettiği yeri alabilme çabaları.

“23 yaşındaki genç memur “Ne yapayım, ne yapayım?” diye düşünür durur. Sonunda aklına bir fikir gelir, eşine söyler. Eşi önce “Deli misin bey?” der, ama kocasının bir şeyler üretme, işe yarama çabasını yakından görünce fikri kabullenir. O dönem devletteki amirlerinin çıkardığı tüm engellerin tek tek, bin bir güçlükle üstesinden gelir. Çünkü o zaman da şimdiki gibi, “Aman bir şey yapmayalım da başımıza bir iş gelmesin. Çalışsan da aynı maaş, çalışmasan da” zihniyeti aynen vardır.”

Çare bulunmuştur.

“İnsan kitaba gideceğine, kitap insanın ayağına gelmelidir” diyen Güzelgöz, yolları olmadığı için şehre gelişi zor olan köylülere kitabı kendisi götürmek ister. Motorlu araçların gitmesinin mümkün olmadığı köylere eşeksırtında kitap götürmeyi planlayarak uygulamaya koyar. O bıyıklı, kravatlı, asık yüzlü, sigara kokan, arkalarındaki Atatürk resminden utanmayan, ama ülkesine gram faydası olmayan bürokratları zorlukla ikna eder, bakanlıktan kadro tahsisi ister ve isteği kabul edilir. Güzelgöz, 200 Liralık kadro için işe alınacak kişinin en az ilkokul mezunu olmasını ve eşeği olması şartını arar. Bunlar içinde Bekir Koca’yı seçer. Bu köylere kitabı götürecek olan eşek için sandıklar yaptırır ve her biri 90-100 adet kitap alan iki sandığı eşeğin semerine yerleştirir ve düşer yollara.”

(Devamı Pazartesi günü)

  • Etiketler

The comments are closed.

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz