BİLGE  ÇALICI YAZIYOR…İYİLER VE KÖTÜLER

BİLGE ÇALICI YAZIYOR…İYİLER VE KÖTÜLER

ALİ ASLIM YAZIYOR….GÜNAY MÜFTÜLERİ VE HAMDİ EMMİ

ALİ ASLIM YAZIYOR….GÜNAY MÜFTÜLERİ VE HAMDİ EMMİ

BÜYÜKKILIÇ: “17 AĞUSTOS’U UNUTMADIK, UNUTMAYACAĞIZ”

BÜYÜKKILIÇ: “17 AĞUSTOS’U UNUTMADIK, UNUTMAYACAĞIZ”

BÜYÜKŞEHİR’DEN YENİ ARAÇLAR VE YENİ YOLLAR

BÜYÜKŞEHİR’DEN YENİ ARAÇLAR VE YENİ YOLLAR

KAYSERİ’DE DÜĞÜN, İSTANBUL’DA BALAYI

KAYSERİ’DE DÜĞÜN, İSTANBUL’DA BALAYI

GERÇEKLER FARKLI…
  • İBRAHİMPEKBAY
    • İBRAHİM PEKBAY
    • ibrahimpekbay@kayserihakimiyet2000.com
    • 14 Temmuz 2017 - 11:02:15

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Erdoğan söyle diyor yine bir konuşmasında…

“Ankara’dan İstanbul’a yürüyen bu kişi derdinin ne olduğunu Maltepe’de ifşa etti. Kendisi adalet yürüyüşü demişti olsa olsa sözde adalet yürüyüşü olabilir. CHP Genel Başkanı’nın sözlerini duyunca aklıma Mevlana Hazretleri’nin adalet tanımı geldi. Ağaca su vermeyi adalet, dikene su vermeyi zulüm olarak tanımlıyor Mevlana hazretleri. Bunlar ağaca değil dikene su veriyor. Darbecileri savunan CHP genel başkanı bizden dikenlere su vermemizi talep ediyor.

Ana muhalefet genel başkanı 15 Temmuz akşamı darbecilerin karşısına çıksaydı belki bu yürüyüşe farklı bakabilirdik. 15 Temmuz gecesi tankların oradan çekilmesini isteyip sonra Bakırköy belediye başkanına kaçıp giden o değil mi? Utanmadan sıkılmadan ‘oteller kapalıydı onun için belediye başkanımızın evine gittim’ diyen o değil mi?

Demokrasinin güvencesi Türkiye’de AK Parti iktidarıdır. Gerisi hikaye. DSP iktidarında Merve Kavakçı’ya şu anda ebedi alemde olan zat “bu kadını buradan atın” dediğinde alkış tutanların kim olduğunu biliriz. Hani özgürlük anlayışınız? Bunlar hiçbir zaman özgürlüğün tanımını yapamadılar. Ama biz bütün kavgamızı özgürlük için yaptık. Sokaksa sokak diyerek kendi aklınca milleti ve devleti tehdit eden bu kişi böyle bir yanlışı yapması halinde asıl kendisinin sokağa çıkamaz hale geleceğini bilmelidir.”

Gerçeğe gelelim şimdi…

2 Mayıs1999, Pazar…

Meclis toplanmış, yemin töreni var. Başbakan Ecevit…

Bir süre sonra salona, Merve Kavakçı girer ve Nazlı Ilıcak’ın yanına oturur. Başı Türban diye tanımlanan şekilde örtülüdür. Bülent Ecevit söz alır ve aşağıdaki konuşmayı (Tutanaklardan aynen aldım) yapar.

“BAŞBAKAN BÜLENT ECEVİT (İstanbul) – Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye’de, hanımların giyim kuşamına… (FP sıralarından gürültüler) Türkiye’de, hanımların giyim kuşamına, başörtüsüne, özel yaşamlarında hiç kimse karışmıyor; ancak, burası, hiç kimsenin özel yaşam mekânı değildir; burası, devletin en yüce kurumudur. (DSP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar; FP sıralarından gürültüler) Burada görev yapanlar, devletin kurallarına, geleneklerine uymak zorundadırlar.

Burası, devlete meydan okunacak yer değildir. (DSP sıralarından “Bravo” sesleri, alkışlar; FP sıralarından gürültüler) Lütfen, bu hanıma haddini bildiriniz! (DSP sıralarından alkışlar; FP sıralarından gürültüler)”

Şimdi konu şu…

Ya TBMM’nin tutanakları yalan yazıyor, ya da birileri yalan söylüyor. Bu konuşmanın içerisinde Bülent Ecevit’in “bu kadını buradan atın” şeklinde bir cümlesi var mı?

Bu birincisi…

Gelelim ikincisine…

“…15 Temmuz akşamı darbecilerin karşısına çıksaydı belki bu yürüyüşe farklı bakabilirdik. 15 Temmuz gecesi tankların oradan çekilmesini isteyip sonra Bakırköy belediye başkanına kaçıp giden o değil mi? Utanmadan sıkılmadan ‘oteller kapalıydı onun için belediye başkanımızın evine gittim’ diyen o değil mi?…”

O gün akşam saatlerinde İstanbul’a uçakla gelen Kılıçdaroğlu, uçaktan indiğinde VIP salonunda “Darbe girişiminden” haberi olmuştu.

O gün ile ilgi Kemal Kılıçdaroğlu, yaşadıklarını şöyle anlattı: “O akşam oteller kapalı olduğu ve bizi otele almadıkları için Bakırköy Belediye Başkanımızın evine gittik. Sayın başbakanı aradım ulaşma şansımız olmadı. Hemen bir not hazırladık. Notu saat 12.04’te medyaya geçtik. Bu ülke darbelerden çok çekmiştir. Aynı sıkıntıların yeniden yaşamamasını istemiyorum. Cumhuriyetimize ve demokrasimize sahip çıkıyoruz . O akşam Ankara’ya dönmek istedim uçakların kalkmadığını söylediler. İstanbul’da kaldık. O gece ben, çok sayıda milletvekili arkadaşım ile görüştüm ‘parlamentoya gidin demokrasi mücadelemizi verin’ diye talimat verdim. Ertesi gün yine uçakların kalkmasında sorun vardı. Pendik’ten araca binip Ankara’ya geldim. Darbe, demokratik parlamenter sisteme karşı yapılmıştır. Demokratik parlamenter sistemimiz darbeyi engellemiştir.”

Hemen hemen aynı saatlerde, Başbakan Binali Yıldırım, Darbe Girişimi sırasında Ilgaz Tüneli’nden yaklaşık 1,5 saat çıkamamış ve olayların yatışmasını beklemiş, tünelde saklanmıştı.

Cumhurbaşkanı ise, kendisine yapılması muhtemel olası bir saldırı ihtimaline karşı, Dalaman havaalanında üç ayrı uçak beklettiğini kendisi ifade etmişti…

Kemal Kılıçdaroğlu’nun Bakırköy Belediye Başkanının evine gitmesi “Korku” oluyor da Başbakan’ın Ilgaz Tünelinde saklanması veya kendisinin üç uçakla havalanması ne oluyor?

Siyasetin olmazsa olmazı, ifade özgürlüğüdür. Çünkü siyaset, millet için yapılır, kendiniz için değil. Millet için yapıyor ve millete karşı konuşuyorsanız, diliniz de temiz olmak zorunda, sokak ağzı ile apaş ağzı ile konuşamazsınız.

Benim yetmişi geçen yaşım içinde bir çok siyasi genel başkan izledim, bir çok sert siyasi tartışmalara şahit oldum ama bugüne kadar dil bozukluğunu hiç görmemiştim, 15 yıldır onu da yaşadık…

Ne diyeyim, siz düşünün artık…

  • Etiketler

The comments are closed.

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz