PROF. DR. KARATAY: “EN SAĞLIKLI YİYECEK PASTIRMA”

PROF. DR. KARATAY: “EN SAĞLIKLI YİYECEK PASTIRMA”

DİREKSİYON HAKİMİYETİNİ KAYBETTİ…ÇOCUKLARI EZDİ

DİREKSİYON HAKİMİYETİNİ KAYBETTİ…ÇOCUKLARI EZDİ

SURİYELİ SAĞIR KARDEŞLER GÜVERCİNLERİNİN SESİNİ DUYMAK İSTİYOR

SURİYELİ SAĞIR KARDEŞLER GÜVERCİNLERİNİN SESİNİ DUYMAK İSTİYOR

ASDEP DARA DÜŞENİN AİLESİ OLUYOR

ASDEP DARA DÜŞENİN AİLESİ OLUYOR

YILDIZ: MÜFTÜLERE NİKAH YETKİSİ LAİKLİKLE ALAKALI DEĞİL

YILDIZ: MÜFTÜLERE NİKAH YETKİSİ LAİKLİKLE ALAKALI DEĞİL

GÜZEL BİR AİLE ÖRNEĞİ
  • OSMANEFEKERE
    • OSMAN EFEKERE
    • OSMANEFKERE@kayserihakimiyet2000.com
    • 30 Haziran 2016 - 15:26:55

Bir zamanları Irak sınırları İçinde bulunan, Küfe vilayetinde yaşayan İbrahim oğlu sabit isminde biri, bir gün Kufe kenarından akan sudan, abdest alırken gözüne bir elma ilişir(Görünür)hiç düşünmeden o elmayı yakaladığı gibi yer fakat o anda kendi kendine hataya düştüğünü fark ederek, bu benim hakkım değil diye biraz yukarıdaki bahçeye kadar gider.
Bahçedeki ilk karşılaştığı kişiye ben sizin bahçenizden suya düşen elmanın yarısını yedim, yarısı ise elimde bundan dolayı bana hakkınızı helal edin der.
Ne hazindir ki bahçedeki ilk karşılaştığı insan (Bahçıvan) şöyle karşılık verir. Ben bahçenin sahibi değilim ve “burada çalışan biriyim bundan dolayı da helal etme konusunda binim hakkım yok Ancak bahçenin sahibi tam buraya bir günlük mesafededir diye karşılık verdi. Uzun düşünceye dalan (İbrahim)kendi, kendine, her nerede olursa olsun uzakta da olsa onu gidip, bulup helalleşeceğim çünkü hemen aklıma Hz. Peygamberin şu mealdeki hadisi (gelir, (Haramla büyüyen bir cisim ateşte yanmağa layıktır), hatırlayarak bahçenin sahibini bulmak için uzun mesafeler kat ederek, nihayet bahçe sahibinin evine ulaşır ve kapıyı çalar, kapıyı açan bahçe sahibine, önce İbrahim oğlu Sabit selam vererek şöyle der, efendim, hakkım olmayarak sizin bahçenizden düşen bir elmanın yarısını yine sizin izniniz olmadan yemiş bulunuyorum, yarısı ise işte elimdedir. Bunun için bana hakkınızı bağışlayın, der. Tam imana ve inanca sahip olan bahçe sahibi hemen harekete geçerek, gerçek insanı bulmuş, böyle bir devlet kuşu herkesin başına nadir konar diye uzun, uzun düşünür ve hemen değerlendirme safhasına geçer.
Kendi kendine şöyle der bir elma için uzun mesafe kat edip gelen bülbülü (yani İbrahim’i )bir takım mazeretler beyan ederek ilk etapta helal etmemeğe yanaşmaz ve zamanı değerlendi örnek için şöyle karşılıkta bulunur. Ben sana hakkımı helal etmem, ancak bir şartla mümkün olur der. İbrahim oğlu Sabit, Bahçe sahibine nedir o şartınız der? Bahçe sahibi, Sabit oğlu İbrahim’e, şartım benim kızımla evlenirsen, deyince, Hz. Sabit o anda kendi, kendine ey Sabit, işte rızasız yemiş bulunduğun yarım elma seni nelerle karşılaştırdı, (İmtihan etti)diye kendisini suçlamağa başladı. Hemen bahçe sahibi olan kız babası, sabite evlendireceği kızını daha nikâh muamelesi yapılmadan önce bir takım vasıflarını saymağa başladı. Kızı, kördür, ahrazdır, sağırdır ve felçlidir, diyerek sözlerine devam etti.
Nihayet Bahçe sahibinden bütün sözleri duyan (İbrahim Oğlu Sabit)kendi, kendine, düşündü, düşündü ve şöyle dedi, işte başıma gelen bütün bunlar nefsine hâkim olmayarak yemiş olduğun rızasız lokma, ya bu şartı kabul edip, sayılan şartlara haiz olan kadınla evlilik kurarsın yahut ta kendi, kendini yer bitirir sin diyerek kendisini tehdit eder. Daha sonra bütün şartları kabul eder ve şöyle der, Bu vasıflara haiz. Olan kadını aile olarak kabul edersem Allah katında günahlarım af olup mükâfata nail olurum der. Bunun üzerine kız babası iki şahit huzurunda nikâhını yaptırıp kızını müstakbel damadın evine gönderir, İbrahim oğlu Sabit’te müstakbel ailesinin yanına girer ve kendi, kendine ben selam veririm. Ailem sağır olduğu için, onun yerine melekler karşılık verir niyeti ile selam verir. İçeri girince (ESSELAMÜALEYÜM VERAHMETULLAH) der. Müstakbel eşi ise cevap olarak (VEALEYKUMÜSSELAM) diye karşılık verir. Yine bu ne sebep? Selamın karsı lığımı verdi, öyle ise sağır değil, karşımda bana saygıda durdu, öyle ise felç değil, Ailemin babası kızını bana daha başka vasıflarla da vasfetti, ancak aile de böyle bir noksanlık göremiyorum, der ailesinin yanına oturur ve sorar, babanız sizi bana böyle salim değil de, bir takım noksanlıklarınızın olduğunu haber vermişti, amma siz, bu noksanlıklardan berisiniz. Bunun üzerine Sabit’in Eşi Ailesi)efendisine, evet babam sözünde doğrudur. Ben harama bakmadığım için körüm, Allahın rızası olmayan konuların dinlemediğim için sağırım, dilim Allah’tan başkasını anmadığı (Söylemediği)için ahrazım, Allahın gadaplanacağı yerlere gitmediğim için felçliyim dedi.
İbrahim oğlu Sabit şöyle diyor: Ben aileme baktığımda sanki onun yüzü tam karanlık bir gecede,ayın on dördü gibi parlak yüzle karşılaştım. Yine İbrahim Oğlu Sabit, müstakbel eşinde bütün yeryüzünün, ilimlerini yüklenmiş bir zata malik olduğu kanaatine vardı. Oda büyük İmam Müçtehit ve Mezhep sahibi olan (SABİT OĞLU NUMAN)gibi bir evlada anne olma şerifine sahip oldu. İmamı Azam Ebu Hanife’nin annesi tam seksen üç bin(83.000)fıkıh meselesinde içtihatta bulunduğu rivayet edilir. Yine Büyük imam:40 yıl yatsı namazının abdesti ile sabah namazını kılmıştır. Yine sahih kaynaklardan da anlaşılıyor ki büyük imam: Kâbe’ye gittiği zaman Haramı şerifte (Kâbe’de)sabaha kadar iki rekât namaz kılmış olup, ilk rekâtında Fatiha’dan K. Kerimin yarısına kadar, İkinci rekatta da, Yine: K.Kerimin sonuna kadar okuduğu rivayet edilmektedir. Allah ondan razı olsun. İnsan en eşrefi mahlûk olmakla beraber yaşantısını, yemesini, içmesini sürdürürken harama, helale dikkat etmesi ehemmiyetle dikkat etmesi gerekmektedir.

  • Etiketler

The comments are closed.

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz