KAYBOLAN KADINI AFAD VE JANDARMA BULDU

KAYBOLAN KADINI AFAD VE JANDARMA BULDU

DİŞ HASTANESİNDE PROTEZ LABORATUVARI AÇILDI

DİŞ HASTANESİNDE PROTEZ LABORATUVARI AÇILDI

KOCASİNAN BELEDİYESİ’NDE ÖNCELİK; İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ

KOCASİNAN BELEDİYESİ’NDE ÖNCELİK; İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ

TOMARZALI ÖĞRENCİLERDEN AFRİN’E MORAL MEKTUBU

TOMARZALI ÖĞRENCİLERDEN AFRİN’E MORAL MEKTUBU

ŞAMPİYON KAYSERİ OSB TEKNİK KOLEJİ

ŞAMPİYON KAYSERİ OSB TEKNİK KOLEJİ

GÜZEL TÜRÇEMİZ
  • BEYHANASMA
    • BEYHAN ASMA
    • BEYHANASMA@kayserihakimiyet2000.com
    • 21 Nisan 2016 - 14:39:41

Her ulusun bir ana dili vardır.

Ana dili gelişkin olan toplumlar, uluslaşmanın başta gelen bir göstergesini olgunlaştırmış demektir. Türkçemiz ise bu alanda cumhuriyet yılları boyunca epeyce yol almış bir ulusal dildir. Dil, canlılar arasında iletişimi sağlayan seslerden örülü gizli bir anlaşma sistemidir. İnsanların kullandığı ilk dilin ne zaman, ne şekilde ortaya çıktığı ve bu ilk dilin bugün yeryüzünde kullanılan dillerden hangisi olduğu şu ana kadar öğrenilememiştir.

Günümüzdeki dillerin bir ana kaynaktan mı yoksa farklı diller şeklinde mi ortaya çıktığı hâlâ aydınlatılabilmiş değildir. Türkçe köken bakımından Altay Dil Ailesinde, yapı bakımındansa Eklemeli Diller Grubunda yer almaktadır. Büyük Hun İmparatorluğu Döneminde İ. Ö. 1022′ yılında meydana gelen bir olay sebebiyle Türkçenin yazıya geçmiş ilk sözcüğü, Çin kaynaklarında, Hirth isimli bilgine göre, “king-lak” ; Kaşgarlı’nın sözlüğünde ise “kıngırak”tır .Anlamı ise Hunların tören kılıcıdır. Bu sözcük bugünYeni Uygurcada”kingrak”tır ve anlamı kasap bıçağı, satırdır. I07I’den itibaren Anadolu’yu Türk yurdu yapan Türkler Selçuklu ve Anadolu Selçukluları Döneminde dillerinde sadece Arapça ve Farsça sözcükleri kullanmamışlar,bu dillerin kurallarını da Türkçeye sokmuşlar hatta işi daha da ileri götürüp resmî dil ve sanat dili olarak Arapça ve Farsçayı kullanmışlardır. Karamanoğlu Mehnet Bey dildeki bu kötü gidişi görerek meşhur fermanını yayımlamıştır:”Bugünden sonra divanda, dergâhta, bârgâhta, mecliste, meydanda Türkçeden başka dil konuşulmaya.”diye. Dil milletlerin en önemli silahıdır,bilirsiniz ki silahı olmayan toplumlar güçlü olanlar tarafından her zaman tehtid altındadır.Dilini kaybeden toplumlar kesinlikle yok olmaya mahkumdur. Milletler dilleri ile var olurlar dili olmayan bir millet olmamıştır şimdiye kadar, dil milletleri korur onu güvence altına alır. İnsanın yaşamında ve kişilik gelişiminde ana dilinin çok önemli bir yeri vardır. Dili yeterli düzeyde olan kişiler genellikle daha sağlıklı ilişki kurarlar, hayatta daha çok başarılı olurlar. Kendi dilini iyi bilip düzgün kullanmanın önemli bir yararı da yabancı bir dili öğrenmeyi kolaylaştırmasıdır. Gerçekten, etkili bir yabancı dil öğretiminin altyapısını, iyi bir ana dili eğitimi oluşturur.

Türk edebiyatının tanınmış şairlerinden Yahya Kemal’in “Türkçe ağzımda annemin sütüdür” diyerek yücelttiği, Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın ise “Türkçem benim ses bayrağım” diyerek hem yücelttiği hem de kutsallaştırdığı dilimize bugün gerekli özeni gösteriyor muyuz? İnsanlarımızda bugün Türkçe sevgisi, ana dili duygusu, dil bilinci ve duyarlığı yeterince var mı? Bu soruların iyice düşünülmesi, sürekli göz önünde tutulması gerekir.

Türkçemizin bağımsız bir dil olarak yaşaması, varlığını sürdürebilmesi için ana dili konusunda bireysel ve toplumsal duyarlık kaçınılmazdır. Bu konuda tek tek bireyler ve toplum olarak dil bilinci taşımak, bilinçli çabalar içinde olmak zorundayız. Dilimize karşı her türlü özensizliği ve yanlış kullanımları alışkanlık hâline getirmekten kaçınmak, yabancı dil hayranlığı ile yabancı sözcük tutkusundan kurtulmak, yabancı dil öğretimi ile yabancı dilde eğitimi kesinlikle birbirine karıştırmamak,Türkçe öğretimindeki yetersizlikleri görüp gerekli önlemleri almak, sözcük ve terim üretimine hız vermek, nitelikli ve yeter sayıda öğretmen yetiştirmek, Türkçemizin varlığını sürdürebilmesi için büyük önem taşımaktadır. Türkçemizin bağımsız bir dil olarak yaşaması, gelişip zenginleşmesi için şunlar önerilebilir:

  1. “Önce Türkçe!” sloganı kafalara ve gönüllere yerleştirilmeli, herkesi güzel Türkçe öğrenmeye ve kullanmaya özendirmeliyiz.
  2. “Önce Türkçe!” konusunda bireysel ve toplumsal duyarlık, dil duygusu ve ana dili bilinci oluşturulmalıdır. Bu konuda herkese görev düşer. Asıl sorumluluk ise, örgün ve yaygın eğitim kurumlarına; yazılı, sözlü ve görüntülü kitle iletişim araçlarına, sanatçılara, yazarlara, aydın kesime düşmektedir.
  3. Bütün öğretim kademelerinde Türkçe eğitiminin yeterince etkili, verimli yapılabilmesi için gerekli duyarlık ve özen gösterilmelidir.

4.Dil alanında en etkili kesimlerin başında eğitimciler, öğretmenler geldiğini göz önünde tutarak, öncelikle Türkçe ve edebiyat öğretmenleri olmak üzere, bütün öğretmenlerin ana dili duyarlığı ve bilinci ile yetiştirilmelerine büyük önem verilmelidir.

 

  • Etiketler

The comments are closed.

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz