KEMAL TEKDEN: “GENÇLİK BİZİM GELECEĞİMİZDİR”

KEMAL TEKDEN: “GENÇLİK BİZİM GELECEĞİMİZDİR”

PTT’DEN ÖĞRETMENLERE ÖZEL KAMPANYA

PTT’DEN ÖĞRETMENLERE ÖZEL KAMPANYA

AHMET KAPLAN BAĞLAMA KURSU PÜR NEŞE İÇİNDE  DEVAM EDİYOR

AHMET KAPLAN BAĞLAMA KURSU PÜR NEŞE İÇİNDE DEVAM EDİYOR

OKULLARARASI HENTBOL GENÇ ERKEKLER MÜSABAKALARI SONA ERDİ

OKULLARARASI HENTBOL GENÇ ERKEKLER MÜSABAKALARI SONA ERDİ

MELİKGAZİ BELEDİYESPOR  KONYA DEPLASMANINA 3 PUAN İÇİN GİDİYOR

MELİKGAZİ BELEDİYESPOR KONYA DEPLASMANINA 3 PUAN İÇİN GİDİYOR

HALK ÂŞIKLARININ DİLİNDE VE TELİNDE “DAĞ”
  • BEYHANASMA
    • BEYHAN ASMA
    • BEYHANASMA@kayserihakimiyet2000.com
    • 8 Ekim 2015 - 17:20:05

Dağlar Türk halkının gelenek ve göreneğine, yaşam biçimine yansıdığı gibi mitoloji, efsane, destan, masal, halk hikâyesi vb. anlatı türlerine, mânilerine, ninnilerine, türkülerine, bilmecelerine ve halk şiirine girmiş, halk edebiyatı ürünlerinin çoğunda önemli bir motif olarak yer almıştır.
Türkler tarihleri boyunca birçok destan meydana getirmişlerdir. Yaşadıkları yöreler genellikle bozkır ve dağlık alanlar olduğu için dağlar çeşitli yönleriyle Türk destanlarında hep ön planda yer almıştır. Dağlar, eski Türk inançlarının etkisinde kalınarak Anadolu’da şekillenen efsanelere, destanlara, halk hikâyelerine, masallara, türkülere, mânilere, atasözlerine, deyimlere ve şiirlere yansımış, âşığın dilinden ve telinden hiç düşmeyip İslâmi kültürle yoğrularak eski önemini sürdürmüştür.
Efsanelerde, destanlarda sık sık gördüğümüz dağ halk hikâyelerinde de önemli bir motif olarak görülür. Türk kültür ve tarihinde önemli bir yeri olan dağ motifi âşıklarımızın dilinden ve telinden hiç eksik etmedikleri kavramların başında gelir.
Âşıklar kimi zaman dağı Veysel’in dediği gibi: “Kokuyor burnuma Sivralan köyü Serindir dağları soğuktu,” biçiminde doğanın bir parçası olarak şiirlerine alırken, kimi zaman da Anadolu coğrafyası kendi üstünde yaşayan insanlarına çok sert davrandığından, Karda-kışta Anadolu insanının çevresiyle bağlarını kopardığından, kendi kaderiyle başbaşa kalan insanın duygularını Yunus Emre’de olduğu gibi: “Ben toprak oldum yoluna Sen aşırı gözetirsin Şu karşıma göğüs geren Taş bağırlı dağlar mısın” biçiminde dile getirir. Halk ozanları ozanlık gereği elinde sazı diyar diyar gezer, dağlar aşar. Karacaoğlan: “Yüce dağdan aştım geldim yol deyi Bahçenize el sundum da gül deyi Ahd ü aman ettim ayrılmam deyi Felek ayırdı da seçti neyleyim”diyerek sevgilisi için dağlar aştığını belirtirken, Köroğlu; Mürveti çok Hakk’ın nazargâhısın Bizim iller karlı dağlar aşkolsun Gerçek erenlerin seyrangâhısın Bizim iller çamlıbeller aşk olsun, der.
Halk ozanları ozanlık gereği elinde sazı diyar diyar gezer, dağlar aşar. Karacaoğlan: “Yüce dağdan aştım geldim yol deyi Bahçenize el sundum da gül deyi Ahd ü aman ettim ayrılmam deyi Felek ayırdı da seçti neyleyim” diyerek sevgilisi için dağlar aştığını belirtirken, Köroğlu; “Mürveti çok Hakk’ın nazargâhısın Bizim iller karlı dağlar aşkolsun Gerçek erenlerin seyrangâhısın Bizim iller çamlıbeller aşk olsun,” der. Âşık dağı sevgilisine ulaşmada bir engel görse de onu yine sever. Çünkü o yurtseverdir. Dağ da bu yurdun bir parçasıdır. Onu doğanın güzel bir parçası olarak görüp över. Sılanın dağları karlıdır, dumanlıdır. Sıladan ayrı kalmak âşığa zor gelir. Köroğlu tezenenin ucundan seslenir: Karşıdan gelen piyade Bizim iller yerinde mi Eteklerini çimen almış Karlı dağlar yerinde mi. Âşık gün olur dağlarla sohbet eder, gün olur sitem eder, dağ âşık için dertleşeceği insan gibidir. Zaman olur insanla bir tutar onu. Dağ sanki dile gelece de konuşacaktır onunla. Köroğlu: “Övün koç Köroğlu övün Taşlar al bağrına dövün Bir yar yitirdim ben bugün Dağlar hiç görmediniz mi “, deyip dağlara sorarak yitiğini arar.
Pir Sultan Abdal: “Yürü bre Çiçek dağı Sende suna boylum kaldı Her kuşların dönüm çağı Bülbülüm gülşenim kaldı”, diye sitem ederken, yine Köroğlu: “Muştuluk olsun dağlara Şen olun Ayvaz geliyor Selam olsun selvilere Şen olun Ayvaz geliyor”, diye Ayvaz’ın gelişini dağlara müjdeler. Karacaoğlan ise çaresizliğinden sevgilisinin durumunu: “Yüce dağlar bir sualim var sana Aştı m’ola kömür gözlüm başından Yanılıp derdime derman katarsın Dünya sele gitti gözüm yaşından.” Edebiyatımızda en güzel dağ güzellemelerini Köroğlu söylemiştir. Dağda yaşayan yiğit ozan için dağdan daha güzel ne olur sazda sözde. Köroğlu yalnız dağlara, koçaklarına güzelleme söylemez. Her âşık gibi onda da yanık bir gönül vardır. Vur-kırdan vakit bulursa dağ güzellerine gönül verir. “Nazlım salınır gezersin Dertli bağrımı ezersin Beyaz kâğıda benzersin Yazar m’ola kalem seni” biçiminde pınar başlarında gördüğü aşiret kızlarına kır atın üstünde sazı ile ses verir. O bir cenk adamı olduğu ölçüde bir aşk şairidir de. Bu konuda her âşığın ulaşamadığı derin bir duyarlığa sahiptir. Âşıkların dilinden ve telinden düşmeyen, Türk halk şiirinde geniş bir kullanım alanına sahip olan dağlar âşıklık geleneği sürdükçe halk şiirinin vazgeçilmez bir motifi olarak hep yerini koruyacaktır.

  • Etiketler

The comments are closed.

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz