KAYSERİSPOR 10 KİŞİ KALDIĞI MAÇTA BJK İLE PUANLARI PAYLAŞTI:1-1

KAYSERİSPOR 10 KİŞİ KALDIĞI MAÇTA BJK İLE PUANLARI PAYLAŞTI:1-1

BEŞİKTAŞ ŞEHİTLERİ ANDI

BEŞİKTAŞ ŞEHİTLERİ ANDI

KIZ ARKADAŞLARINI DÖVERKEN KEŞFEDİLDİ, DÜNYA 3.’SÜ OLDU

KIZ ARKADAŞLARINI DÖVERKEN KEŞFEDİLDİ, DÜNYA 3.’SÜ OLDU

GENÇ YEŞİLAY ÜYELERİ MADDE BAĞIMLILIĞI İLE MÜCADELE EDECEK

GENÇ YEŞİLAY ÜYELERİ MADDE BAĞIMLILIĞI İLE MÜCADELE EDECEK

ŞEHİT OSMAN BÖRKLÜOĞLU ANILDI

ŞEHİT OSMAN BÖRKLÜOĞLU ANILDI

HAYAL VE EDEBİYAT
  • BEYHANASMA
    • BEYHAN ASMA
    • BEYHANASMA@kayserihakimiyet2000.com
    • 25 Mart 2015 - 16:54:16

Tarih boyunca hayal ettik. Bu, yazılı tarihin ötesine taşan bir süredir. İlk insandan beri hayal kurduk, çünkü başka çaremiz yoktu. On binlerce yıl önce insanlar, gök gürlediğinde tanrıların nara attığını, yıldırım düştüğünde ise onların gazabına uğradıklarını sanmışlardır muhtemelen. O zamanın ilmiyle ancak bunu hayal edebiliyorlardır. Eski bir inanışa göre, deprem olduğunda, yeraltında yaşayan iki koca öküz, boynuzlarını tokuştururmuş.İnsanların bitmek tükenmek bilmeyen hayal merakı binlerce inanışı oluşturmuştur. Binlerce yıl boyunca ateşin, kayaların, ağaçların, güneşin, ayın, dağların, hayvanların ve daha nice varlıkların ruhları olduğuna inanılmış. Onlar sadece bir arayış içindeydiler. Cevapsız kalan sorularına cevap bulamadılar, tahmin etmeye çalıştılar, hayal kurdular. Hala böyle inanışlar mevcuttur. Hintliler maymunların ve ineklerin kutsallığına inanır ve Afrika’da, Amazonlarda hayvanlara ve kayalara kutsallık değeri veren kabileler mevcuttur. Olmayan şeyleri, olmayacaklarını bilip de hayal etmek zevklidir. Gerçek hayatın gerçekliğinden, sıkıcılığından kurtulmaya çalışmaktır hayal kurmak. Belki de olmayacak şeyleri hayal etmek hiç olmayacaklarını düşünmekten dolayı insana zevkli gelir. Çocukluğumuzda hayal dünyasında yaşarız. Dinlediğimiz masalların gerçek olduğunu sanırız. Çocukken hayal gücümüz daha faaldir, çünkü daha büyümemişizdir ve henüz düş kurma huyumuza ket vurmamışızdır. Gerçek hayat, o zamanlar bizim için henüz başlamamıştır. Çocukken en sevdiğim çizgi film “Şirinler” idi ki, hala öyledir. Filmin başlangıcındaki fon sesi, “Eğer siz de uslu bir çocuk olur ve ormana gittiğinizde dikkatle dinlerseniz belki Şirinler’i bile duyabilirsiniz.” derdi. Ben buna inanırdım. Düş kurmak, katı bir gerçekliğin içinde yaşarken büyük bir ihtiyaçtır. İnsanı rahatlatır ve stres atmasını sağlar. Hayal kurarken fizik kurallarına bağlı kalmak zorunda kalmayız. Bu yüzden en özgür olduğumuz zaman düş kurduğumuz zamandır. Hiçbir şey bizi sınırlayamaz-zaman bile. O bile el altında bir oyuncak gibidir. Rip Van Vinkle’ın öyküsünde zaman ile alay edildiğini görürüz. Zamanda yolculuk planlarının yapıldığı bu devirde o hayallerin hiç de boş olmadığını görüyoruz. Rip Van Vinkle’ın başına gelen, uykusunda geleceğe yolculuk etmesine sebep olan olayın, o zamanlar gerçekleşmesi olanaksız bir hayal olarak görülse de, günümüzde mümkün olduğu kanıtlanmıştır. Bilim, gerçek sandığımız her şeyin beynimizde oluşan görüntülerden, seslerden ve hislerden ibaret olduğunu kanıtlamıştır. Yani gerçeklik beynimizin çizdiği sınırların oluşturduğu bir alandır.

Düş kurmak müzik dinlemek gibidir. İnsanı rahatlatır, ona keyif verir.

Newton derin bir hayal âleminde iken yer çekimi kanununu buldu. Arşimet de suyun kaldırma kuvvetini bulduğunda hayaller âlemindeydi. Einstein hayal etmeseydi zamanın göreceli olduğunu bulamazdı. Bu insanlar daha önce hiç bilinmeyen şeyleri hayal ettiler.

Hayal etmek güzel bir tabloya bakmak gibidir. Aklımızda bin bir çeşit görüntü canlanır hayal ederken.Jules Verne’in yaratıcı hayal gücünün ürünleri olan kitapları, ilk zamanlar alay konusu olmuştu. Aya ve dünyanın merkezine yolculuğu hayal etmişti. Deniz altını, uçağı, otomobilleri ve balonu düşünmüştü. Herkes bunlara gülüp geçmişti. Bu aslında iyi bir şeydi. Bu, o zamanlarda öyle şeyleri hayal etmenin ne kadar zor olduğunun bir işaretiydi. Bu adamın günümüzde yaşasaydı neler hayal edebileceğini düşünmek bile tüylerimi ürpertiyor.

Hayal kurmak kunduzların yaptığı barajı aşmaya çalışan su olmak gibidir. O baraj yıkılırsa görün o zaman hengâmeyi. Fakat çoğu yetişkin o barajın oluşturduğu gölete hapsolmayı tercih eder. Yerinde kalır ve yosun tutan bir su olur. Oysa akan bir suyun berraklığı ne hoştur. Hep yeni yerleri gezer ve gezdiği yerler bitince en büyük hayaline ulaşır; engin bir denize.

Fantastik edebiyat o barajı aşmış insanların edebiyatıdır. O kişiler sonunda denizde birbirlerine kavuşurlar. Hepsinin birbirine anlatacağı çok şey vardır. Gezdikleri gördükleri yerler vardır. Ve sonunda engin bir denize akmışlardır. Göletin içinde hapsolmuş yosunlu ve çamurlu suya ne yazıktır. Kendini orada güvende sayar, içten içe sevinir.

 

 

  • Etiketler

The comments are closed.

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz