KOCASİNAN BELEDİYESİ ÇOCUKLARA KARNE HEDİYESİ OLARAK  DERGİ DAĞITTI

KOCASİNAN BELEDİYESİ ÇOCUKLARA KARNE HEDİYESİ OLARAK DERGİ DAĞITTI

KAYSERİ ŞEHİR HASTANESİ 2018 YILINDA AÇILACAK İLK HASTANE OLACAK

KAYSERİ ŞEHİR HASTANESİ 2018 YILINDA AÇILACAK İLK HASTANE OLACAK

KUPA’DA RAKİBİMİZ AKHİSARSPOR OLDU

KUPA’DA RAKİBİMİZ AKHİSARSPOR OLDU

AMATÖR MAÇLAR İPTAL EDİLDİ

AMATÖR MAÇLAR İPTAL EDİLDİ

CİNAYETTEN YARGILANAN İKİ SANIK İÇİN MÜEBBET HAPİS TALEP EDİLDİ

CİNAYETTEN YARGILANAN İKİ SANIK İÇİN MÜEBBET HAPİS TALEP EDİLDİ

HAYRETTİN DOĞAN’IN KALEMİNDEN AYLA KAPICI İLE RÖPORTAJ

1-      Merhabalar Ayla Hanım.Röportajımızla sizi ve yaptığınız çalışmalarınızı yakından tanıma düşüncesindeyim. Bize kısaca kendinizden bahseder misiniz?

Elbette. 1979 doğumlu, evli ve bir çocuk annesiyim. 2011 yılından bu yana aktif olarak edebiyatla ilgilenmekteyim. Eğitimimi de bu yönde aldım. Aslında herşey çok spontene gelişti. Uykusuzluk problemim üzerine doktora gitmem, öncesinde de var olan fakat profesyonel anlamda düşünmediğim edebiyata, tekrar yönelmemi sağladı diyebiliriz. Yani doktorumun yönlendirmesi ve payı büyük oldu.

2-      Şimdiye kadar yazmış olduğunuz kitaplarınızın isimleri nelerdir? Kitaplarınızdan bahseder misiniz?

 

Yayınlanmış iki tane kitabım var. İlki “İsimsiz Hayatlar Farklı Mekânlar” dı. En son Aralık ortasında da ikinci kitabım olan “Ruh Bedene Küserse” çıktı. İlk kitabımın çıkış öyküsü hayli komiktir aslında. Kitap yazmak aklımdan bile geçmiyorken, elimde kitap olmaya değer yazı yokken, bir gün öylesine diyebileceğim bir dürtü ile arama motoruna “ Bir kitap nasıl çıkarılır?” diye yazdım. Karşıma çıkan bir yayınevine mail gönderdim ve elimde karaladığım sadece iki yazı vardı. Hayatımda ilk defa yalan söyledim. Bunu neden yaptım inanın hiç bilmiyorum ama iyiki yapmışım dedim sonrasında.Yayınevinin bana geri dönüş sağlayacağını hiç düşünmemiştim. Bir hafta sonra bir mail geldi. “ Gönderdiğiniz yazıları inceledik. Kitabınızı yayınlayabiliriz. Dosyanızın tamamını bize gönderin” cümlesi ile başlıyordu. O gün ne kadar çok heyecanlandığımın kelime karşılığı yok. Fakat tek sorun vardı, elimde dosya yoktu. Açıkçası bu fırsatı kaçırmak da istemiyordum. Sonra eşime dedimki; “ Beni bir hafta idare et. Yemek, ev işi vs… Ben yazmak istiyorum.” Ve tam bir hafta gece gündüz yazdım, nihayetinde kitap olmaya yetecek kadar yazı biriktirince, bir haftanın sonunda dosyayı yayınevine gönderdim. Hiç beklemediğim tepkiler aldım. İnsanların olumlu yöndeki geri dönüşleri beni çok mutlu etti. Ve bir karar verdim: Evet, ben yazmalıyım… Öyle de yaptım; yazdım, daha çok, daha da çok… Sonrasında ise ikinci kitabım olan “Ruh Bedene Küserse” ile yola devam ettim. Bu arada çeşitli dergilerde de yazılarım yayınlandı. Kendime ait www.seyirdefterin.com adlı bir web sayfası açtırdım. Halen orada da yazmaya devam ediyorum.

 

3-      Peki: Neden Ruh Bedene Küserse?

 

Bu soruya kitabım çıktığından beri hep aynı cevabı veriyorum. En çok isim dikkat çekti ve istediğim de tam olarak buydu zaten. Ben, her insanın gün ışığına çıkaramadığı bir “ ben” olduğuna inanırım. Kimse ruhunun aynasını bedeninde tam olarak yansıtamaz. Bunun bir çok nedeni var elbette. Toplumda birey olarak kabullenilmek bizler için çok önemli. Kimse dışlanmayı tercih etmez. Bu yüzden de çoğunluğa ayak uydurabilmek adına, çıkıntılarını törpüler. Ve zaman içerisinde kendimizde bastırmak durumunda kaldığımız herşey bizde yersiz, nedensiz küçük küçük öfkeler biriktirir. Ve kaçınılmaz son, hayata kızmaya, daha çok isyan etmeye başlarız. İşte bu kitapta o sorgular, isyanlar var. O yüzden de “Ruh Bedene Küserse” dedim adına. Türü deneme olmamasına rağmen, deneme çatısı altında yayınlandı. İçinde iki tane öykü de mevcut ama ağırlık noktasında diğer yazılarıma istinaden edebi türüne deneme denildi.

 

4 –  Sizce toplum olarak neden kitap okumuyoruz? Bunu neye bağlıyorsunuz?

Biz üşeniyoruz en çok , okumak adına yapılan herhangi bir eyleme. Saatlerce saçma sapan şeylerin başında hareketsiz kalabiliyorken, kitap okumak bizi sıkıyor. Teknolojik devrim bizi zaten kitaplardan, kitap kokusundan ziyadesiyle uzaklaştırdı. Eskiden hatırlıyorum, bir dönem ödevi hazırlamak için, soluğu kütüphanelerde alırdık. Şimdi bu, arama motorlarının bir tık ötesinde ve de daha kolay, kopyala-yapıştır yazıcıdan çıktısını al ve bitir. Günlük yaşantımızda ise elimize herhangi bir kitabı alıp okumak aklımıza bile gelmiyor. Dedim ya, üşeniyoruz daha çok. Oysa kitap okuyucuları bilirler ki, her kitap bir başka hayatın kapısından içeri girmek gibidir. O sarı saman kâğıt kokusuyla sizi o dünyanın içine alıp yaşatır,iyi bir öğretmendir. İnsanı daha çok düşünmeye ve sorgulamaya sevk eder. Yani bir yerde çok iyi zihin jimnastiği yaptırır. Bazen herhangi bir olaya hiç farkında olmadığınız pencerelerden bakmanızı sağlar. Kitaplar düşünmek için en iyi araçtır.

5-      Bir toplumun gelişmişliği ile okumuşluk oranı arasında bir ilişki var mıdır? Bu konuda ne söylemek istersiniz?

 

Kesinlikle vardır. Kitap düşündürür, fark ettirir, öğretir. Kelime dağarcığınızı genişletir, farklı kültürler hakkında bilgi sahibi edindirir. Olaylara geniş persfektiflerden bakmanızı, daha fazla düşünmenizi sağlar ki; bu da aydın bir toplum anlamına gelir. Kitaplar farkındalığı arttırır.

6-      Edebiyat alanında, yazmak dışında başka hangi konularda hizmet veriyorsunuz?

 

Yazmak dışında aynı zamanda bu işin mutfağındayım. Editörlük ve redaksiyon yapıyorum. Piyasaya çıkacak olan bir kitabın, ilk okuyanı ben oluyorum. Gereken düzenlemeleri yapıp, hataları ayıklıyorum. İmla kurallarına göre de son şeklini verip, basıma hazır hale gelmesini sağlıyorum.

7-      Kendinize ait bir web sayfanız olduğundan bahsetmiştiniz az önce, bu sitenin sizin için önemi nedir, istediğiniz okuyucu kitlesine ulaşabiliyor musunuz?

 

Bu site okyanusa açılmak gibi benim için. Bir ırmağın denize ulaşıp karışması gibi. Ben evimde oturup yazarken, bu site sayesinde bir çok haneye misafir olmuş oluyorum yazılarımla. Onlar okudukça çoğalıyoruz yani. Bence hedefine ulaşıyor, çünkü tek hedef paylaşmak ve ben yazıyorum, okuyanlarla da paylaşmış oluyorum. Yani ırmak denize doğru akıp çoğalıyor.

 

8-      Dünyaya yeniden gelecek olsanız ne olmak isterdiniz? Ya da dünya şartlarını değiştirme kuvvetiniz olsa neleri değiştirmek isterdiniz? Bir insan sizce dünyayı değiştirebilir mi?

Yine yazar olmak isterdim. Keşke buna çok daha önce karar verip, yazmak adına bu kadar gecikmeseydim diyorum. Edebiyat benim için bir tutku, hem yazmayı, hem de okumayı çok seviyorum.

                Yeryüzünde birşeyleri değiştirebilme kudretim olsaydı eğer, değiştirmek değil de herkesin önce insan gibi yaşamasını isterdim. Hoşgörülü, inançlı, sevgi dolu, güven ve huzurun kol gezdiği sokaklarda kızımın zerre kadar korku olmadan özgürce oynamasını isterdim. Şimdiki çocuklar bu anlamda çok şanssızlar. Aileler haklı olarak korkuyorlar ve bu koruma iç güdüsüyle de çocuklarımızın özgürlüklerini ellerinden almış oluyoruz. Onları yapay bir dünyanın içine aslında bizler hapsediyoruz. Toplum olarak o kadar yozlaştık ki; kötülük bizleri şaşırtmaz oldu. Öyleki olması gereken bir doğru karşısında hayret eder hale geldik.

                Bir insan elbette tek başına düzeni değiştiremez. Ancak birçok insan değişime karar verirse evet: Bunu yapabilir. Yani aslında imkânsız değil. Birşeyler değişebilir…

 

9-      Dünya mı insanın içindedir yoksa insan mı dünyanın içindedir? Bu felsefeyi nasıl yorumlarsınız?

İnsan bir düzenin içindedir. Ve bu düzenin de bir parçasıdır. Yaşam döngüsü içinde dünya, sadece bir mekândır.

10-   Özgürlüğü nasıl tanımlarsınız? Siz kendinizi ne kadar özgür hissediyorsunuz?

 

Özgürlük, insanın  düşüncesinde, yaşayış biçiminde kendi olabilmesidir. Fakat burada çok ince bir ayar var bana göre, o da inanç, akıl ve vicdan. Bütün bunlar insanı zaten kötülükten ve kötülük yapmaktan alıkoyar. Yani kişi toplum baskısıyla iyi ya da kötü olmayı seçmek yerine, bunu kendi iradesiyle yapabilmelidir. Ben ne kadar özgürüm? Yazmaya başladıktan sonra biraz daha özgürüm diyebilirim. Ama mutlak surette özgür değilim, yani aslında herkes gibiyim.

11-   Geçmişte  insanların  koşullarıyla şimdiki insanların koşulları  arasında teknolojik bakımdan farklılıklar olduğunu görüyoruz. Sizce bu gerçekten yeni nesli daha mı şanslı kılıyor?

Teknoloji doğru ve yerinde kullanıldığında elbette bizlere inanılmaz kolaylıklar sağlıyan bir artı. Öte yandan da bizi hazırcılığa ve tembelliğe alıştırdığı da birgerçek. Bazı teknoljik bağımlılıklar da cabası. Bireyleri toplumdan uzaklaştırıp, daha çok asosyal insanlar haline getiriyor. Unutturuyor paylaşmayı, insan kokusunu… Giderek yalnızlaştırıyor bizleri. Eski nesil bu anlamda sanki daha şanslıydı. Yardıma ihtiyacımız olduğunda danıştığımız büyüklerimiz ya da kitaplardı. Sohbetler sanal değil, çaylı kahveli bol kahkahalı idi. Dost, arkadaş kavramı daha çok önem taşırdı. Mululuğu bir tık ötede değil, yanıbaşımızda arardık. Bilgisayarlar, tabletler, cep telefonları yeni nesle en çok insan kokusunu unutturdu.

12-   Son olarak okuyucularımıza neler söylemek istersiniz?

Öncelikle bu güzel sohbet için, sizin nezdinizde herkese çok teşekkür etmek isterim. Gerçekten keyifli bir sohbetti benim için. Son olarak eklemek istediğim şey, kitapları öksüz bırakmasınlar.

 

 

 

 

 

 

 

 

  • Etiketler
  • Açıklama
  • 1-      Merhabalar Ayla Hanım.Röportajımızla sizi ve yaptığınız çalışmalarınızı yakından tanıma düşüncesindeyim. Bize kısaca kendinizden bahseder misiniz? Elbette. 1979 doğumlu, evli ve bir çocuk annesiyim. 2011 yılından bu yana aktif olarak edebiyatla ilgilenmekteyim. Eğitimimi de bu yönde aldım. Aslında herşey çok spontene gelişti. Uykusuzluk problemim üzerine doktora gitmem, öncesinde de var olan fakat profesyonel anlamda düşünmediğim […]
Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz