ERÜ İLAHIYAT FAKÜLTESINDE MEZUNIYET SEVINCI

ERÜ İLAHIYAT FAKÜLTESINDE MEZUNIYET SEVINCI

7 PARTİ TEMSİLCİSİ BİRLEŞTİ, PARTİ STANTLARINI GEZDİ

7 PARTİ TEMSİLCİSİ BİRLEŞTİ, PARTİ STANTLARINI GEZDİ

ÜNİVERSİTELER ŞEHİRLERİN DİNAMİKLERİNDEN

ÜNİVERSİTELER ŞEHİRLERİN DİNAMİKLERİNDEN

MELİKGAZİ’DEN 3 AYRI SEMTTE 3 ADET TAKSİ DURAĞI

MELİKGAZİ’DEN 3 AYRI SEMTTE 3 ADET TAKSİ DURAĞI

YAHYALI’DA YAZ SPOR OKULLARI TÖRENLE AÇILDI

YAHYALI’DA YAZ SPOR OKULLARI TÖRENLE AÇILDI

HEDEF ÜLKE TÜRKİYE-21
  • SÜLEYMANKOCABAŞ
    • SÜLEYMAN KOCABAŞ
    • suleymankocabas@kayserihakimiyet2000.com
    • 20 Şubat 2018 - 12:36:53

3-Filistin Cephesinde İngilizler safında savaşan Yahudi Alayları: Adlarını “Kral Askerleri” denilen 38, 39, 40 ve 41 numaraları ile adlandırılan dört alay, Chaim Weizmann’ın onayı ve yardımlarıyla Rusyalı Siyonist Yahudilerden Wladimir Jabotinsky tarafından Avrupa ve Amerika’dan getirilen Yahudilerden kurulmuştu. (Weizman, Trail and Error, s. 194) Sayıları 5000 idi.
Wladimir Jabotinsky, hatırlarında, Siyonizm’in emellerinin gerçekleştirilmesi için “Theodor Herzl’in yolunda” olduklarını itiraf eder. Yani, Osmanlı İmparatorluğunun dağıtılması ve bu dağılmadan dolayı Yahudilerin hissesine Filistin’in düşmesi: “Siyonizm’in tek umudu, Türk imparatorluğunun yıkılması idi. Türkiye’nin dağılması sonucunda Yahudiler lehine doğabilecek ihtimaller daha büyük önem taşıyordu. Türkiye’nin, en küçük bir askeri müdahalede dağılacağı konusunda en ufak bir şüphem yoktu… Filistin’i kurtarmak için öncelikle Türkiye’yi yenmek gerekti. Darbeyi doğudan mı, batıdan mı vuracağız; bu sadece teknik bir soru idi. Her cephe Siyonizm’e giden bir yoldu.” ( Wladimir Jabotinsky, Sadece Bir Emir Kipi İsrail’i Kur, Çev. A. Aşçı, Yeditepe Yayınları, İstanbul, 2013, s. 10 ve 24)
Güney Filistin’in İngiliz İşgaline uğramasında Kral Askerleri’nin büyük rolü oldu. (Nathan Weinstock, Zionism: False Messiah, Happen and Brothers Publishers, New York, 1949, s. . 101)
İngiliz Generali Bartholomew, Ürdün’ün İngilizlerin eline geçmesi ve Şam yolunun kendilerine açılmasında, Yahudi alaylarının İngilizlere Araplardan daha çok faydaları olduklarından ve “ büyük bir kahramanlık örneği vererek savaştıkları” ndan bahseder. (Ziff, s. 62)
4-Ayrıca, Siyonistler tarafından Amerika’da kurulup Filistin cephesine getirilen bir “Sağlık Birliği” nin varlığından da bahsedilir. (H. Meyer Kallen, Zionism and World Politics A History and Social Psychology, Doobleday Pase and Company, Toronto, 1921, s. 171 – 172)
Görülüyor ki, I. Dünya Harbi yıllarında “Amerika –İngiltere –İsrail Şer Ekseni”, Siyonizm ve İngiliz emelleri için Osmanlı Devletinin dağıtılması ve topraklarına el konulmasında aktif çalışmıştır.
Emperyalizmin I. Büyük Ortadoğu Projesi:1916 Sykes – Picot Antlaşması ve 2 Kasım 1917 Balfour Deklarasyonu
I.Büyük Ortadoğu Projesi’nden II. Büyük Ortadoğu Projesi’ne : “Tarihten dersler anılırsa tekerrür etmez” denilir. Bunun anlamı, tarihi kuru bir kronolojik olarak okumak, öğrenmekten ziyade yaşanan olaylar arasında karşılaştırmalı sebep-sonuç ilişkileri kurularak onlardan geleceğe yönelik dersler çıkartmak ve yapılacak projeksiyon planlarında bunlardan faydalanmak demektir.
Ortadoğu milletlerinden Türkü, Arabı, Farsı, Kürdü ve Pencusu vb. olarak günümüzde yaşadığımız devasa açı olaylar ve büyük yıkımlara bakılırsa, tarihlerimizi dersler alarak ve tekerrürünü önleyecek şekilde okumadığımız gerçeği karşımıza çıkar.
Tarihin tekerrürü açısından, günümüzde dünyanın birinci süper gücü Amerika Birleşik Devletleri’nin liderliğinde 1990’lı yılların başında ortaya çıkan ve halen devam eden ve Ortadoğu’yu yeniden büyük acılar içinde bırakan ve adına “II. Büyük Ortadoğu Projesi” demenin daha doğru olduğuna inandığımız bu projenin, tarihte yine bölgedeki büyük acılarıyla yaşanan dünyanın birinci süper gücü İngiltere’nin liderliğinde 1878-1920 zaman diliminde ortaya çıkan, adına “I. Büyük Ortadoğu Projesi” demenin daha doğru olduğu proje ile neredeyse tıpa tıp benzerliği karşımıza çıkmaktadır.
20. yüzyılın başlarında “Üzerinde güneş batmayan imparatorluk” adını alan dünyanın birinci süper gücü İngiltere’nin “I. Büyük Ortadoğu Projesi”, Osmanlı Devletinin 1911 Osmanlı –İtalyan Harbi ve 1911- 1912 Balkan Harbinden sonra Kuzey Afrika ve Balkanlardaki topraklarını tamamen kaybetmesi sonucu elinde son kalan Ortadoğu topraklarından ibaret Arap ve Anadolu yarımadalarındaki topraklarından da tasfiye ile onu tarihe gömmeyi esas alıyordu.
I. Büyük Ortadoğu Projesi’nin antlaşmalar olarak tezahürleri kendilerini, 2016’da “100’üncü yıl dönünü” esprisi ile anılması gündeme gelen Mart –Mayıs 1916 Sykes –Picot Antlaşması ve 2 Kasım 2017’de yine 100. yılını idrak edeceğimiz 2 Kasım 1917 Balfour Deklarasyonu ile göstermişler, bunlarla, Osmanlı yıkıldıktan sonra Ortadoğu’nun yeni haritası sömürgeci ve yayılmacı emperyalist büyük devletlerin ve ayrılıkçı azınlıkların emellerine göre yeniden çizilmiş, “Cetvellerle ve yerli – milli olanla kavgalı Batıcı kültür ve sistem dayatmalarıyla Ortadoğu milletlerini birbirleriyle vuruşturmaya devam edecek sınırlar ve devletçikler” denilenler günümüze kadar varlığını korumuş, günümüzde bunların varlığının eskidiği gerekçe gösterilerek “yeniden dizayn için” denilerek Amerika’nın liderliğinde “II. Büyük Ortadoğu Projesi” gündeme gelmiş olup, günümüz itibariyle Ortadoğu’nun yeni sınırlarına yönelik 2030’da tamamlanacağı tahmin edilen “Sykes –Picot Antlaşması” benzeri bir antlaşmanın yapmasının süreci devam etmektedir.
I.Büyük Ortadoğu Projesi’nin Çizdiği Sınırlar: I.Büyük Ortadoğu Projesi’nin Ortadoğu’nun haritasını yeniden çizmeye yönelik ilk çalışması kendisini, Osmanlı Devletinin İttifak Devletleri Almanya ve Avusturya –Macaristan yanında savaştığı İtilaf Devletlerinden İngiltere ve Fransa arasında gösterdi.
Harp devam ederken, harp sonrasında Anadolu ve Arap yarımadalarının İngiltere ve Fransa arasında nasıl paylaşılacağına yönelik bir “ön anlaşma” İngiltere delegesi istihbaratçı Mark Sykes ve Fransa delegesi Beyrut Konsolosu F. George Picot arasında imzalanan ve bunların adıyla anılan 24 Mart 1916 tarihli “Sykes- Picot Antlaşması” oldu. Bu antlaşmayla, Osmanlı Ortadoğu’su üç bölgeye ayrılıyor, ”Mavi Bölge” olarak adlandırılan Mersin, Adana, Antakya, Antep, Urfa, Mardin, Musul hattını içine alacak şekilde Suriye ve Lübnan Fransa’ya bırakılıyor, “Kırmızı Bölge” olarak adlandırılan petrol zengini Irak İngiltere’ye dahil ediliyor, Fransa’nın ısrarlarına rağmen Filistin onun alanına dahil edilmeyip “Kahverengi Bölge” adı altında milletlerarası bir statüye sokuluyordu.(George Antonıus, Arap Awakenıng, Hamis Hamilton, London, 1930, s. 246 – 248) “Gizli” kaydı bulunan Sykes –Picot Antlaşması, 30 Ağustos 1915’de MacMahon – Şerif Hüseyin arasında, Arapların Osmanlı Devletine isyan ederek İngilizlere yardım etmeleri karşılığı imzalanan, Umman Denizinden Toros Dağlarına, Doğu Aknenizden İran sınırına kadar uzanacak olan “Birleşik Büyük Arap Krallığı” mutabakatına tezat teşkil ediyor, Araplara bağımsızlık alanı olarak sonuçta, yalnızca Hicaz Bölgesi ile tarihte o güne kadar adı olmayan “yapay bir devlet” Ürdün bırakılıyordu. (Devam Edecek)

  • Etiketler

The comments are closed.

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz