ERÜ İLAHIYAT FAKÜLTESINDE MEZUNIYET SEVINCI

ERÜ İLAHIYAT FAKÜLTESINDE MEZUNIYET SEVINCI

7 PARTİ TEMSİLCİSİ BİRLEŞTİ, PARTİ STANTLARINI GEZDİ

7 PARTİ TEMSİLCİSİ BİRLEŞTİ, PARTİ STANTLARINI GEZDİ

ÜNİVERSİTELER ŞEHİRLERİN DİNAMİKLERİNDEN

ÜNİVERSİTELER ŞEHİRLERİN DİNAMİKLERİNDEN

MELİKGAZİ’DEN 3 AYRI SEMTTE 3 ADET TAKSİ DURAĞI

MELİKGAZİ’DEN 3 AYRI SEMTTE 3 ADET TAKSİ DURAĞI

YAHYALI’DA YAZ SPOR OKULLARI TÖRENLE AÇILDI

YAHYALI’DA YAZ SPOR OKULLARI TÖRENLE AÇILDI

HEDEF ÜLKE TÜRKİYE-23
  • SÜLEYMANKOCABAŞ
    • SÜLEYMAN KOCABAŞ
    • suleymankocabas@kayserihakimiyet2000.com
    • 22 Şubat 2018 - 11:44:40

BÜYÜK ORTADOĞU PROJESİ’NİN ORTADOĞU’YA YÖNELİK HEDEFLERİ
İsrail’in “Beka” ve “Güvenlik” Sorunu
İsrail devletinin “beka” ve “güvenlik” sorunu daha bu devletin kuruluş safhasında kendisini göstermiştir. Bunun temelinde yatan gerçek, kendi cinsinizden olmayan birisinin evinize veya mahallenize dışarıdan, bir “ön hükümle ve art niyetli” olarak girerek sizi buralardan çıkarmak suretiyle, buralara tamamen kendisinin yerleşmek istemesinden kaynaklanmıştır.
Filisitin’e dışarıdan gelen “cins”, kendisinden olmayan ev veya mahalleye önce bir nevi “dostluk gösterileri” ile kıyısından, kenarından (Araplardan büyük bedeller ödeyerek toprak satıl almak) suretiyle yerleşmeye başlamış, ilk yerleşmenin başladığı 1870’li yıllarda Filistin’de 5 bin cıvarında Yahudi varken, bu sayı planlı ve sistematik Yahudi göçleri sonucu, giderek artma gösterince, ev veya mahallelerinden çıkarılma tehlikesini fark eden Araplar da, işte tam bu sırada ev veya mahallelerine dışarıdan gelerek buraları “gasp” etmek suretiyle ele geçirmek ve kendilerini buralardan soykırım veya göç ettirmek suretiyle yok etmek isteyen Yahudilere karşı kendilerinin de “beka” ve “güvenlik” sorunu ortaya çıkmaya başlayınca, artık bundan böyle dünya siyasi literatürüne girmeye başlayan ve adres bulan “Filistin Meselesi” Arap ve Yahudi unsurlarının birbirlerinin varlıklarına tahammülsüzlükten kaynaklanan, karşılıklı “beka” ve “güvenlikleri” sorunları karşılıkla olarak ortaya çıkınca, iki toplum arasında günümüzde de varlığı devam eden çatışmalar kendisini göstermeye başlamıştır.
Bu karşılıklı “baka” veya “güvenlik” sorunları çatışması, öyle görülüyor ki, bir tarafın diğer tarafı tamamen yok edene veya sulh için daha mantıklı çözüm yolu, tarafların birbirlerini insan haklarına riayet ve demokratik çözüm çerçevesinde kabul ile iki unsur olarak bölgelerinde birbirlerini kabullenerek “sulh içinde bir arada yaşama” şeklinde gösterecektir.
Fakat, Siyonizmin “kutsalları”, “seçkin kavim” ve “Vaat edilmiş topraklara sahip olmak” inadı, yüzünden bölgede Araplarla Yahudileri sulh içinde bir arada yaşatacak şartların bir türlü gelemeyeceği gerçeği kendisini gösterdiğinden, Siyonizm’in giderek “Vaat Edilmiş Toprak” ların nihai sınırlarına da ulaşmak emeliyle, sınırlara yeni katılacak alanlarda yaşayan Yahudi olmayan unsurların da “topyekun imhası” ile “safi ırk Yahudiler” den bir “safi milli vatan” projeksiyon planı, Filistin Sorunu ve giderek Büyük Ortadoğu Sorunu haline gelen unsurlar arasındaki çatışmaları 1880’li yılların başından günümüze neredeyse 150 yıldan beri sürdürdüğü halde, belki de bir 150 yıl daha sürdüreceği gerçeği karşımıza çıkmaktadır.
İsrail’in “Beka” ve “Güvenlik” Sorunu İçin Çözüm Arayışları
İsrail’in kuruluş sırasında “beka” ve “güvenlik” aramaya başlaması, Yahudilerin kendilerinin olmayan bir ev veya mahalleden, buradaki yerleşikleri çıkartmak için, buraya göç suretiyle nüfuslarını artırmak ve en azında nüfusu yarı yarıya dengeledikten sonra yerleşik komşularına karşı isyan edip onları buradan çıkmak suretiyle kavga başlatmaları gündeme gelince, iki unsun için de beka ve güvenlik sorunu zaten kendiliğinden ortaya çıkmış oluyordu.
Osmanlı Devleti, kendi toprağı olan Filistin’de ev veya mahalle sahibi Arapları korumak için Filistin’e Yahudi göçü yasakları getirerek bir “Filistin Sorunu” nun ortaya çıkmasına daha başından izin vermek istememişti. Bu sebepten Osmanlı devleti “Siyonist plan” gereği de yıkılınca, 1920’de İngiltere’nin manda idaresine giren Filistin’e Yahudi göç yasakları kaldırılmış, bağımsız İsrail devletini kurma sürece İngiltere’nin himayesinde kendisini göstermeye başlamış, bu süreç, adı geçen devletin 1948’de kurulması ile gerçekleştirilmişti.
Filistinli Araplar, 1920- 1948 zaman diliminde muhitlerine olan Yahudi göçlerine sürükle direnmeye başlayınca iki unsur arasında iç çatışmalar kendisini gösterdi. Bu kavgada Yahudiler yanında yer alan İngiltere, Arap direnişlerini sürekli ezerek Yahudilerin üstünlüğünün sağlanmasına çalıştı.
1948’e gelindiğinde, Filistin’de Arap – Yahudi çatışmalarına çözüm için Birleşmiş Milletler Teşkilatı’nın Filistin’i Araplar ve Yahudiler arasında ikiye bölerek İsrail devletinin kurulmasını yol açması, iki unsurun beka ve güvenlik sorunlarını daha da artırmaktan başka bir işe yaramadı. Hele, Siyonist Yahudilerin “kutsalları” ndan olan Mısır’dan göç ile Filistin’de ilk Yahudi devletini kurarken, burasının yerleşik yerli halkı Filistiler, Kenanileri vs. buradan topyekun çıkarmak ve yok etmek politikası, günümüzde kurulan İsrail devleti için de bir “politika” şeklinde kendisini gösterince, beka ve güvenlik sorunlarının boyutları daha da büyüdü.
Bu süreçte İsrail açısında beka ve güvenlik sorunun nasıl aşılacağı maddeler halinde sıralarsak kendisini şöyle gösterdi:
1-Filistinden bir Arap kalmayıncaya kadar, bütün Arapların buradan soykırım veya göçe zorlamalarla çıkarılarak, ev veya mahalle için güvenliğini tam sağlanmaya çalışılması: Bu süreç dünden bugünü devam etmektedir. Günümüz itibariyle İsrail sınırları içinde çok az sayıda Filistinli Arap kalmıştır.
2-Bir “Arap düşmanlığı” denizi ile çevrili İsrail devleti adacığının, bu çevrilmekten gelen tehlikeler karşısında korunması için bu tehlikeye karşı bölgenin Arap olmayan unsurlarla işbirliği ve ittifak ile kendisinin bir çevreleme hareketine girişmesi: Bu çevreleme hareketi, Ortadoğu’da Arap olmayan Türk, Fars ve Kürt unsurular, Kızıl Denize sahil içinde yoğun olarak Hristiyanların yaşadığı devletler Etiopya ve Sudan kullanılarak yapılacaktır. Bu da zaman içinde tutan ve tutmayan girişimlerle yapılmıştır.
İran Şahı Muhammet Rıza Pehlevi’nin, ABD’nin sadık bir taraftarı ve müttefiki olması, İsrail’in İran yönünden Arapları “çevreleme planı” na yardımcı olmuştu. 1958 yılında İsrail Cumhurbaşkanı David Ben –Gurion, Şah’a yazdığı mektupta “Hür Dünya’ya yönelik tehdide karşı yakın bir ittifak kurmak” teklifini Şah olumlu karşıladı. İki ülke arasında askeri işbirliği, silah satışı, askeri eğitim ve istihbarat paylaşımı antlaşmaları imzalandı. Bunlar, Şah 1979’da “Humeyni Devrimi” ile devrilene kadar yürürlükte kaldı ve ardından ilişkiler bozuldu. (Hasan Yurtsever, İsrail ve Büyük Ortadoğu Projesi, İstanbul, 2004, s. 57 – 59 )
Eski ismi Habeşistan olan Etiopya, burada yoğun bir Hristiyan nüfusun yaşaması sebebiyle öteden beri Hristiyan reislerin yönetiminde bir ülke idi. Burada Müslümanların yoğun olarak yaşadığı Eritre ile arasında savaş vardı. Birleşmiş Milletlerin savaşı sona erdirmek için Eritre’ye federasyon verilerek , Etiopya ile bir çatı altında yaşam kararını burasının Hristiyan lideri Selassie kabul etmedi. Etiopya ile İsrail’in “Ortak İslam ve Arap düşmanlığı” iki ülkeyi birbirine yaklaştıran ve “Pan –Arabizm”e karşı ortak mücadele veren stratejide birleştirdi. İsrail’in Etiopya ile “çevreleme planı” 1952’de başladı. Etiopya ile silah yardımı, askeri personelinin eğitilmesi anlaşmaları yapıldı. İsrail’in özellikle Etiopya ile birlikte Eritre Müslümanlarına karşı yürüttüğü “ örtülü savaş”, ancak 1990’lı yıllarda “Eritre bağımsızlık hareketinin İslami bir kimlikten uzaklaşmasından sonra sona erdi.” (Yurtsever, s. 59 – 64) (Devam Edecek)

  • Etiketler

The comments are closed.

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz