BEŞİKTAŞ’TA İLK HEDEF DENİZ TÜRÜÇ VE  GÜRAY VURAL

BEŞİKTAŞ’TA İLK HEDEF DENİZ TÜRÜÇ VE GÜRAY VURAL

BAKAN ÖZHASEKİ MHP İL BAŞKANLIĞINI ZİYARET ETTİ

BAKAN ÖZHASEKİ MHP İL BAŞKANLIĞINI ZİYARET ETTİ

YILMAZ KARACA: YEREL BASINA “CANSUYU” ZAMMI ONAYLANDI

YILMAZ KARACA: YEREL BASINA “CANSUYU” ZAMMI ONAYLANDI

SGK VE VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI’NDAN KTO ZİYARETİ

SGK VE VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞI’NDAN KTO ZİYARETİ

DEVELİ’NİN ÖRNEK MUHTARI YİNE İŞ BAŞINDA

DEVELİ’NİN ÖRNEK MUHTARI YİNE İŞ BAŞINDA

HEDEF ÜLKE TÜRKİYE-36
  • SÜLEYMANKOCABAŞ
    • SÜLEYMAN KOCABAŞ
    • suleymankocabas@kayserihakimiyet2000.com
    • 8 Mart 2018 - 12:22:04

HEDEF ÜLKE TÜRKİYE-36
BÜYÜK ORTADOĞU PROJESİ’NİN ORTADOĞU’YA YÖNELİK HEDEFLERİ
Teostratejinin esasları: Soğuk Savaş döneminden sonra ABD’nin yeni hegemonik hakimiyeti düzenleri olarak geliştirdi “Yeni Dünya Düzeni” ve “Büyük Ortadoğu Projesi” nde hedeflerine uluşmak için dinin de kullanılmasını esas alan bu tavrına “Teostrateji” denilmiştir.
Geçmişe dönük olarak işin esasına bakılırsa, ABD, Soğuk Savaş döneminde de de dinleri, kendisi için en büyük tehdit olarak gördüğü Komünizmi ezmek uğrunda kullanmıştı. Bunda, Hristiyan, Musevi, Müslüman vb. ayrımı yapmamış bütün dinleri, içinde aktif olarak İslam da olduğu halde bunları “ılımlısı – ılımsızı” na bakmaksızın topyekun olarak kullanmış, bu kullanımdan Müslüman olarak Türkiye de nasibini almış, kendisini İslam, Müslüman kimliği ile ifade eden birçok siyasi, fikri ve cemaatsel fraksiyonlara Amerikan desteği olmuştu.
ABD’nin Soğuk Savaş döneminden sonra bu sefer de “terör odaklı yeni fikirler ve eylemlerin ortaya çıkması” na bağlı olarak denilerek, bu odakta “birinci tehdit” olarak İslam’ın gösterildiği halde, bu sefer de yalnızca Hristiyan –Musevi fundamentalizmi karışımı yeni bir teostratejiye sarılması fikir ve eylemleri kendisini daha erkenden Başkan Reagan zamanında göstermeye başlamış, bu en sonunda oğul Başkan Bush zamanında zirve yapmıştır.
“Teostrateji” den bahsedilirken, Amerikan başkanlarından olarak sık sık “Evangelist Bush” üzerinde durulmuş ve uğurda dünya ve Türkiye’de çok sayıda kitap yazılmış ve yayınlanmıştır. Bush’un Evangelizm’e olan “yüksek bağlılığı” nı dile getirmek için onun, “Benim en güvenilir siyasi danışmanın Hz. İsa’dır”” dediğinden bahsedilir. ( John Tırman, Dünyayı Sömüren Amerika…, İstanbul, 2007, s. 239)
Evangelizm’in bu derece üzerinde uzun ve kapsamlı durulması tesadüfün eseri değildir. Teostratejiyi izah için öncelikle Evangelizm’in ne olduğu üzerinde durmak gerekir. “Envanjelik” tabiri Hristiyanlıkta Reform hareketinin başladığı yıllarda, Katolikliğe reaksiyon olarak Almanya’da reform hareketinin başı Martin Luther tarafından alternatif kilise olarak kurulan kiliseye verilen addır: ‘Evanjelik kilisesi.’ İlk Protestanlık kilisesi ‘Evangelizm’in sözlük anlamı, Kutsal Kitap’a yönelmek, dönmektir. Evanjelizm terimi, farklı protestan grupları tanımlamak için kullanılmaktadır. Kelimenin kaynağı Yunanca iyi haber veya genel olarak ‘asıl gerçek’ anlamına gelen ‘evangelion’dan gelmektedir. Ayrıca Hz. İsa’nın gerçek öğretisi yerine de kullanılmaktadır. Reform hareketi esnasında Martin Luther kelimeyi, kendi kurduğu Evanjelik Kilise hareketi için uyarlamıştır. Bugün hâlâ Almanya’da Lutheryan Kiliseler için Evanjelik Kilise terimi tercih edilmektedir… 1920’lerde Evanjelik Protestanlık genellikle Birleşik Devletlerdeki Hristiyanlık inancı için kullanılan bir terimdi…
Evanjelik Protestanlık, Eski Ahit’in (Tevrat’ın) , Yahudilerin Tanrı’nın seçilmiş halkı olduğu, Kutsal Toprakların Yahudilerin malı olduğu, Yahudilerin Mesih’in gelişi ile birlikte bir dünya egemenliğine uluşacakları gibi hüküm ve kehanetlerini tamamen kabul ederler. Bu nedenle de , bu konuda kendileri için en büyük misyonun, Yahudilerin egemenliğine destek olmak olduğunu düşünürler Bu desteğin en pratik yöntemi, Amerika’nın İsrail’e yaptığı her türlü yardımı desteklemektedirler.” ( İsmail Vural, Evanjelizm Beyaz Saray’ın Gizli Dini, Karakutu Yayınları, İstanbul, 2003; s. 9 ve 15)
Avrupalı Hristiyan göçmenler Amerika’yı kurmak için buraya göçlerinde, beraberlerinde dinleri olarak Evanjelik Protestanlığı da getirerek, dinleri olarak bunu seçtiklerinden ve Evangelizm, bir nevi Musevilikle entegre olduğu için bu sebepten Yahudi göçmenlerle sorunlar yaşamamışlardır.
Tarihte “İsevilerle – Museviler’in birlikteliği” nin giderek, Yahudilere yarayacağı ve Siyonizm’ e güç kazandıracağı ve 20. yüzyılda, “Siyonist rüya” nın gerçekleştirilmesine yardımcı olacağı üzerinde durulmuştur: Özellikle Amerikan merkezli Evanjelizm kültürü, “ Amerika’nın İsrail’le olan sadakatinde oynadığı rolü göstermekte, Yahudi Devleti’nin bazı Hristiyanları nasıl kendi Mesih Planı için kullandığını ortaya koymaktadır. Aslında bu Hristiyanların Siyonizm’e verdikleri destek de Mesih Planı’nın bir parçası olarak yorumlanmaktadır. Çünkü Evanjelik teolojinin çekirdeğinin 16. yüzyıldaki Protestan Reformu sırasında Mertin Luther gibi ‘gizli – Yahudi’ ve Gül –Haç üyesi kimselerce bilinçli olarak üretildiği görülmüştür. Bilinçli olarak üretilmiş olan bu Yahudi taraftarı Protestanlığın Mesih Planı’ nda kendisine biçilen rolü yerine getirdiği, şu anda İsrail’de Likud Partisi lideri olan Benjamin Netanyahu da 1986’daki bir konuşmasında vurgulamış ‘Siyonist rüyayı gerçeğe dönüştürmek için tarihi işbölümü’ nden söz etmişti.” ( Harun Yahya, Yenin Dünya Düzeni, s. 460)
Soğuk Savaş dönemi öncesi ve sonrasında Evanjelizm konusunda olup bitenler, bunun yeni bir “teostratejik hedef” olarak Amerika –İsrail ikilisi tarafından ortaya konulduğu gerçeğini gözler önünü sermektedir. Zaten İsrail devleti, “teostratejik bir hedef” olarak ortaya çıkmıştır. Siyonizm’in “kutsalı” olan “Vaat Edilmiş Toprak” a sahip olmak, 20. yüzyılın ilk yarısı sürecinde Hristiyan –Yahudi işbirliğiyle gerçekleştirilerek 1948’da İsrail devleti kurulması, Amerika’da , “Evanjelizmin bir tezahürü” olarak değerlendirilmiştir: “Dahası Evanjelik Hristiyanlık, ABD’de büyük bir halk gücüdür. Daha da ileri gidersek, ahir zaman Evanjelik Hristiyanlığının halk arasında müthiş bir erişim gücü vardır ve bu 1948’de İsrail’in kurulmasıyla canlanmış, 1967’de Filistin’in geri kalanının fethedilmesiyle daha da hayatiyet kazanmıştır ve bu görüşe göre bütün alametler ahir zamanın ve ikinci zuhurun yaşlaştığını gösterir…
Bunun bur sonucu, İncil’deki sözde kehanetlere yönelik hürmet oldu; böylece yalnız İsrail’in yaptığı fetih ve genişlemelere destek bulmuş olmadı, ayrıca İsrail’e yönelik tutkulu bir sevgi de ortaya çıktı.” (Noam Chomsky, Güç Kimin Elinde ?,s. 111 – 112)
Evanjelizm, birçok bakımdan “İsrail’e hizmet” e odaklanmıştı. “Siyonizm’e hizmetin gazetesi” denilen New York Times’in 27 Aralık 1998 tarihli bir haberinde Kudüs’te Mescit -i Aksa’nın yıkılarak yerine Süleyman Mabedi’nin yapılacağının haya edildiği ve yine adı gecen yılda bir Siyonist siteye düşülen notta, aynı hayal dile getiriliyordu. ( Gracee Hallsell, Tanrıyı Kıyamete Zorlamak, Çev. M. Acar – H. Özmen, Kim Yayınları, Ankara, 2003, s. 80 v 85)
Jerry Falwell’in söyledikleri: “Teolojik açıdan her Hristiyan İsrail’i desteklemek zorundadır. Şayet İsrail’i koruyamazsak Tanrı nezdindeki itibarımız zedelenir.” ( Hallsell , s. 114)
Halsell’in kendi yazdıkları: Evanjelizm’den “Neo – Fundamentalizm” diye bahsettikten sonra, “Evanjelistler, Tanrı ve yeryüzünde yaşayan 6 milyar insanla ilgili dar bir görüşe sahiptirler. Onlar sadece iki insan topluluğu, Hristiyan ve Yahudilerle ilgilenen kabilevi bir Tanrı’ya taparlar. Hristiyanlar olarak onlar için önemli olan her şeyin İsrail üzerine odaklı olduğunu söylerler. Şöyle bir düşünceyi savunurlar: Tanrı şu anda sayıları 14 milyonu bulan Yahudi’yi ‘dünyevi’ 1 milyar cıvarındaki Hristiyanı da ‘semavi’ bir çizgiye yerleştirmiştir. Diğer 5 milyar insan ise, Tanrı kendilerinin Armagedon’da ölmelerini dileyinceye kadar, esasen Tanrı radarının gözlem alanı dışındadırlar.” (Hallsell, , s. 138 – 139) (Devam Edecek)

  • Etiketler

The comments are closed.

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz