MİDİ VOLEYBOLCULAR TÜRKİYE FİNALLERİNDE

MİDİ VOLEYBOLCULAR TÜRKİYE FİNALLERİNDE

ŞEHİR HASTANESİ’NE TAŞINMA İŞLEMİ 29 MAYIS’TA TAMAMLANACAK

ŞEHİR HASTANESİ’NE TAŞINMA İŞLEMİ 29 MAYIS’TA TAMAMLANACAK

BAŞKAN CABBAR HASTA VE YAŞLI ZİYARETLERİNE DEVAM EDİYOR

BAŞKAN CABBAR HASTA VE YAŞLI ZİYARETLERİNE DEVAM EDİYOR

BAŞKAN ÇELİK’İN ÖNEM VERDİĞİ YOL

BAŞKAN ÇELİK’İN ÖNEM VERDİĞİ YOL

MHP MİLLETVEKİLİ ADAYLARI VATANDAŞLA KUCAKLAŞMAYA DEVAM EDİYOR

MHP MİLLETVEKİLİ ADAYLARI VATANDAŞLA KUCAKLAŞMAYA DEVAM EDİYOR

HEDEF ÜLKE TÜRKİYE-38
  • SÜLEYMANKOCABAŞ
    • SÜLEYMAN KOCABAŞ
    • suleymankocabas@kayserihakimiyet2000.com
    • 10 Mart 2018 - 15:26:05

Bugünün dünyası, Hristiyan –Yahudi – Budist şiddeti karşısında seçici bir körlük içerisindedir.” (Atasoy Müftüoğlu, Engelleri Aşmak, Yeni Şafak , 4 Aralık 2017)
Bugün İslam coğrafyasında durmadan kan akıyor ve akan kan gövdeyi götürüyor. Bir pazar yeri, bir cami vb. bombalanıyor, yüzlerce kişi ölüyor ve yaralanıyor. Bu olup bitenler karşısında dünyanın kılı bile kıpırdamıyor. Ama herhangi bir yerde bir şiddet ve terör olayı ile bir Hristiyan veya Yahudi öldürülse dünya velveleyi veriliyor. Çünkü, Evangelistlerin nezdinde “insan sayılabilecekler” Yahudiler ve Hristiyanlardır. Diğerleri “Tanrı adına öldürülmesi gereken suçlular ve düşmanlar” olarak görülüyor.
NATO’nun ve Avrupa Birliği’nin “Yeni Dünya Düzeni” ve BOP’a Göre Yeniden Dizaynları
NATO’nun Amerikan hegemonyası için kuruluşu: Soğuk Savaş döneminin (1948 – 1990) kurumsal olarak en büyük göstergesi , 4 Nisan 1949’da Washington’da imzalanan NATO ( North Atlantiç Treaty Organization – Kuzey Atlantik Antlaşması) ve Varşova paktlarının kurulması ve varlığı olmuştu. NATO, II. Dünya Harbinin bitimimde, Sovyet Rusya, Almanya’nın elinden geri aldığı Doğu ve Orta Avrupa’ ülkelerinin başına yandaşı komünist partileri iktidara taşıyarak buraları nüfuzunu alınca, Batı Avrupa ülkeleri, komünizm ve Sovyet yayılmacılığı ile daha yakından tehdit edilir hale gelmeleri sonucu, kendilerini bunlardan korumak için ABD’nin önerisiyle NATO’yu kurmuşlardı. Amerika’nın bu teşkilatın kurulmasına öncülük etmesi, onun vasıtasıyla Avrupa’yı askeri kontrol ve hakimiyetine alması emelinden kaynaklanıyordu ki, onun “Demokrasi Cephesi” denilen Batı Avrupa ülkeleri üzerindeki “hegemonyası” nı kurmasının yollarından birisi bu teşkilatın kurulmasından geçiyordu. ABD, askeriyle zaten II. Dünya Harbi yıllarında Avrupa’ya girmişti. “Amerika, savaşa dahil olmasa, bu kıta tümüyle ya Almanya’nın ya da Sovyet Rusya’nın hegemonyasına girerdi” deniliyor ki, Amerika bu hegemonyalar yerine kıtaya kendi hegemonyasını kurmak için girmişti.
Amerika’nın liderliğinde NATO kurulunca, buna alternatif olarak SSCB de Doğu ve Orta Avrupa’daki peyki komünist ülkeler ile birlikte kendi liderliğinde “Berlin Duvarı” nın inşası ile birlikte gelen 14 Mayıs 1955’de Varşova Paktı’nı kurdu. Bu paktın amacı da, NATO’dan gelebilecek saldırılara karşı peykleri ve Sovyet Rusya’nın kendilerini korumaktı.
Soğuk Savaş döneminde ”Sıçak Savaş” demek, NATO ve Varşova paktları arasında fiili silahlı çatışma demekti. Böyle bir savaş, klasik silahlardan olan konvansiyonel silahlar yanından nükleer silahlar da üretildiği için, giderek “dünya için kıyamet sahnesi olacak” denilen nükleer silahların da kullanılmasını gündeme getirecekti. Nükleer silah atom bombasının II. Dünya Harbi yıllarında, Amerika’nın Japonya’yı mağlup etmek için Hiroşima şehrinde meydana getirdiği “büyük yıkım” herkesin hafızasında idi. Birkaç saat içinde 100 bin kişi ölmüş, bir o kadar kişi yaralanmış . şehir yerle bir olmuştu. İşte bu korkunç sahne sebebiyle insanlık nükleer bir harpten çok ürküyor, daha geniş boyutlu nükleer bir harbi “dünyanın sonu” olarak görmeye başladığı için ondan mümkün olduğu kadar kaçınmamanın yollarını ararken, NATO ve Varşova paktları da buna adapte olarak, aralarındaki rekabette “nükleer silahlar yarışı” na da girerlerken, getireceği “büyük felaketler” sebebiyle de bundan “kaçınmaları” nın yollarını aramaya baalamalırı sonucu, iki tarafın da nükleer silahlara sahip olması, bloklar arasında sıcak çatışmada “caydırıcılık” doğuruyordu. Bu sebepten, bloklar arası rekabet, silahlı çatışmaya dönüşemediği için buna “Soğuk Savaş dönemi” denilmişti.
Amerika’nın “komünizm öcüsü” veya “komünizm tehlikesi abartısı” ile dünyayı hegemonyasına almak için dizaynı: Soğuk Savaş döneminde, bloklar arasındaki savaş genelde, “psikolojik, ideolojik veya kültürel savaş” olarak cereyan etti. Özellikle Amerika, dünyaya kendi hegemonyasını kurmak için “komünizm öcüsü, tehdidi” nden azami derecede faydalandı. Dünya milletleri için “komünizm tehdidi” yok değildi. Hele SSCB’nin dışı politika hedeflerinden birisinin de dünyaya kendi rejimi “komünizmin ihracı” olunca, bu “tehlike ve tehdit” in varlığı inkar edilemezdi. Ama bunun, dikkate alınacak bir durumu da “abartıldığı kadar” olmaması idi. Zaten komünizm ideolojik yapısı ve pratiği ile “insan ve tabiatın kanunlarına uymadığı” için genelde herkesin “korkulu rüyası” idi. İşte Amerika bunu, dünyayı kendi hegemonyasına almak için sonuna kadar kullandı ve istismar etti. Hem kendi sistemi hem de insanlık içi bir “şeytan” olan Komünizmi “daha büyük şeytan” yaparak kullandı. Kendisini ona karşı “koruyucu melek” statüsüne sokarak, anti –komünist dünyaya bununla hulul etti ve onu nüfuzuna aldı.
Amerika’nın, kendi hegemonyasını kurması için “komünizm öcüsü ve tehdidi” ne nasıl sarıldığı Amerikalıların kendileri tarafından da dile getirilmiştir. Bunlardan birkaç örnek şöyledir:
James McCartney: “Genelde istihbarat çevreleri tarafından yönlendirilen Amerikan yetkilileri 50 yıldan uzun bir süredir ülkenin karşısındaki tehditleri abartmaktadır.
Bu davranış kalıbını incelemeye başlamak için güzel bir nokta, Sovyetler Birliği tehdidini kasıtlı olarak olduğundan büyük gösteren ve Soğuk Savaş için zemin hazırlayan Başkan Truman’a sunulmuş NSC – 68 raporudur. Rapor kıyametciler tarafından yazılmış gibiydi. Sovyet tehdidinin ‘Sadece ABD Cumhuriyetini değil, medeniyetin de yok edilmesini’ içerdiği belirtilmekteydi. … Rapor, ABD askeri güçlerinde büyük oranda büyümeyi sağlamak için Sovyet tehdidini kasıtlı olarak abartıları ihtiva etmekteydi.
II. Dünya Savaşı, kabaca 25 milyon Sovyet vatandaşının (ABD’nin kayıplarının 60 katına karşılık gelen bir miktar) ölümüne neden olmuş ve endüstrisinin de yarısını yok etmişti. Kennan’ın görüşü, yabancıların istilasından kaynaklanan yıkımın içinde güvensiz ve savunma ağırlıklı idare edilen bir SSCB iken Nitze’nin NSC – 68 raporu, SSCB’nin ‘yeni bir fanatik inançla canlandığını, ABD karşıtı olduğunu ve dünyanın kalanına kendi mutlak otoritesini yaymanın yollarını aradığını’ ilan ediyordu…
Nitze’nin Dışişleri Bakanlığı ve askeri analizciler Sovyet saldırısına dair büyük bir tehlike olduğunu belirtmek için CIA’ya baskılar yaptılar…(Devam Edecek)

  • Etiketler

The comments are closed.

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz