YEMLİHA YOLU’NU KULLANAN SÜRÜCÜLERE UYARI

YEMLİHA YOLU’NU KULLANAN SÜRÜCÜLERE UYARI

BAĞLAMIŞ, “ AMACIMIZ ŞEHRİMİZE VE ÜLKEMİZE HİZMET ETMEK”

BAĞLAMIŞ, “ AMACIMIZ ŞEHRİMİZE VE ÜLKEMİZE HİZMET ETMEK”

YOL ÇİZGİLERİ MELİKGAZİ BELEDİYESİNCE YAPILIYOR

YOL ÇİZGİLERİ MELİKGAZİ BELEDİYESİNCE YAPILIYOR

NUH NACİ YAZGAN ÜNİVERSİTESİNDE MEZUNİYET COŞKUSU

NUH NACİ YAZGAN ÜNİVERSİTESİNDE MEZUNİYET COŞKUSU

ERÜ MÜHENDİSLİK FAKÜLTESİ 4 BÖLÜMDEN 500 ÖĞRENCİ MEZUN OLDU

ERÜ MÜHENDİSLİK FAKÜLTESİ 4 BÖLÜMDEN 500 ÖĞRENCİ MEZUN OLDU

HEDEF ÜLKE TÜRKİYE-39
  • SÜLEYMANKOCABAŞ
    • SÜLEYMAN KOCABAŞ
    • suleymankocabas@kayserihakimiyet2000.com
    • 12 Mart 2018 - 13:50:49

CIA tarihine ilişkin çalışmasında Weiner, ‘Stalin’in dünya egemenliği için bir planı ya da bunu gerçekleştirecek araçları hiçbir zaman olmadı’ diye yazmıştı. Stalin’in uzun süre yardımcılığını yapmış ve daha sonra yerine geçmiş olan Nikata Khrushchev bir hatırasında, Amerika ile girişilecek küresel bir savaştan dolayı ‘titrediğini’ belirtmektedir. Khrushchev söyle demişti: “Stalin savaştan korkuyordu. Hiçbir zaman ABD ile savaşı başlatacak bir şey yapmadı. Zayıflıklarının farkındaydı’ . Sovyet tehdidini abartmak 1950’lerde Amerikan siyasetinde yaygındı.” ( James McCartney, Amerikan Savaş Makinası Çıkar Grupları ve Bitmeyen Çatışma, Çev. A. Atav, Buzdağı Yayınevi, Ankara, 2017, s. 115 – 117)
Burada yeniden bir hatırlatma yapalım: Amerika o zamanlar, “olmayan tehlike, tehdit Stalin”i , dünyayı hegemonyasına almak için günümüzde yine onun için “olmayan tehdit Saddam” gibi kullanmak istiyordu ve kullandı. Stalin, misyonunun başından sonunu kadar o günlerde “Amerika’nın Saddamı” olmuştu. Başkan Truman da zaten “Stalin ne iyi adam, istediğimizi yapıyor” demişti.
McCarthey, kitabında, “komünizm öcüsü ve tehdidi” ni bütün dünyada abartma görevinin ABD’deki “Çıkar Grupları” tarafından CIA’ya verildiğinden bahisle şunları yazar: “CIA’nın bugünü kadar dış politikanın en önemli konularını anlama ve tam olarak aktarma konusundaki sicili korkutucu derecede berbattır. Kendisine verilen en önemli görev ve aynı zamanda kuruluş nedeni olan Sovyetler Birliği’nden algılanan tehdit konusunda da son derece yanılmıştı (veya böyle yapması istenmişti). Sovyetlerin askeri, ekonomik ve siyasi güçlerini defalarca abartılı olarak tahmin etmişti (veya ettirilmişti)…
Kayıtlar, ülkenin dış politika kurumunun (CIA da bunun bir parçasıdır) korku ortamı yaratmaktan genellikle suçlu olduğunu ortaya koymaktadır. Bu suç günümüzde de işlenmektedir. İki önemli örnek, her iki durumda da CIA’nın önemli bir rol oynamış olduğu Irak ve Soğuk Savaş’tır…
Irak, bu konuda ideal bir örnek olaydır. Irak’ta bir savaş için sağcılar (Neaconlar, Evangelistler, Siyonist lobi) tarafından yönetilen kampanya aslında Clinton yönetiminin son dönemlerinde başlatılmıştı ama esas ilgiyi, 11 Eylül 2001’deki New York Dünya Ticaret Merkezi ile Washington’daki Pentagon’a yapılan saldırılardan sonra çekmiştir.” (McCarthey, s. 106 – 107)
Görülüyor ki, Amerika’nın hegemonik emelleri için dün “olmayan tehdit Stalin – SSCB ” kullanılırken bugün de “olmayan tehdit Saddam –Irak” kullanılmış, tarih 50 sene sonra tekerrür etmiştir.
Anthoney Arnove’nin yazdıkları: “Aslında, abartılı bir tehdit olarak başvurulan ‘dünya komünizmi’ heyulası, ABD’ye yer yüzünün her tarafına yayılmak açısından etkili bir bahane sayılıyordu ve ABD zaten çok geçmeden 100 kadar üsse sahip olmuştu. ‘Sovyetlerin dünyayı fethetmesinin önünde sadece Amerika Birleşik Devletleri durabilirdi’ imajı uyandırılmıştı.” (Anthony Arnove, Irak’tan Çekilmenin Mantığı, Çev. O. Akınhay, Angora Kitaplığı, İstanbul, 2006, s. 137)
NATO niçin dağıtılmadı? : NATO, Soğuk Savaş döneminin bir tezahürü olarak kurulmuştu. 1990’da SSCB dağılıp komünizm çöktükten sonra, artık bir “tehdit ve tehlike” kalmadığı için Varşova Paktı’nın dağıtılması yanında NATO’nun da dağıtılması gerekirdi. Dünyada NATO ülkeleri de dahil herkesin beklentisi bu idi. Ama, durumun böyle olmadığı görüldü. Buna sebep olarak, ABD’nin Soğuk Savaş döneminin bitimiyle gelen “tek kutuplu dünya” da, kendi hegemonyasını artarak sürdürmeye devam olarak bu sefer de NATO’yu “Yeni Dünya Düzeni için kullanmak istediği” oldu.
Amerika’nın “Yeni Dünya Düzeni” nin mimarlarından eski dışişleri bakanı ve başkanların baş danışmanlarından Henry Kissinger, Soğuk Savaş döneminin bitimiyle birlikte NATO ve AB’nin dağıtılmaması gerektiği ve yeni oluşuma “adapte” edilmesi hakkında şunları yazar: “Soğuk Savaş sonrası dünyada Avrupa, yeni Amerikan politikasını desteklemeyebilir, fakat Amerika, üç kuşağın politikalarını zafer saatinde terk etmemeyi kendisi için görev kabul etmelidir. İttifakın karşısındaki görev, Atlantik ilişkisine şekil veren iki kurum olan NATO ve AB’yi Soğuk Savaş sonrası dünyanın gerçeklerine adapte etmelidir.
NATO, Amerika ile Avrupa’yı bağlayan başlıca kurumsal bağdır. NATO oluşturulduğu zaman, Rus birlikleri, bölünmüş Almanya’da Elbe kıyılarındaydı. Konvansiyonel kuvvetleri ile Batı Avrupa’yı işgal edebileceğine inanılan Rus ordusu, kısa zamanda atom silahlarını da üretmeye başladı. Soğuk Savaş boyunca, Batı Avrupa’nın güvenliği Amerika tarafından sağlandı ve Soğuk Savaş sonrası NATO kurumları hâlâ bu durumu yansıtır. Birleşik Devletler, bir Amerikan generalinin kumandası altındaki entegre edilmiş kumandanlığı kontrolü altında tutmaktadır ve savunmaya farklı bir Avrupa kimliği getirmek isteyen Fransız girişiklerine karşı çıkmıştır.” (Henry Kissinger, Diplomasi, Çev. İ. H. Kurt, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul, 2017, s. 797)
1992’de Fransa’nın istediği, Soğuk Savaş döneminin bitimiyle birlikte artık NATO’ya gerek kalmadığı ve onun yerine Avrupa Birliği’nin kendisini savunması için “Avrupa Ordusu” nun kurulması fikri idi. Amerika, buna karşı çıktı.
Amerika, NATO’nun neden dağıtılmasını istemiyor? Çünkü, Avrupa’da NATO sayesinde vardı. Soğuk Savaş döneminin başlamasıyla birlikte Avrupa üzerine hegemonyasını NATO sayesinde kurmuştu. Batı Avrupa’daki askeri üsleri ve ordusuyla burasını nüfuzuna almakla Batı Avrupa’yı bir nevi 50’inci vilayeti haline getirmişti. Bunun sonucu, Brzezinsi’in deyimiyle Avrupalı’yı tarihinde ilk defe “özne” olmaktan çıkarmış, kendi hakimiyetinde “nesne” haline getirmişti. Bu özelliğini kaybetmek istemiyordu. (Devam Edecek)

  • Etiketler

The comments are closed.

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz