Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!

googleplay
Kayseri Hakimiyet Gazetesi / www.kayserihakimiyet2000.com
ABDULLAH AYATA

İÇ GÜVEYİSİ-5

Bu haber 18 Nisan 2019 - 11:59 'de eklendi ve 23 kez görüntülendi.
İÇ GÜVEYİSİ-5

Ertesi gün, hurdacı Cuma nalbur Fahrettin’in dükkânına gitti. Tanışıp uzun uzun konuştular. Bu konuşmadan Cuma çok memnun kalmıştı. Gönül razı olursa Hatem de ikna edilecek, Hacı Mahmut’tan kızı istenecekti. Bu işlerin gerçekleşebilmesi için de oğlanla kızın gizlice bir yerde buluşturulup, tanışıp konuşmaları gerekiyordu. Bu işi de Fahrettin’in hanımı ayarlamaya çalışacaktı.

Hacı Mahmut arkadaşı Fahrettin’le sürekli irtibat halindeydi. Hatem ve amcasının kıvama geldiği

haberini alınca kızı Gönül’ü karşısına aldı.

“Kızım, sana önemli bir şey söylemek istiyorum.”

“Buyur baba. Seni dinliyorum.”

“Biliyorsun, evlilik çağın geldi geçiyor.”

“Baba, ben o defteri kapattım. Hayatımı yaşamaya bakıyorum.”

“Nereye kadar?”

“Nereye kadar giderse oraya kadar.”

“Yanlış düşünüyorsun. Senin de evlenip çoluğa çocuğa kavuşmanı bekliyoruz. Mürüvvetini görmek istiyoruz. Elbette annenle ben bir gün öleceğiz. O zaman ne yapacaksın? Ağabeyin, ablan bu durumda yaşamana fırsat tanırlar mı sanıyorsun?”

“Tövbe tövbe. Nasıl konuşuyorsun baba. Allah beni onların eline bırakmasın.”

“Öyleyse evliliği düşünmelisin.”

“Düşüneyim düşünmesine de ben kendi durumumun farkındayım. Özürlüyüm ve yaşım geçti. İyisi beni almaz. Kötüsünü ben ne yapayım?”

“Özürlü olmak, Allah’tan gelen bir sabır imtihanı. Sakın isyankâr olma. Kendine biraz çekidüzen ver. Zira bir talibin var.”

“Gerçek mi? Kim bu enayi?”

“Bak, hemen ağzını bozdun.”

“Peki peki. Kim bu şanslı adam?”

“Ciddi ciddi evlenmeye söz verirsen söylerim.”

“Olabilir, neden olmasın. Allah aşkına nasıl bir adam, söylesene baba?”

“Genç, yakışıklı, dürüst.”

“Gerçekten mi?”

“Sana hiç yalan söyledim mi?”

Baba kız saatlerce konuştular. Gönül, kendisine talip olan insanın yıllardır babasının yanında çalışan, babası tarafından yetiştirilen yirmi iki yaşında bir genç olduğunu duyunca çok sevindi.

Adını duymuştu ama kendisini görmemişti. Babası öve öve bitiremediğine göre, mükemmel biri olmalıydı. Bir de istediğin beden ölçülerinde ve yakışıklıysa turnayı gözünden vurdun kızım, düşüncesiyle içi içine sığmıyordu. Bir an önce bu gençle tanışmak için can atıyor, lakin babasının yanında duygularını belli edemiyordu. O geceyi uykusuz geçirdi.

Sabah olunca Hacı Mahmut, kızının ikna olduğu haberini telefonla Fahrettin’e bildirdi. Haber üzerine Fahrettin Hatem’i arayıp, hanımının kızla birkaç defa konuşarak, onu tanışıp konuşmalarına zor da olsa ikna edebildiğini, hafta sonu sahildeki Yakamoz Çay bahçesi’ne saat 14.00’te kızın geleceğini, bu buluşmanın çok gizli olduğunu, eğer anlaşabilirlerse babasından gidip kızı isteyecekleri müjdesini verdi. Hatem, bu habere hem sevinmiş hem de birileri tarafında görülme korkusu yaşamaya başlamıştı. Aslında kız ailesinin bu buluşmadan haberi vardı elbette.

Hafta sonuna daha iki gün vardı. Bu iki gün merak ve heyecandan her ikisinin de hayatına çok uzun birer zaman dilimi olarak yansıdı. Buluşma saatinin çok öncesinden giyinip kuşanan Hatem ile Gönül, vakit yaklaşınca malum çay bahçesinin yolunu tuttular. Önce Hatem geldi dolmuşa binerek belirtilen mekâna. Bir masaya oturup denizin dalgalarını izlemeye başladı. Daha sonra Gönül teşrif etti özel arabasıyla aynı yere. Hatem, Gönül’ü mavi döpiyesinden tanıyacaktı. Ayrı masalara oturdular. Hatem’in yan taraflardaki masalardan birinde oturan, söylediği gibi giyinen kıza gözü çarptı. İyice heyecanlanmıştı. “Bu o olmalı,”

diyerek yerinden kalktı. Ürkek adımlarla kızın yanına gitti.

“Merhaba. Siz Gönül Hanım olmalısınız.”

“Evet, ismim Gönül.”

“Ben Hatem. Oturabilir miyim?”

“Tabii, buyurun.”

El sıkışıp birbirlerine gülümsediler. Hal hatır sordular. Hatem, Gönül’ün karşısına oturdu.

Birbirlerini süzmeye başladılar. Hatem’e göre kızın yüzü güzeldi. Aslında yaşından daha genç gösteriyordu. Dudakları, tırnakları boyalıydı. Sağ tarafının eğikliği ne kadar dik durmaya çalışsa da fark ediliyordu. Neden sonra, incelemeyi bırakıp kıza, “Nasılsınız?” diye sordu.

“İyiyim, teşekkür ederim. Siz nasılsınız?”

“Ben de iyiyim.”

Çaylar söylendi. İkisi de temkinli hareket ediyorlardı. Gönül’e göre Hatem, boyu bosu, çekici yüz hatları, çakır gözleriyle aradığı vasıflardan çok üstündü. western filmlerinin başrol oyuncuları gibiydi. Müthiş bir çocuğa benziyor, kaçırmamalıyım düşüncesi içindeydi, içinin yağı erimiş, görür görmez sarhoş olmuş, cin çarpmışa dönmüştü sanki…

Nezaket kurallarına uygun çaylarını içtiler. Hiç konuşmayıp birbirlerinin gözlerine bakıyorlardı.

Gönül, ilk konuşmanın Hatem’den gelmesini bekliyor, o ise ne konuşacağım bilemiyordu.

Nihayet sonunda Hatem, “Affedersiniz, ne konuşacağımı, nasıl davranacağımı bilemiyorum.

Şimdiye kadar hiç kız arkadaşım olmadı. Çok heyecanlıyım,” diyebildi.

“Sizi görünce ben de heyecanlandım. Benimle tanışıp arkadaşlık kurmak isteyen çok şahıs oldu  ama hiçbiriyle görüşmeyi kabul etmedim. Size gelince, Fahrettin Amcalar o kadar ısrar ettiler ki, hatırlarını kıramayıp buraya kadar gelmek zorunda kaldım.”

“İyi ki etmişler. Yoksa sizinle tanışmaktan mahrum olurdum.”

“Ben de geldiğime pişman değilim. Anlattıkları gibi, çok iyi bir insansınız galiba. Ne yalan  söyleyeyim çok hoşuma gittiniz.”

“Benim de size içim ısındı. Çok güzelsiniz.”

“Teşekkür ederim.”

“Yalnız, tanıdık birileri tarafından görülüp konuştuğumuzun Hacı Amca’ya duyurulmasından çok  korkuyorum.”

“Merak etme duyulmaz. Sonra kimi ilgilendirir?”

Çaylar tazelendi. Karşılıklı iltifatlarla konuşmaları devam etti. İki saat süren sohbetten sonra

gelecek hafta aynı yerde aynı saatte buluşmayı kararlaştırarak yerlerinden kalktılar. Hatem, Gönül  ile birlikte onun arabasına kadar yürüdü. Kızın kamburu iyice belli oluyordu. Lakin yürümesine  engeli yoktu.

“Buyur, seni istediğin yere bırakayım.”

“Hayır sağ ol. Ben kendim giderim.”

“Utanma, atla.”

“Lütfen ısrar etme. Belki öteki sefere.”

“Tamam. Siz bilirsiniz. Allahaısmarladık.”

“Güle güle.”

“Haftaya görüşmek üzere.” (Devam Edecek)

 

 

 

 

 

Etiketler :
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER