BAŞKAN EKİCİ, “KENTSEL DÖNÜŞÜM PROJESİ HIZ KESMEDEN İLERLİYOR”

BAŞKAN EKİCİ, “KENTSEL DÖNÜŞÜM PROJESİ HIZ KESMEDEN İLERLİYOR”

DEVELİ KAYMAKAMI DURU ÇAY OCAĞINDA VATANDAŞLARLA BULUŞTU

DEVELİ KAYMAKAMI DURU ÇAY OCAĞINDA VATANDAŞLARLA BULUŞTU

KAYSERİSPOR’DA MEDİPOL BAŞAKŞEHİR MESAİSİ DEVAM EDİYOR

KAYSERİSPOR’DA MEDİPOL BAŞAKŞEHİR MESAİSİ DEVAM EDİYOR

708278.İL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ SAĞLIK BAKANLIĞI.24.11.2017

708278.İL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ SAĞLIK BAKANLIĞI.24.11.2017

MELİKGAZİ İMAM HATİP ORTAOKULU’NDAN MÜFTÜLÜĞE ZİYARET

MELİKGAZİ İMAM HATİP ORTAOKULU’NDAN MÜFTÜLÜĞE ZİYARET

“IŞIK EVLERİ” VE 15 TEMMUZ 2016
  • AHMETCENGİZ
    • AHMET CENGİZ
    • AHMETCENGiZ@kayserihakimiyet2000.com
    • 18 Temmuz 2016 - 14:45:25

Daha sonra ki yıllar da! “Bir Televizyon Klasiği” haline gelen ‘Ceviz Kabuğu’ programını o zaman ki özel TV’lerden olan HBB kanalından seyrediyor ve sabahlara kadar uykusuz kalıyorduk… Gazeteci-yazar ‘Hulki Cevizoğlu’ her hafta yayınına farklı bir konu ve konukla başlıyor, meraklılarını sabahlara kadar ekran başında esir ediyordu.

* * *

Tabii! Bazıları için o günde ve bu gün bile anlamsız gelse de (Tele voleler varken) meraklıları bir sonraki haftanın konu ve konuğunu sabırsızlıkla bekliyorlardı. İşte öyle bir haftaki yayınlanan programın konusu ‘Işık Evleri’ idi. Yayına katılan konuk ise ‘Işık Evleri’nde yetişmiş ve Türki Cumhuriyetlerinden birisinde ‘Gülen Cemaati’ne bağlı özel bir okulda eğitimci olarak görevlendirilmiş ‘genç’ bir öğretmendi.

Şimdi Işık Evlerinin 15 Temmuz 2016 ile alakası ne diyebilirsiniz. O genç öğretmen o günden, bu günlerde yaşanacakları bir bir sıralıyordu…
Genç eğitimci, diyordu ki! ‘Işık Evleri’nde yetişen öğrenciler ileri ki yıllarda: “T.C.’nin Askeri, Polisi, İstihbaratçısı, Hakimi, Savcısı, Maliyecisi, Bürokrasisi velhasıl! Türkiye Cumhuriyeti Devlet’inin kendisi olacak diyordu!”

* * *

Bugün geldiğimiz nokta da! Türkiye Cumhuriyeti Devlet’inin içine sızmış ‘Hain’ler diye ifade edilen kişiler! İşte o gün ifşa edilmiş ama, Türkiye Cumhuriyeti Devleti tarafından ciddiye alınmayan, hatta zaman zaman bilerek ve isteyerek desteklenen bu cemaat üyeleri (Işık Evlerinde yetişen öğrenciler) 15 Temmuz 2016 günü yaşanan ‘Darbe Kalkışma’sının her biri kendi alanın da yetişmiş üyeleri oldular!..

Burada şunu da unutmamak gerekir: Bu cemaat üyeleri ilk başlarda gizli gizli örgütlenirken, zaman içinde icraatlarını alenen, kendilerine buldukları her mecrada açık açık uygulamaya geçirdiler… Hatta işi o kadar ileri götürdüler ki, ülkenin ulaşılamaz gibi görünen kişi ve kurumlarına alenen cephe alıp, insanların geleceklerini mahvettiler…

* * *

Şimdi geriye dönüp baktığımız zaman; Asker ve Polis okulları sınavları, KPSS sınavları, Üniversite sınavları, Hakim ve Savcı atamaları v.s. sınav ve atamalar ile demek ki, bir ülkenin kaderi zaman içerisinde nasıl değişebiliyor şimdi daha iyi görebiliyoruz!..

Öyle zamanlar oldu ki; bu cemaat üyelerinden olmayan insanlar, devletin her türlü imkanları kullanılarak sindirilip, hayatları zindan edildi! Bu yüzden parçalanan yüzlerce aile ortaya çıktı… Bu uygulamaları yaparken, dini inancımız olan ‘Müslümanlığı’ bile istismar etmekten asla vazgeçmediler… Komutanlarını esir alabilecek kadar gözleri dönmüş bu insanlar, içinden çıktıkları ‘Türk Milleti’nin milli ve manevi değerlerini kendi menfaatleri için kullanmaktan hiçbir zaman çekinmediler…
Öyle ki; 15 Temmuz günü TBMM’sine bomba atacak kadar alçaldılar…

* * *

Güzel Türkçemizde bir deyim vardır, ‘Su uyur düşman uyumaz’ diye… O günlerde ‘Tele vole’, bu gün ise farklı bir versiyonu olan ‘Survivor’ ile gün geçiren benim güzel ülkemin insanları! Bu gün ‘hain’ ilan ettiğimiz, hatta ‘idam’ edilsinler dediğimiz bu insanlar, bu ülkenin imkanlarını kullanarak oturdukları makamlara geldiler… Gelirlerken de kendilerinden olmadıklarını bildikleri insanlara devletin imkanlarını kullanarak zulüm ettiler, silah çektiler, yetmedi kendi halkını öldürdüler…

* * *

Artık şunu görmemiz gerekiyor; Bu ülke bizim! Ülkemizin birlik-beraberliği, geleceğinin teminatı, içeride-dışarıda itibarı için insanların “milli, dini ve siyasi” duygularını istismar etmeden bir daha bu tür olaylara zemin hazırlayacak davranışlara karşı milletçe uyanık olmamız gerekiyor. Bunda da en önemli görev: Başta siyasetçiler olmak üzere ülkeyi yöneten ve yönetmeye talip olanlara, onlara oy veren sade vatandaşımıza, aydın-yazarlara, eğitimci ve STK’lara, ezcümle ‘bu ülke benim’ gidecek başka yerim yok diyen herkese düşüyor…

  • Etiketler

The comments are closed.

Üye Girişi
  • Kullanıcı Adınız
  • Şifreniz